2 Eylül 2009 Çarşamba

Beşiktaş Vergi Yüzsüzleri Arasında


Vergi yüzsüzleri listesinde Beşiktaş Jetpa Holding, İmar Bankası, İstanbul BŞB, Kocaeli Belediyesi ve Gebze Belediyesi ile birlikte anıldı bugün gazetelerde. Futbol dünyasından tanıdık iki futbol takımı var. 26.6 ile Kocaelispor, 16.2 ile Beşiktaş. Aferin başkan böyle devam.

1 Eylül 2009 Salı

Adana Demirspor & Livorno

Blog sahibinin Adana Demirspor tutkusunu biliriz. Benim şimdi yakaladığım bu haberi şimdiye kadar yazmaması ilginç.

Livorno Adana'ya geliyor, Adana Demirsporla dostluk maçı yapacaklar Cuma günü. Adana Demirspor'un taraftarı sosyal demokrattır,futbolla siyaseti birbirinden ayrı tutmazlar. En önemli taraftar gruplarının adı da "Blue İnferno" dur. Tahminim odur ki hakiki "Inferno" lar da gelir maça, Livorno taraftarları yani. Çarşı'dan bir grup ta gidecekmiş maçı izlemeye.

İlginç bir karşılaşma olacak. Televizyon verse de izlesek.

İtibar

Futbol kulüplerimiz kurumsal olmakla, kulüpleri bir profesyonel gibi yönettiklerini iddia ederek övünüyorlardı bir zamanlar. Kurumsal olmak, sportif a.ş adını almak, borsaya açılmak... Bu sihirli sözler futbolseverler için bir anlam ifade ediyor mu?
Futbol basit oyundur ilkesi, futbolun amatör tarafı kimilerimizi daha çok ilgilendiriyor. Hele hele Türkiye'deki şu başarısız kulüp yönetimlerini görünce hepsi havada kalıyor, iş dünyası terimlerini futbolun içinde kullanmak isteyenler adeta kocaman bir .öt oluyor.
Yukarıda yarım yamalak da olsa bir iddia var evet. Bu iddiamı en çok destekleyen insanı ben isim vermeden anlatmaya çalışacağım.
Charles Fombrun adında bir adam bundan 26 yıl önce itibar kelimesinin altını öyle bir doldurmuş ki, onun tanımını Türkçeleştirenlerden okuyunca, "Ulan bu hayatta herşey itibardan ibaretmiş be" demekten alamıyor insan kendini. Fombrun demiş ki: "İtibar, finansal değerle yakından ilişkilidir. İyi itibar sermayeyi, kaliteli elemanları, müşterileri ve tüm iş ortaklarının desteğini mıknatıs gibi kendine çeker. Sonuçta iyi itibar kârlılık getirir." (Daha da var ama ben burada kesiyorum tatmin eder diye)
Aslında "İtibar bir davetiyedir" diyor. Herkese gönderirsin bu davetiyeyi. Ne kadar sevilirsen o kadar geri dönüş alırsın diye yorumluyorum ben.
Bu ifadeye bakınca itibardan anladığımız para=itibar gibi algılanabilir. Mesela "Türkiye'de en çok itibarı kim görür?" diye sorsak sokakta, "Paraya itibar ederler Türkiye'de" denilebilir. Doğru mudur? Kısmen doğrudur ama öyle adamlar vardır ki parasıyla bile itibar oluşturamaz, hatta itibarını iki paralık yapabilir insanların gözünde. Türkiye'de parayla insanları eğen büken bile varken, parasıyla rezil olanları da görünce şaşırıyor tabi insan.
Şimdi kurumsal bir yapı oluşturmak ve bu kurumsal yapının rakipleri karşısında başarılı olabilmesi için çok sağlam bir itibarı olması gerektiği açıktır. Bu kulüp yönetimi için de böyledir. Esnaf için de, otobüs firması için de, otel için de, siyasetçi için de.
En çok üstünde durulması gereken itibar yönetimleridir. En iyi bu noktadan analiz yapılabilir. Bir blogger için bile farklı değildir durum. Blogların ne kadar yorum aldıkları değil, ne derece kaliteli yorum aldıkları önemlidir. Radyolarında öyledir mesela... Para, reyting, nicelik yalandır yalan...

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Samimiyetsiz

"Unutmayın, % 200'e yakın zam istediğiniz futbolu da, genellikle %2 zam önerilen işçi-memur ve benzeri kesim izliyor. O %2 zammı da getirip sizin hesapsız-kitapsız futbol harcamalarınız için mi kullansınlar."
Şansal Büyüka yüzde 200 zamlanan yayın ihalesi için bu sözleri söylemiş. Doğru mu doğru. Ama siz değil miydiniz daha fazla decoder satalım diye, şampiyonlar belirleyen, isteyen... Yayınlarınız da bunu utanmadan dillendiren. Beşiktaş böyle giderse nalları dikeriz demeye getiren. Etikten bahsedene bakar mısınız?
Birde hiç umrunda olmayan, aslında Türkiye'de böyle bir sınıfın dahi olmadığı işçiler-memurlar üzerinden hükümete gönderme yapıyorsun. Nedense hep kuyruğunuza basılınca sahibinizin sesi oluyorsunuz.

Bucaspor Kombinesi ve Maskotu


Bucaspor işi biliyor. Kombine kartı taraftarın kapısına kadar gönderiyor. Kızları da koymuşlar. Zannedersin ki kapıyı açınca elinde kart bu kızları göreceksin. Hani 0 900'lü numaraları aradığında reklamdaki kızlarla konuşacaksın sanarsın ya -ben öyle zannederdim- o misal. İki haftada Kocaeli'ye 4, Çanakkale'ye 3 attılar. Herşey güllük gülistanlık. Bir de maskotlarını çözemedim arkadaş. Arı mıdır, eşek midir?

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Nihat Genç'in Futbol Yazıları


...Taraftar, sert-tekmeci oyuncusunu da, top tekniği yüksek, zarif oyuncusunu da sever. Bu delice hayranlık tasavvufta da aynıdır. Tanrı sevgisi ya güzellik ya da öfke-gazabıyla gerçekleşir. Tüm stadyum kahraman, savaşçı oyuncusunu göklere çıkartır, eskiden Erzurum'da atılan slogandı, "bokunu yiyim", "yar..... yiyim". Maçın doruk noktasında şuursuzlaşma yaşanır. Bilinç bütünüyle kaybolur, bilinç dışı tarih öncesi tarih öncesi dürtüler ortaya çıkar. Şuursuzlaşma anında seyircilerin ve futbolcuların tüm davranışları şempanzeleşir. Futbolcular, taraftarlar çığlıklarla hergün görüştükleri arkadaşlarına tekmeler, küfürler savurur. Taraftar yaka paça birbirine girer, tribünler birbirlerinin üstüne düşer, tel örgüler parçalanır. Aynı mahalleden hatta aynı aile içinden karşı takım taraftarlarıyla gözünü kırpmadan boğaz boğaza çatışmaya girer. Üstelik dünyada nefes aldığı müddetçe ruh varlığı hiçbir zaman allak bullak olmayacak, ben ne yaptım demeyecektir...(Sayfa: 630)


Uzun süredir bu kadar güzel bir tanımın futbola kondurulduğunu okumamıştım. Bu tanımın sahibi Nihat Genç. Ekranlarda Akp'ye oy verenleri böcek sürüsü olarak tanımladıktan sonra -en büyük hatasıydı- al aşağı edildi. Uzun süredir canlı olarak izleyemedim televizyonlarda. Kitaplarından uzun zamandır bitiremediğim Edebiyat Dersleri'nde geçen bir tanım yukarıdaki kısım.

En bombasını sona saklamak isterim. Yorum yapmaya bile gerek yok. Nihat Genç daha sık futbol yazsa keşke.


... Rakip aynı zamanda sapıktır, yavşaktır, puşttur, hakemle işbirliği içindedir, rakip, günahkarlar topluluğu, hainlerdir. Futbol maçı, kale ağlarının dişilik organına, golün şutun erkeklik organına benzetilmesiyle, düzülme-düzme, geçirme-koymanın cinsel heyecanını sembolize edip taşıdığıdır, bu yüzden hayatta erkeklere iktidarı verendir... (Sayfa: 634)

Ali Sami Yen'e Giderken


Şu yukarıdaki görüntüler bile yetti bana. Atmosfer muhteşemdi. Tek kötü olan golün bir türlü gelmemesiydi. Bir önceki maç için ara pası atan adam yok demiştim. Aynen devam ediyorum. Bu gece de araya top atamadık bir türlü. Kanatlarımız geçen sene Ekrem Dağ sayesinde biraz hareketlendiyse de defansın arasına atılan toplarla çok can yakmıştık. Bu sene ne yazık ki orta saha da yaşanan bu sorun devam ediyor. Ben biraz da şansa inanıyorum futbolda. Unutmamak gerek iki de topumuz direkten döndü. Futbolcuların kazanma hırsı derler ya hani. Onu da birçok oyuncu da gördüm bugün. Lige kötü başladık. İnönü de derdimize derman olmadı. Taraftar da tutuktu sebepsiz.
İnönü Stadyumu'nda ilk kez VIP tribünden seyrettim maçı. İnönü'ye giderken çok merak ediyordum şuj VIP ne menem birşey diye. İki sıra yanımda karaborsacılar birbirlerini gırtlaklayınca anladım ki Beşiktaş'ın VIP Tribünü de halkın içinde.
Maç içinde en beğendiğim oyuncu Ferrari'ydi. En kötüsü Nihat ve Hakan Arıkan. Birara bulunduğum tribünden anlamadığım bir tepki geldi. Maçta olanlar anımsayacaktır. Ernst çıkarken yuhalandı gibi oldu. Sonra anlaşıldı ki tepkiler Ernst'i alan Mustafa Denizli'yeymiş. Mustafa Denizli'nin bu oyunda kabahati neydi derseniz İbrahim Kaş diyebilirim. Hazır değil. Keza Nihat'ta hazır olmadan oynaya oynaya açılması beklenenlerden ama bir de yedek kulübesinden gelişini görelim hocam artık. Tepki yoktu maç sonu. Ben şahit olmadım. Beşiktaş'tan Galatasaray'a bir güzellik bekliyorum. Başka yolu da yok zaten. Yoksa havluyu attı Beşiktaş başlıklarına hazır olalım...

28 Ağustos 2009 Cuma

Hodri Meydan

Beşiktaş-Gaziantepspor: 1
Trabzon-Bursa: 2

Fenerbahçe-Manisaspor: 1
Ankaragücü-İBB: 0

Kayseri-Denizli: 1
Sivas-Diyarbakır: 1
Kasımpaşa-G.Birliği: 0
Eskişehir-Antalya: 1
Ankaraspor-G.Saray:2

Beraberlik Yok Vol. 2

Beşiktaş-Gaziantepspor: 1
Trabzon-Bursa: 1
Fenerbahçe-Manisaspor: 1
Ankaragücü-İBB: 1
Kayseri-Denizli: 1
Sivas-Diyarbakır: 1
Kasımpaşa-G.Birliği: 2
Eskişehir-Antalya: 1
Ankaraspor-G.Saray:2

Kötü Kura

Rakipler Manchester United, CSKA ve Wolfsburg. Bir kaç kolay grup var. 1 ve 4. torbadan korkulu rüya çıktı. 2. torba umutlanmamız gereken yegane sebep. Merakla bekliyorum neler yapacağımızı. İlk iki Man. Unitedve Wolfsburg güçlü ihtimal. Manchester United dışında grubun kalan 3 takımı da geldikleri torbayı haketmiyor. Wolfsburg 2. torba ayarında, CSKA 3. torba Beşiktaşımız ise 4. torba oldu Wolfsburg gelince. Bu pencereden bakınca gruba sadece Wolfsburg'un düşmesi bile bizim için kötü. Artık olan olmuş, merakla bekliyoruz maçları. Allah yardımcımız olsun. Ernst ve Fink Wolfsburg'un korkulu rüyası olsun diyerek bitirelim.

İlk Kez

Dün gece Fenerbahçeliler ilk kez kabusu tattılar. Maç 2-1 iken Kazım'a çalınan penaltı ne kadar doğru onu bilemiyorum ama Fenerbahçe rakibini hafife almanın bedelini ödeyebilirdi. Avrupa'da beklenmedik mağlubiyetleri kanıksamış neslimiz bir yenisini daha görebilirdi. Maçın geneli sıkıcıydı desek yalan olmaz. Sahada 4 gol ve korkulu dakikalar olsa da Fenerbahçeliler ilk kez tribünlerini izlediler, alkışladılar hatta birara eski Fenerbahçe Stadı canlandı gözlerde. Ha unutmadan şu ligin en antipatik oyuncusu Colin Kazım. Kendisini dünya starı falan sanıyor. Gökhan Gönül'de peygamber sabrı var. Önünde böyle bir oyuncu varken bu kadar sakin ve iyi oynadığı için alkışların en büyüğünü hakediyor. Gökhan Gönül Türkiye'nin en formda futbolcusudur tartışmasız. Böyle bir istikrara ancak şapka çıkarılır, her maç aynı çizgide devam ediyor.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Beşiktaş'ın İş Bilmez Dergicileri

Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor ve Beşiktaş'ın resmi dergilerine taktım kafayı bu aralar. Dergiler her zaman kulüplerin yalakası olmak zorunda tabi. Ama yine de bir kalite sıralaması yapılacak olsa Galatasaray'ı ilk sıraya, arkasına da Fenerbahçe'yi koymak gerekecek. Beşiktaş ve Trabzonspor ise bu konuda kadroyu baştan aşağı değiştirmeli derim. Beşiktaş'ın bu kadar geriden gelmesi tabii beni ilgilendiren. Az buçuk dergicilikten anlarım. Bir derginin sırt denilen yerinde bilgi verilmediğini bugüne değin pek görmedim. Ne kadar profesyonel olduklarını yukarıda görüyoruz işte. İş bilmezler derginin başındalar. Biz bloggerlar bir dergi çıkarsak bunlardan 10 kat daha iyisini çıkarırız.

Kocaeli'nin Düşüşü

Serdar Topraktepe'nin sesini duyan var mı? Adam basın toplantısı sonrası ağladı ağlayacak Kocaeli'de yaşayan parası olan ve taşın altına elini sokmayan herkese ayar verdi. Amatör kulüplerde yaşanmayan imkansızlıkların şu an Kocaelispor'u esir aldığından bahsetti. Bucaspor'dan 4 gol yediler bu hafta. Takım tamamen PAF oyuncularından kurulu. Bildiğimiz Kocaeli'den tek eser tribünleri. Yine Hodri Meydan pankartıyla görüntüsüyle İzmir'deydi. Gerçektan yazık bu takıma. Böylesi köklü camiaların bu derece kötü yönetilmesi ülke sporunu kötüye kullanmaktan cezalandırılmalı. Ezeli rakipleri Sakarya gibi bu sezon BankAsya'dan düşmesi yüksek ihtimal takımlardan biri konumunda Kocaelispor. Henüz sezon başı olmasına rağmen. Serdar Topraktepe gibi bir oyuncu çıkıp basın toplantısında bizim paramız yok diyecekti az daha. Bir elinde üstünde taşıdığı logoyu gösteren Kocaeli'nin kaptanı sezonun Kocaelispor için nasıl geçeceğini de özetledi bizlere.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Millwall

Film karesi gibi. GSE hastası KFY Kazım'a ithaf olsun bu fotoğraf.

Ne Olur?


Edin Dzeko- Karim Ziani


Bakın Wolfsburglu 2 müslüman oyuncunun idmanda yaptıklarına...Hem de ramazan ayında.. Birilerinin bunlara ramazanın barış ve kardeşlik ayı olduğunu hatırlatmaları lazım :)

25 Ağustos 2009 Salı

Yeşiller

1. torba
fc barcelona, chelsea, liverpool, manchester united, ac milan, arsenal, sevilla, bayern münchen
2. torba
olympique lyon, internazionale, real madrid, cska moscow, fc porto, az alkmaar, juventus, glasgow rangers
3. torba
olympiakos piraeus, olympique marseille, dinamo kiev, vfb stuttgart, fiorentina, atlético madrid, girondins bordeaux, beşiktaş
4. torba
vfl wolfsburg, standard liège, rubin kazan, unirea urziceni, maccabi haifa, zürih, debrecen, kophenag

Yeşiller bize çıkabilir. Çıkmalarını isterim. Mesela gönlümden şöyle bir grup geçmekte. Liverpool, AZ Alkmaar, Beşiktaş, Zürih. Liverpool bize yapacağını yapmış zaten. Şu takımlar arasında karşısına en rahat çıkacağımız takımdır kendileri. AZ Alkmaar ise yeşiller arasında deplasmanı en az hissedeceğimiz takımdır kuşkusuz. En azından Moskova, Porto ve Rangers gibi bir atmosfere sahip değil. Zürih ise tipik İsviçre takımı vur ensesine al puanı.

Yazık

Bu kadar gergin bir maçın henüz sezon başı olması nedeniyle daha başka sebeplerden ortaya çıktığı açık. Diyarbakırspor yenildiği için olay çıktı demek de dangalaklık. Olaylar neden Ankaragücü maçında değil de Fenerbahçe maçında çıktı derseniz canlı yayınlanması en büyük nedendir kuşkusuz. Maçın ateşini yakan adam Diyarbakırspor'un 21 numaralı futbolcusu Barış. Onun yaktığı ateş sokaklara kadar taştı. Zaten bir kıvılcım bekliyorlar bulunmaz nimet oldu. Barış akıllı adam. 3 puan uğruna tribündekilerin vurdu kırdısına, burası Diyarbakır ulan akıllı olun mesajını vermek uğruna tüm terbiyesizliklere ilk çiviyi çaktı. Zaten böyle bir ortamda bir kere yaktınız mı bu ateşi etrafta bu ateşe koşacak odunları bulmanız da gecikmez. Maç sonrası yaşananlar futbolla ilişkilendirilemeyecek olaylar. TV'de Diyarbakırspor yenilince olay çıktı diye haberler var ki bu zaten bizim nasıl bir psikoloji de olduğumuzu da açık açık ortaya koyuyor. Ulan göz göre göre, anladığımız halde, apaçıkken salağa yatıyoruz. Diyarbakırspor'un bu sezon tutunması gerçekten zor. Bu haliyle, bu psikolojideyken kalmalarını da istemiyorum doğrusu. Bu kin Fenerbahçe'ye mi? Sanmıyorum.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Şimdi Destek Zamanı

"Kimse bana klavuzluk etmeye kalkmasın. Çünkü bu kargalar bana klavuzluk edemez"

Ne güzel söylemiş Mustafa Denizli. İki tökezlesin Beşiktaş'ı yerden yere vururlar zaten. Kaderimiz bu. Şimdi bu .erefsizlere karşı Mustafa Hoca'ya destek çıkma zamanı. Herkes söyledi birşeyler ama Beşiktaş tribünü lige yeni başlıyor, bu tribün bu takıma çok şey katar, hatırlatır... Gaziantep maçıyla başlarız biz de bu lige.

Zaman Sadece Birazcık Zaman

Beşiktaş'ın Gençlerbirliği karşısındaki oyununu sinirimi yenip de yazmak istediğim için bugüne bıraktım. Geçen sezonun üstüne çok büyük artılar koyarak ilerlemiyoruz burası kesin. Geçen sezondan belki bir tık daha ilerideyiz ama sadece ve sadece bir tık. Bu sezon bu yükselme ivmesi kimseleri tatmin etmeyecek orası da kesin. Neden derseniz rakiplerimiz şu an medyanın tam da istediği gibi başladılar sezona. Fenerbahçe gol yemez, Galatasaray gol manyağı yapar bir halde. Spor basınımız da iki büyük var evet evet diye birbirini yalamakla meşgul. Huylu huyundan uzun yıllardır vazgeçmiyor. Bize de Beşiktaş'tan böyle bir oyun ummak, bol gol, şov beklemek düşünce mutsuz oluyoruz.

Gençlerbirliği karşısındaki Beşiktaş'ı sayfa sayfa analiz etmeye gerek yok. Tek bir cümle yeterli olacak: Beşiktaş dikine oynayamıyor. Ara pası atan yok. Kanatlarda gününde olmayınca pozisyonsuz, abuk bir maç izledik. Medya ipimizi erken çeker bu sene. Gözleri boyandı bir kere Fenerbahçe ile Galatasaray'a. Şimdiden bu sezon uçar gider bu iki takım da diyor gazeteler, yorumcular. Ben ise 5. haftayı bekliyorum. Herkes an gelir pes eder. Ben Galatasaray karşısında ezilen bir Beşiktaş görmeyeceğimizi düşünüyorum. Şişiriyorlar haddinden fazla. İyi değiller mi? İyi başladılar sezona sadece. Biz ne iyiler gördük bu ligde iki maçta al aşağı ettiler, topa tuttular. Zaman sadece birazcık zaman...

21 Ağustos 2009 Cuma

İbrahim Geri Döndü

İspanya'dan bir yıllığına kiralandı. İyi transfer. İleride satın alınırsa daha güzel olacak. Ahım şahım bir futbolcu değil. Gökhan Zan'ın alternatifi olur.

Beraberlik Yok

Manisaspor-Trabzonspor:2
Diyarbakır-Fenerbahçe:2
Gençlerbirliği-Beşiktaş:2
Galatasaray-Kayserispor:1
Antalya-Kasımpaşa:1
Denizli-Sivas:2
Bursa-Ankaragücü:1
Gaziantep-Ankara: 1
İBB-Eskişehir:2

Dün Gece Sami Yen'de...

Dün gece Sami Yen'de tıklım tıklım tribünler önünde bugüne dek UEFA Kupaları'nda Türk takımlarına çıkmış en patates takımlardan birine karşı seyrettim Galatasaray'ı. Rakip Galatasaray kalesine gelmekten it gibi korkan, Galatasaray ise rakibin ne kadar mantar olduğunu bildiği halde had safhada ciddi takıldığı için dün 5 gol birden izledik. Sabri böylesine abuk bir takım karşısında dahi yerleşim hatası yaparken tribünlerden homurtuların yükselmeye başladığı da dikkatimi çekti. Tıpkı Beşiktaş'taki İbrahim Üzülmez vakası gibi. Sabri'nin de kendine güveni kaybolmuş. Keita rakiplerini karşısına alıp oynarken Sabri'nin boşa kaçıp bindirme yapmak yerine tıpkı bizim gibi izlemesi ayrı bir yazı konusu olur. Dün gece ASY'de taraftar ekmeği tuza banıp şarkısını söyleyince ulan bunu daha önce Fenerbahçe-Sivas maçında da duymuştum acaba kim kimden arakladı diye de düşünmekteyim hala.

Takımın geri kalanına baktığımızda Ayhan'ın bol pas hatası yaptığı, Baros'un formsuz olduğu, M. Sarp'ın Ayhan nedeniyle çok pas alamadığı, Arda'nın iyiden iyiye takımın üzerinde bir futbolcu olduğunu hissettirdiğini söyleyebiliriz. Galatasaray bu kupada çektiği kuralar böyle devam ederse çeyreği ya da yarıyı görmesi sürpriz olmayacaktır.

20 Ağustos 2009 Perşembe

Rize'nin Yeni Stadyumu

Rizespor'un yeni stadyumundan görüntüler. Muhteşem olmuş. Adını değiştirmelerine gerek var mıydı? Rize Atatürk Stadyumu'nun adını Rize Stadyumu olarak değiştirmişler. "Ne gerek vardı?", "Neden değiştirdiniz" diye soran da yok. Alıştık. Ne olsa yadırgamıyoruz artık. Allah bizi ıslah etsin.