Çek Cumhuriyeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çek Cumhuriyeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2012 Perşembe

Çek Cumhuriyeti - Portekiz: 0 - 1


2008'de son on beş dakikada çeyrek final hayallerini çaldığımız Çek Cumhuriyeti dört sene sonra bu hayallerine kavuşmuş ve karşısında rakip olarak Portekizi bulmuştu.İlk maçında Rusya'ya karşı farklı mağlup olan Çekler sonraki iki karşılaşmasında kağıt üzerinde kendilerinden daha zayıf görünen Yunanistan ve Polonya'yı yenerek grubunu lider tamamlama başarısını gösterdi. Portekiz de ilk maçını Almanlara karşı tek farkla kaybettikten sonra Danimarka ve Hollanda'yı yenip bu zor grubu ikinci bitirerek bu maça çıkıyordu.

Gerek  Ronaldo faktörü gerekse takımdaki diğer yıldız isimler ibreyi Portekize kaydırmıştı maç öncesi.  Çekler'in direnişinin doksan dakikayı aşamayacağı bekleniyordu. Portekiz maça beklendiği gibi başlayamadı. İlk yarıda bütün gol pozisyonlarını onlar bulmuş olsalar da ya defansa ya da direğe takılarak bir türlü öne geçemediler. Maçın daha ilk dakikalarında bile istediği topları alamayan Ronaldo'nun yüzüne yansıyan isyan, turu ne kadar istediklerinin göstergesiydi. 

Geneli sıkıcı geçen ilk yarıdan sonra maçın ikinci yarısı daha hareketliydi. Maça hareket getiren takım Portekiz, oyunu soğutmaya çalışan ve daha çok gol yememeyi amaçlayan takım ise Çek Cumhuriyeti'ydi. İlk yarıda bir topu direkten dönen Ronaldo uzaktan ve altı pastan defalarca yokladığı kaleyi sonunda kafasıyla bulunca maçın bitimine on dakika kala bu sefer Çeklerin yarın final hayallerini çalan o oldu. Kaleye atılan bazı şutların farklı şekilde auta gittiğini görünce de başka türlü olamayacaktı diye düşünüyor insan. Portekiz'in efsane ismi Eusebio dünyanın en iyi futbolcusu olarak Messi'nin ismini telafuz ettiği için Ronaldo kendisine kırgınmış. Aynı Eusebio onun attığı golde Figo ile kucaklaşıyordu. İki kere daha bu kucaklaşmayı yaşatırsa kendisinden özür bile diletebilir.

Portekiz beklenildiği gibi ama beklenildiği şekilde kolay olmadan turu doksan dakikanın sonunda geçti. Klasik Türk basını başlığıyla 'PORTEKİZ OH ÇEKTİ' de diyebiliriz. Bizimkilerden Almeida maça ikinci yarıda dahil olurken şık kafa golü ofsayte takıldı. Yoksa günün kahramanı Ronaldo yerine o olacaktı. Quaresma ise bizim gibi turnuvayı yancı şeklinde izlemeye devam ediyor. Gecenin güzel anlarından biri de eğer yanlış görmediysem maçın sonunda Sivok ile forma değişmesiydi.

16 Haziran 2012 Cumartesi

Polonya - Çek Cumhuriyeti: 0 - 1


Grup büyük bir sürprizle bitti. Grupta üçüncülükten ötesinin Çek Cumhuriyeti için mümkün olamayacağını söylemiştim. Fakat hesaba Smuda'yı katmamışım. İlk yarıda oynanan oyun büyük şüpheler yarattı Polonya için. Öyle bir ilk yarı izledik ki sanki Çek Cumhuriyeti 2 puan sahibi Polonya ise 3 puanla oynuyor. Smuda galibiyet almak zorunda olan bir takım hüviyeti yaratamadı.

Çek Cumhuriyeti ilk yarıda turnuvadaki en iyi oyununu sergiledi diyebiliriz. Polonya kontrollü oynamaktan alıştığımız hücum organizasyonunu gerçekleştiremedi. İkinci yarıya da Polonya tempo kazandırmak gibi bir derdi olmadan başladı. Sahada daha çok didinen takım 3 puana ihtiyacı olan Polonya olmalı ama bundan eser yok sahada. Üstelik Polonya, tribünlerde muhteşem destek veren taraftarı ve evsahibi olmasından dolayı maçlarına çıkan toleranslı hakemlere rağmen karın ağrıları içinde maçlar oynadı. Çek Cumhuriyeti karşısında da bu görüntüyü değiştiremediler.

Grosicki gibi bir oyuncusu varken oyuna almamak neyin kafasıdır anlamak mümkün değil. İkinci yarıda da rakip kaleye gitmeye çalışan, daha çok top tutan ve fırsat arayan takım Çek Cumhuriyeti oldu. Michel Bilek'i de tebrik etmek lazım. Yaslanan bir takımla sahaya çıkmadığı için övgüyü hakediyor. 60. dakika itibariyle Polonya 10 kişi kalmalıydı. Hakem Wasilevski'nin 55. dakikadaki açık sarı kartı vermedi ya da veremedi. Tüm bu avantajlara rağmen Polonya rakip kalede tur arama şansı dahi yakalayamıyor. Eğer Polonya turu geçerse bunda Tyton'un payı da çok büyük. 3 maçın 2'sinde kaleci şansıyla takımını ipten alıyor. Polonya 71. dakikada yediği gole kadar  şampiyonada kalma hesapları yaptıysa bunda Tyton'un payı yadsınamaz.

Golü yedikten sonra Smuda kendisi için hazırlanacak dar ağacını görmüş olacak ki Brozek ve Adrian'ı oyuna alarak ben elimden geleni yaptım diyecek. Polonya çok büyük bir fırsat kaçırarak turnuvaya veda etti. Bu gece kimse böyle bir sonuç beklemiyordu sanırım. A Grubu muhteşem bir finalle bitti.

Bir hayal kırıkılığı da TRT spikeri için açalım. Çek Cumhuriyeti 1-0 öndeyken 1 gol yeseydi çıkamıyordu. Yunanistan an itibariyle 4 puan, Rusya 4 puanken olası beraberlik 3'lü averajla Çek Cumhuriyeti'ni dışarıda bırakacaktı fakat bu ihtimalden hiç bahsetmedi.

TRT spikeri sıfatına yakışmayacak bilgisizlikle anlatıldı. Yalçın Çetin olmadı, Levent Özçelik anlatsın.

12 Haziran 2012 Salı

Yunanistan - Çek Cumhuriyeti: 1 - 2


Yıllardır futbol izliyorum böylesine heyecanlı ve çekişmeli bir maç izlemedim. Yerimden kalkmak istemediğim, pozisyon zenginliği böylesine bol bir maçı bir ömür geçse yeniden izleyebilir miyim, kısmet olur mu onu bilemem. Hele o sarışın çocuk yok mu? O ne ciğer, o nasıl teknik! Adam sol kanattan gelen kesme ortaya nasıl da yarım voleyi yere yatarken vurdu. Top ağlarla buluştuğunda sanki fileleri yırtacaktı...

Şimdi diyorsunuz ki bu adam ne diyor? 1903 bana dedi ki, "bu akşamın 19:00 maçı senin, beni biraz dinlendirin tüm maçları ben yazıyorum yoruldum". Adam haklı, ben de söz verdim. Eve koşarak geldim maçı izleyip blog yazacağım diye. Aşağıdaki bakkal Beşiktaşlı. İki dakika sohbet edelim dedik. Dedim zaten daha başlamadı. Sonra bir baktım ki saat 19:06. Hemen yukarı çıkmaya başladım. Kendi kendime de "la zaten beş dakikada ne olacak" derken gelip televizyonu bir açtım ki 8. dakika maç 0-2 olmuş. Dedim "Tıkandı Allah cezanı versin. Ayın yılın başı bir şey istediler eline yüzüne bulaştırdın şansa bak amk adamlar 2 tane atmış."

"Neyse en kötü ihtimalle açar golleri izlerim kalanına bakayım da ona göre yazayım" derken kapı çaldı, telefon geldi derken böylelikle ilk yarı p.ç oldu. Mutfağın lambası yanmıştı yanımda duy ve ampul vardı devre arasında bunları takayım dedim. Işık butonu açıkken değiştirmeye çalışmışım, birden gürültüyle patladı. Evin sigortalarını attırdım zannettim apartmanınkini attırmışım. Sonrasında adam bulalım sigortaları yapalım derken hallettim geldim televizyonu açtım ama baktım ki dakika 90+3, skor 1-2!

Yahu ben ne yapayım şimdi? Ne yazayım buraya?
Adamlar ne dese haklılar.

Şimdi yazıyı uzun uzun yazdım ki belki gerçekten bir şeyler yazmışım gibi gözükür de fazla kurcalanmaz. Gidişine puan vermek gibi bir zihniyet oluşabilirse o zaman yırtarım diye düşünüyorum.

İşlerim tıkandı yine.

8 Haziran 2012 Cuma

Rusya - Çek Cumhuriyeti: 4-1

 
















Çok kontrollü ve pozisyonsuz başladı karşılaşma. Topa daha çok sahip olan Çek Cumhuriyeti'ydi. Rusya'nın maçın ilk pozisyonunu bulduğu karşılaşmada usta ayakların takımı olduklarını kanıtlayan golü bulmaları da gecikmedi. Golü bulan Rusya karşısında pas trafiği de gitgide aksadı Çek Cumhuriyeti'nin, özellikle yaratıcı oyuncuların gününde olmayışı Çek Cumhuriyeti'nin çok çabuk oyundan düşmesini getirdi. Tecrübe farkı skor farkını da getirdi. Hiddink sonrasında Advoocat seçimleriyle Rusya uzun yıllar oynadığı futbol anlayışını kusursuz şekilde sergileyince ilk yarıda Çeklerin ezildiğini gördük. Çeklerde tek ayakta kalan isim Jiracek oldu. Baros ayağına bakarak iddialı bir ekip olmaları zaten çok zor. Rosicky de büyük hayal kırıklığı oldu. Rusya ise tek tek  değerlendirme yapılacak bir takım değil. Makine gibi işleyen bir düzeni vardı.

Rusya Euro 2008'de çok benzer bir takımla sahadaydı. Akinfeev sakat olmasa kaledeydi,Ignashevich oyunda,Alexei Berezutsky oyunda,Vasily Berezutsky sakat olmasa oynayacaktı, Zyryanov oynuyor, Arshavin oynuyor. Oynamayan oyuncular yerine kadroda olanlara bakalım: Dzagoev, Zhirkov, Kerzhakov, Shirokov.

Çek Cumhuriyeti Euro 2008'de şu an oynadığı takımdan yalnızca 4 oyuncu barındırıyor. Kalede Cech, Plasil, Rosicky ve Baros. Giden oyuncular ile şu an sahadakileri karşılaştırınca kan kaybettikleri çok açık. Koller, Jarolim, Galasek, Polak, Ujfalusi, Kovac, Rozehnal ve Jankulovski. Hal böyle olunca Rusya istediği zaman oyunun kontrolünü -hem de golü yediği halde- elinde tutmayı başardı. Dzagoev ve Arshavin bugün izlediğimiz iki maçta en çok övgü hakeden isimler oldular. Dzagoev'in pasları, Arshavin'in akıl dolu oyununu izlemeye doyamadım. A Grubu'nda eğer bir sürpriz olmazsa Çek Cumhuriyeti en fazla 3. olur.