Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2012 Pazar

İştahsız, İsteksiz, Pesimist


Beşiktaş'ın sorunu iştahsızlıktı. İştahlı oynadı diyen çıkar mı bilmem. Çok ama çok iştahsızdı. Rakip yüksek ihtimal çok klişe bir tanımla küçümsendi. A2 düzeyinde çıkacak rakibi kasmadan yenebilecek bir mücadele yeter zannedildi.

Oysa alıştığımız kanatlardan yüklenme yoktu. Sebebi ise Mustafa Pektemek'in artık kendini kanat oyuncusundan çok Beşiktaş'ın forveti olarak hissetmesiydi. Simao'yu yine saymıyorum. Yok oğlu yok. Mustafa Pektemek sol kanata uzayan toplarda en uzak adamdı bazen. Sebebi kendisini sürekli gole yakın hissetmesinde yatıyor. Burada başka bir isim denenirdi diye söylemiyorum. Sadece gözlemlerimi yazıyorum.

Dedik ya Beşiktaş iştahsızdı diye. İştahsızlığın çözümü balık yağı Beşiktaş için balık gol anlamına geliyor. Yani top forvetinizin önünde duracak, sekecek bunu gol yapacaksın. Kanatlardan top gelmedi, Fernandes'in topu atacağı hareketli oyuncu yoktu. Yani maçın başından sonuna kadar balık yağı aradık onu yaratacak şutlar dahi atamadık.

Çok önemli puan kaybı mı? Bence değil. Çok var daha bitime. Play-Off'u var. Derbileri var. Küsen, asan, kesen çok twitter ve bloglarda. Bu takım bu sene bir şekilde bu yarışın içinde olacak. İlk kez bu kadar isteksiz bir takım gördük. Bunun sebebi kesinlikle rakipti.

Bir de Genç Edu için bir önerim var. İki ayak içi vuruşunu izledik. Yani olacak gibi değil. Mümkünse ayağının üstüyle vursun bundan sonra.

Takımın geneline bakınca. Fernandes'in çok değişik bir hastalığa tutulduğunun bilmem farkında mısınız?

Eskişehir ve Ankaragücü maçında Fernandes orta sahada kendi ekseni etrafında dönerken rakiplerinin yanına sokulmasıyla topu bırakması ve hakemi faul çalmaya emr-i vaki bırakması. Eskişehirspor maçında hakemin çaldığı düdüğe anlam verememiştim. Bugün de aynı şeyi yaptı ve rakibin defansı dengesiz yakalamasına neden oldu. Bu ilerleyen haftalarda kalemize gol olarak dönecek hareketlerden biri olacak.

İsmail ve Ekrem Dağ ile beklerin desteğini İsmail'i vasat Ekrem'i kötünün kötüsü kategorisine rahat rahat sokarız. Ekrem bir pozisyonda arka arkaya dört kez kimsenin müdahalesi olmadan düşmeyi becerecek ayakkabı seçimi ya da denge kaybı yaşayabiliyor. İnanılacak gibi değil.

Almeida'nın pesimist suratını değiştirecek bir şey varsa önce kendime sonra kendisine ileteceğim. Var mı çaresi?

9 Ekim 2011 Pazar

İskenderun:2 Maraş:2









Dün 15:00'te başlayan maçın ikinci yarısına anca yetişebildim. Sora sora su boyundaki 5 Temmuz Stadyumunu bulduğumda çevresine park eden araçların azlığından tribünlerin pek de kalabalık olmayacağı belli oluyordu. Stat dışından kale arkası tribünde dolanan adamların kafaları görünüyordu ama ben ayak alışlanlığıyla kapalıya yöneldim. Kapalı dediğim de aslında numaralı tribün. Şeref tribünün iki yanından birine girmek için kapıya geldiğimde bekleyen kişilerin görevlilerle kapı açma pazarlığında olduğunu fark ederek vakit kaybetmemek için nereden bilet alabileceğimi sordum. İlk yarısı bitmiş bir maça bilet alarak girme isteğim bekleyen kalabalık tarafından yadırgansa da koşar adım gidip 3 TL'ye biletimi aldıktan sonra aranmadan içeriye girdim. Üzerinde takımların bile adının yazmadığı kağıt parçasını koleksiyonuma katmayı amaçlıyordum ama görevli sağ olsun parça pinçik ederek kutuya atınca yapacak bir şey kalmadı.

Ben bilet davasına koşuştururken takımlar sahaya çıkmış santrada hakemin düdüğünü beklemeye koyulmuştu. Skor tabelasında yazan 0-0 kısır futbol beklentimi minimuma indirse de tribündeki az sayıda ayakta duran ve çoğunluğunu 14-18 yaş arası gençlerin oluşturduğu 'Kirveler' grubunun tezahürata başlaması doğru yerde olduğumu hissettirdi. Yaşı geçkin bıyıklı bir amcanın yönlendirdiği tribün, pembe gömlekli delikanlının davula vurmasıyla bağırmaya başladı düdükten önce; "Gücüne güüüüç katmaya geldik, formanda teeer olmaya geldik, Körfez'im seninle ölmeye geldik...". Gülümseyerek sigaramdan bir nefes aldıktan sonra sağ kale arkasındaki Maraşlıları gördüm. 30-40 kişilik bir grup bayrakları, formaları ve pankartları ile geldikleri bu deplasmanda takımlarına destek veriyordu. Öyle bir pankart vardı ki aralarında deplasmancılığın cidden gönül işi olduğunu ortaya koyuyordu; "Arman yürek gibi atar sol yanımızda, siz gururla taşıdıkça 'Asiler' hep yanınızda".

Maç bir yandan oynanırken yanımda duran iki çocukla konuşmaya başladım. İskenderunspor maçlarında numaralı, İDÇ maçlarındaysa karşıdaki kapalı tribüne seyirci alınıyormuş. Ayrı liglerde oldukları için de zaten birbiriyle maç yapmıyorlar. Kirveler ve bağımsızların takip ettiği İskenderunspor 2. Lig'e çıkma mücadelesi verirken, Demir Çelikspor da Bank Asya'yı hedefliyor. "En kalabalık kim geldi buraya?" diye sorduğumda hiç düşünmeden 'Göztepe' dedi. Sonra belki de ilk kez öyle bir taraftar grubu görmenin heyecanıyla kendilerine ayrılan yeri doldurduklarını, ligin son maçı olduğunu ve kazansalar direk gidecekleri Bank Asya Ligi'ne maç berabere bittiği için gidemediklerini anlattı. Kırılan koltuklar Yalı'nın eseriymiş yani. "Geçen hafta da biz sahaya girdik" dedi peşine. Sanki olay çıkarmak maharetmiş, tribün olma adına bir göstergeymişçesine. İstanbulspor'a satılan eski oyuncuları son dakikada beraberlik golünü atıp da tribünlere hareket çekince sıkıntı olmuş. İstanbulspor deyince Kenan (Özvaran) geldi aklıma. Sordum, gelmiş. Stadın etrafında formasıyla dolandığını görüp şaşırmışlar. Derneğe götürüp çay-çorba ikramından sonra maça beraber geldiklerini ve Kenan'ın maçı deplasman tribününde tek başına seyrettiğini anlattı. Bir kez daha helal olsun dedim. (O maç için bkz: http://sarininuzerinesiyah.blogspot.com/search/label/Deplasman%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC )

Biz sohbet ederek maçı izlerken arada karşılıklı goller oldu. 1-0 öne geçen İskenderun üst üste yediği gollerle 2-1 mağlup duruma düştü. Maçtan ümidini kesmeyen Kirveler yine kulaklara aşina bir tezahürat ile destek verdi takıma; "İki gelmeli iki, iki gelmeli iki, s...cem böyle işi". Maraşlılardaysa öne geçmenin keyfi galibiyet golünü atan oyuncunun tel örgülere tırmanmasıyla doruğa ulaşıyordu. Bulunduğumuz tribünde arka sıralarda oturan ve muhtemelen üstümüz açık olsa kıçının altındaki gazetenin bir bölümünü külah misali başına şapka yapacak olan amcalardan bazıları bireysel küfürlerle hakemi veya sahadaki rakip oyuncuları uyarıyordu. Forma numarasıyla oyuncuya hitap şekli Anadolu'da yaşıyor; "Lan dokuz numara!" diye başlıyor haykırışlar. Son on dakikaya gelindiğinde baskısını arttıran İskenderun gol pozisyonları bulurken hemen arkamdan farklı bir ses çalındı kulaklarıma. Az önce ikinci çayımı aldığım teyze merdiven boşluğuna oturmuş maçı izlerken golü kaçıranlara isyan ediyordu küfürsüz. Ağzından çıkan en kötü söz 'gerizekalı' idi. Neyseki gol son dakikaya kalmadı ve maç beraberliğe geldi de teyzemin yüzü biraz olsun güldü. Bu arada boynundaki görevli kartında Yeni İskenderun yazıyordu ama sahadaki takım İskenderunspor diye düşünürken ertesi sabah gazetelerde takımın asıl isminin İskenderun 1967 olduğunu öğreniyordum.

6 Ekim 2011 Perşembe

Haydi Maça



İş sebebiyle İskenderun'daydım bugün. Akşam saatlerinde şehirde turlarken iki afiş gözüme takıldı ister istemez.  İskenderunspor Cumartesi günü oynayacağı Maraş, İskenderun Demir Çelik Spor da Pazar günkü Balıkesirspor maçına davet ediyordu şehri. Arabayla giderken yol kenarlarındaki büyük panolarda da İDÇ Spor'un afişlerinden gördüm. Bayanlar ve 16 yaş altındakilerin ücretsiz izleyeceği not düşülmüştü. Rutin bir olay mıdır yoksa daha ligin başında seyirci kıtlığı yaşandığından mı böyle bir yola başvurulmuştur bilemedim. Bu sıcakta da ne top oynanır ne maç izlenir aslında ama işlerimi halledip gidebilirsem öğrenmiş olurum belki.

19 Ağustos 2011 Cuma

Gol Sevinci(!)

Jovanovic'in 1-2 yapan golü attıktan sonra yaşadığı gol sevinci gerçekten tuhaf. Türkiye'de bir oyuncunun böyle bir sevinç yaşaması durumunda yaşanacaklar ortada. Bence de bu kadarı fazla. Resmen tokat atmış teknik direktörü Ariel Jacobs'a.

20 Haziran 2011 Pazartesi

Facebook'ta Süper Lig

Süper Lig'in yenileri aslında ne kadar eski olduklarını kanıtlamışlar.

3 Mayıs 2011 Salı

"İlk 11" Kelime Oyunu'nda

Çok sevildiğini bildiğim, herkesin spikerine de, yarışmanın konseptini de büyük saygı duyduğu Kelime Oyunu yarışmasında beni şaşırtan bir hata yapıldı. Türkçe'yi yeni nesile sevdiren yarışma, kalıplaşmış yanlışı, soru olarak ekrana getirdi. Spor spikerlerinin, özellikle de TRT kökenlilerin çok eleştirdiği "ilk onbir" kelimesi soru olarak verilmiş.

30 Mart 2011 Çarşamba

Bu Ne Perhiz Bu Ne Lahana Turşusu


28 Mart günü Sözcü Gazetesi. Spor sayfasında Alex ile ilgili bir haber var. Alex'in formasının önündeki Avea logosu gördüğünüz gibi bantlanmış. Bunu yapan Sözcü gazetesi Avea'nın reklamını yapmamak gibi bir özgürlüğe sahip mi bilemiyorum ama enteresan olan hemen yan sayfadaki Bobo fotoğrafı. Beşiktaş formalı Bobo fotoğrafında Cola Turka kabak gibi ortada. Bantlanma gereği duyulmamış.


Şunu da belirteyim. Ben evime her gün Sözcü gazetesi alıyorum. Yani yandaş medya hayranı falan değilim. Avea'yı bantlayan, Ülker'e eyvallah çeken mantığı anlayamadım.


Türkiye-Avusturya maçında kafamı kaldırıp reklam alanlarına bakınca Coca-Cola ile http://www.sokaktahayatvar.com/ reklamlarını yanyana gördüm. Biliyorsunuz Efes Pilsen artık adını spor müsabakalarında kullanamıyor. Yasaklı. Sebebi alkollü içki olması. Coca Cola ise alkolsüz serbest. Bu ülke için en büyük risk emperyalizm mi alkol mü? Kime göre, neye göre?

15 Şubat 2011 Salı

İdolümsün Orhan

1903'ün yazısına yorum yaparken sahaya inme arzumu dile getirdim az önce. Hani atlasam vursam kırsam. İçimdeki şiddeti dizginleyemedim. Sonra aklıma Orhan reyiz geldi. Nostalji yapalım dedim.
Şu estetiğe, stile bakar mısınız lütfen?
Çita gibi avını kesiyor... Hakim tepede olmanın avantajını bildiğinden kendinden emin. Hedefi belli, ne sağa ne sola! Santim şaşmıyor. Bir atmaca gibi havada süzülürken zemine olan açısı muhteşem. Tek dokunuşla tüm labutları deviriyor...
Vallahi kral adamsın!

29 Ocak 2011 Cumartesi

Hayata Bakış Açısı


Fenerbahçe: Bir Gün Herkes Fenerbahçeli Olacak
Galatasaraylılar: Herkes Bir Gün Fenerbahçeli Olacak 364 Gün de Galatasaraylı
Beşiktaşlılar: Bir Gün Herkes Beşiktaşlı Olmasın Bırakın O Ayrıcalık Bizde Kalsın

Dün yemekhanede arkadaşlarla öğle arası yine yeni yeniden futbol muhabbeti çevirirken konu nerden döndü dolaştı bilmem Fenerbahçelilerin yukarıdaki sözüne geldi.

Hepimiz bu üç cümleyi de önceden duymuştuk ama yanyana getirip düşünmemiştik. Yukarıda sıra sıra dizilen cümleler, çok şey anlatıyor anlayana. Ne anlatıyor kardeşim, kıçınızdan anlamlar yaratmayın diyenlere bana ne çağrıştırdığını anlatayım.

Benim renklerim, benim camiam, benim temsil ettiğim değerler, Fenerbahçe'nin bana yaşattırdıkları, hissettirdikleri sizin dünyanız için büyük bir hayal ve siz bu gerçeği bir gün anlayacaksınız, siz de bir gün Fenerbahçeli olacaksınız. "Bir Gün Herkes Fenerbahçeli Olacak" sözü şovenizmden farksız. Yahudi milliyetçiliği gibi. Bir gün herkesin Fenerbahçeli olmayacağını onlarda biliyorlar ama burada anlatılmak istenen şey en üstün biziz ve siz de bizim üstünlüğümüzü bir gün anlayacaksınız.

Yukarıdaki tanıma karşı Galatasaray'ın ve Beşiktaş'ın sloganını değerlendirmeyi size bırakıyorum. Bu arada özellikle yukarıda Fenerbahçe yazdım. Çünkü Fenerbahçelilerin böyle bir sloganın arkasında durduklarına inanmıyorum. Fenerium eliyle üretilen sloganlar Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın kibir dolu dünyasının ve o dünyaya hizmet eden Feneriumcuların ürünü diye düşünüyorum.

16 Ocak 2011 Pazar

Recep Tayyip Erdoğan'ın Yuhalanması ve Gerçekler

Devlet Bakanı Faruk Çelik: Başbakan Erdoğan’a büyük bir vefasızlık yapıldı. Vefasızlığı da Galatasaray Kulübüne yakıştıramıyoruz. Bunların Galatasaraylı oldukları inancında değilim. Başbakan'a büyük vefasızlık yapıldı, ama milletimiz vefalıdır, oylarımız artacaktır
Adnan Polat: ''Maalesef suistimal edenler var. Böyle muhteşem bir geceyi bozanlar var. Kim olduklarını tespit edeceğiz ve gerekeni yapacağız.''
Faruk Özak: "Bayramı, cenaze törenine dönüştürmek çok büyük bir saygısızlık. Bırakın buraya bu kadar emek vermiş bir kişiyi, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı bir sporsever ve özellikle Galatasaray'a kimsenin yapamayacağı bir katkıyı yapmış bir kişi. Çok rahatsız oldu. Biz de rahatsız olduk. Tabii bütün Galatasaraylılara mal etmek istemeyiz ama bu anlayışın mutlaka statlardan uzaklaştırılması lazım. Bu bir seviyesizlik. Başbakan tepkisini gösterdi ve ayrıldı. Biz de ayrılıyoruz. Bu duruma diyecek bir şey yok. Bizi alkışlamaları, tebrik etmeleri lazımken, bu saygısızlığı yapanlarla aynı ortamda oturmak doğru değil."
Mehdi Eker: Yapılanlar çok ayıp, saygısızlık.
Yunus Akgül: Bugün burada yaşananların tamamen organize olduğunu düşünüyorum. Çünkü Galatasaray taraftarı bu kadar nankör olamaz. Öyle olmadıklarını düşünüyorum. Çünkü daha önce defalarca Galatasaray taraftarları böyle olmadığını ispatladı. Yaşananların Galatasaray taraftarı tarafından yapıldığını düşünmüyorum. Organize bir hareketti, nasıl bir organizasyondu bilmiyorum ama çok kötü bir organizasyon yapıldı. Bu akşam çok kötü anılarla buradan ayrılıyoruz.

Bu insanlar stadyumda, üniversitede, sokakta tepki gösteremeyecek mi? Tepki göstermek yalnızca sandık yoluyla mı gerçekleşir. Dün gece yaşananlar ve sonrasında okuduğunuz açıklamaların hepsi eleştiriye tahammüllerinin olmadığının göstergesi.

Stadyumun açılmasında Recep Tayyip Erdoğan'ın çok büyük emeği olduğunu cümle alem biliyor. Bu insanlar stadyumu hediye etti diye yuhalayamayacaklarına göre sebebinin siyasi olduğunu hepimiz tahmin edebiliyoruz. İster kabul edin ister etmeyin Rceep Tayyip Erdoğan'ın siyasi düşüncesi, hayata bakış açısı nedeniyle Türkiye'nin yüzde bilmem kaçı kendisine destek vermiyor, yaptıklarını doğru bulmuyor. Üniversitede dayak yiyen, sokakta yürüyüşe geçtiler diye anarşik olan kalabalıklar orada burada şurada gösteremedikleri tepkiyi stadyumlarda gösteriyorlar. Çünkü stadyumlar özgür ortamlar. Dün bir internet sitesinde Erdoğan Bayraktar'ın konuşması sırasında yalnızca UltrAslan'ın tepkisiz kaldığını okudum. Taraftar gruplarının özgür ortamı bozduğu inancını da kırmış oluyoruz. Herkes eleştirilebilir, herkes yuhalanabilir.

Gelelim en tepedeki açıklamalara. Bu hareket oylarımızı artıracak demiş Faruk Çelik. Ne denilebilir ki? Mağdur edilen siyaseti bitmez bu ülkede. Stadyumda yaşananların kendilerine güç kattığını düşünmesi ne garip. Ama en komik açıklama Adnan Polat'tan geliyor. Kim olduklarını tespit edeceklerini söylemiş. İhale kimde kalacak bakalım. Dönüp dolaşıp birilerine patlayacak bu iş. Haydi hayırlısı.

Bu anlayışın stadyumlardan uzaklaştırılması gerekir demiş Faruk Özak. Tepki gösterenleri de seviyesizlikle suçlamışlar. Bana CHP'nin Baykal ile girdiği ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun İstanbul'u kaybettiği seçimlerden sonra CHP saflarınca milletin oyunu sattığını itham etmesini fazlaca hatırlatıyor Faruk Özak'ın tepkisi. CHP'nin milleti aşağılaması yanlıştı.

O zamanlar kendileri milletin kararına saygılı olunması gerektiğinden dem vururken dün gece milletin bir parçası, bir kesimi tarafından tepki gördüklerini de unutmasınlar. Millet sadece AKP'ye oy verenlerden oluşmamaktadır. Taraftarlar da millete hizmet ülküsünü mihenk taşı yapan AKP'nin vurgu yaptığı kümenin içindedir. Öyle olunca saygı, böyle olunca seviyesizlik... Bu sığ düşünce değildir de nedir?

Yunus Akgül'ün açıklamaları da en çok cezaevindekileri korkutacak. Bu iş organizeymiş. Ergenekon falan olmasın sakın.

Almanca'ya Çevir Hitler Konuşuyor Zannedersin

Recep Tayyip Erdoğan stadyuma girdiğinde stadın yarısı ıslıkladı. Sonra Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmalarından harmanlanmış TOKİ klibi scoreboard üzerinden gösterildi. Islıklar biraz daha arttı.

Sonra Erdoğan Bayraktar çıktı sahneye başladı konuşmaya. Ellerini kollarını sallayarak, stadyumdan yükselen ıslıklara karşı, azarlar gibi ve Almanca'ya çevirsen Hitler konuşuyor diye yutturabileceğin bir şekilde.
Stadyumdan yükselen ıslık sesleri artık herkesi rahatsız edecek düzeye geldiği halde, sunucu artık bitirmesini istediği halde inadına konuşmasını uzatarak uzun yıllar unutulmayacak bir yuhalanmaya maruz kalmış ve Recep Tayyip Erdoğan'ı da ortak etmiştir.

Gecenin özeti budur.

29 Aralık 2010 Çarşamba

Geriden Önleme Geriden Başlayalım

Koltuk sökme hapsi
Spor alanlarında veya statlarda koltuk sökenlere, 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilecek. Ayrıca ‘kamu malı’ statüsüyle zarar verene ödettirilecek.

Duvara ilan yapıştırmak, belediyenin parkındaki salıncağı kırmak, belediyenin bankına ismini yazmak, yere tükürmek, 4 kişilik arabaya 5 kişi binmek de yasak ama siz hiç bu cezaları ödeyen adam gördünüz mü? Görmediniz. Koltuk kıran adama 1 yıldan 6 aya kadar ceza da göremeyeceksiniz.

Çipli biletle fişleme
Statlara taraftarın adı, soyadı, kimlik numarası ve fotoğrafı bulunan elektronik biletle girilecek.

Bu sadece teknolojik devrim. Ötesinde birşey ifade etmiyor. Ben bu bileti alırken fotoğrafı mı vereceğim, adımı soyadımı, tc kimlik numaramı söyleyeceğim. Sonra ne olacak? Sen çipi ancak taraftara monte etmelisin. Biletimin olduğu yerde oturmuyorum mesela. O zaman ne olacak?

Biletle beni match etmen lazım ama bunu yapman için ad soyad ikametgah iki resim, verem savaş derneği, akciğer röntgeni vs istesen ne yazar.

Teşvik primine 6 yıl
Şike yapanlara 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası verilecek. Teşvik primine 2,5 yıldan 6 yıla kadar hapis verilecek.

Bu çıkan yasalar içerisinde en caydırıcısı. Geriye dönük kanıtlanmışlardan başlasalar mesela ne güzel olur. Kenan Evren'i yargılamaktan bahsediyoruz ya. Burada da başlayalım 70'lerden 80'lerden. Moda geçmişimizle hesaplaşmaksa, Galatasaray, Malatya, Ankaragücü müebbet yesinler.

Ömür boyu yasak
Yasaklı kişiler, yönetici, hakem, temsilci veya gözlemci olamayacak. Kulüp veya federasyon yöneticilerini rencide veya tahrik edici açıklama yapanlara, 5 bin-50 bin TL arasında para cezası verilecek. Bu suçu kulüp yöneticileri işlerse ceza 250 bin TL’ye çıkacak.

Sanki çok popüler meslekmiş gibi gözlemci ve temsilciyi de eklemişler. Bu yasaları çıkaranlar sanki hiç futbolla ilgili değillermiş gibi. Şu maddeyi eklemeselermiş, hiçbir şey kaybetmezmişiz.

Küfür cezaları
Taraftarlara, duyan kişilerin rencide olmasını sağlayacak tarzda küfretmesi durumunda, 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası uygulanacak.

Hayatın içerisinde olan herşey stadyumda da var tabii. Bu oyunun ruhunda var küfür. Hakeme küfür eden o.ç diyen futbolcuya (bkz Ankaragücü-Fenerbahçe maçı) sessiz kal, tribünde küfür ediliyor diye aslan kesil. Bunca önlemi çipi mipi küfür edeni yakalayacağım diye çık ortaya, dakikalarca hakeme küfür eden adamın görüntüleri üzerinden harekete geçme.

E- biletine sahip çık
Müsabakalara biletsiz giren veya e-biletini başkasına kullandıranlara 1 yıla kadar hapis cezası verilecek. Sahte e-bilet yapanlara da 1-4 yıl arası hapis var.

Bileti karaborsa yapana ceza yok. Sponsorlara gönderilen biletler için nasıl bir uygulama yapılacağının konusu bile geçmemiş. Vay arkadaş kimler kimler kural koyuyor.

Yurtdışı yasağı
Hakkında güvenlik tedbiri alınan holigan, müsabakalardan 2 yıl yasaklanacak. Yasaklı taraftarın yurtdışına çıkışını engellemek amacıyla, maçtan 5 gün önce pasaportuna el konulacak.

Bravo. Yurt içinde herşeyi hallettik haydi yurtdışı maçlarındaki güvenlik önlemlerine. Bursa'dan bıçak taşıyan otobüsü şehirler arası yollara çıkart, arat, yakala, sonra gel adamları döve döve stada sok ama adamı yurtdışına çıkartma.

21 Aralık 2010 Salı

Rastgele Konuşmak

Meclis Araştırma Komisyonunun bugün üç misafiri vardı; Rıdvan Dilmen, Sergen Yalçın ve Hasan Şaş. Sporda şiddet sorununun masaya yatırıldığı toplantıda bu üç eski futbolcu kendi fikirlerini belirterek komisyona yardımcı olmaya çalıştılar. Cezaların ağırlaştırılması, statlara daha fazla kamera yerleştirilmesi gibi öneriler sundular ve olayları körükleyen en önemli unsurların kulüp yöneticilerinin bedava bilet dağıtmasıyla medyanın derbi maçlar öncesindeki kışkırtıcı yayınlarının olduğu görüşünde birleştiler. Buraya kadar her şey olağandı ve zaten bir çok kişi tarafından daha önce de dile getirilmişti. Sonra Rıdvan Dilmen şöyle bir yorum yaptı; "Ben deplasmana gelen seyircinin takımına bir faydası olduğunu düşünmüyorum".

Yıllarca top oynamış, attığı gollerden sonra zaman zaman tel örgülere kadar giderek sevincini taraftarla paylaşmış biri olmasına karşın çözümü sarf ettiği cümleye dayanarak deplasmana seyirci götürülmemesinde bulması enteresan. Meclisin çözüm önerisi için fikirlerine başvurduğu üçlü daha da enteresan. Zaten tek doğru tespiti de Sergen yapmış; "Sıkıntı var"...

19 Aralık 2010 Pazar

Maldini ve Diğerleri

Maldini
Henry
hierro
higuain
hleb
ibrahimovic

izmailov

kaka
keane

kerzhakov

klinsman

kun aguero

lampard

ljunberg

maradona
marques
materazzi
messi
metzelder

mexes

michel

mıguel torres

moretti
morientes

nedved

nesta

nuno gomes
owen

del piero
pirlo

raul
reyes

roberto carlos

robinho
ronaldo

rooney:))))

saviola
şevki-şeva
torres
totti
valdes
van der vaart
van nistelrooy
van persy

vicente
vieri
wallcot
xabi
zidane