2010 Dünya Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2010 Dünya Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Iniesta, Amsterdam Yasta

Maç öncesinde gelin gibi süslenmiş evler
.
Çiçek tarlası
.
Yıkılış
.
Alooo, abla bayıldı arkada..
.
İspanyol arkadaşlara sms : .BN. HAKEM!
.
Göremediğimiz bir merdiven mi var ortada?
.
Burası da İspanya.
Havuzun ortasında iki bayan ve etrafında onlarca eleman.
Dönüp bakan bir kişi bile yok.

Casillas'tan Zafer Öpücüğü

Maç sonunda sevinç göz yaşlarını tutamayan Casillas, kendini de daha fazla tutamayarak röportajın sonunda sevgilisinin dudaklarına yapışmış. İnanmazsanız bakın.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

İspanya Soyunma Odası



Almanya maçı sonrasında İspanya kraliçesi futbolcuları tebrik etmek için soyunma odasına inmiş. Çoraplar ortalığa fırlatılmış, pet şişeler yerlerde, kadın neredeyse birinin üzerine basıp düşecek. Tek tek ellerini sıkarken en son duştan çıkan Puyol'la karşılaşıyor. Yarı çıplak Puyol'a laz muamelesi yapan arkadaşları da "Uy uy!" tezahüratları ile karşılıyor sanki onu.

9 Temmuz 2010 Cuma

Sweinsteiger'in Zor Anları

Maç sonrasında o röportaj verirken, kupa sevincini yaşayan İspanyollar da arkasında tren yapıyor.
Ayıp denen bir şey var...

Youtube için buraya, Facebook buraya tıklayınız.

(Video Euro 2008'den / Düzeltme için Sportman'e teşekkürler)

8 Temmuz 2010 Perşembe

Çeşitli Almanlar

Kıyamam...
.
.

Hesabına iddiaya girdiniz de paranız mı yoktu?
Ayrıca o ablanın boynundaki steteskop ne alaka?
.
.

Yalandan üzülenler...
(Objektife bakıyor bir de zilli) .

Fotoğraflar: Bild

4 Temmuz 2010 Pazar

Camacho Çıldırır!



İspanya'nın Paraguay karşısında bulduğu golün sevinciyle İspanya'nın eski teknik direktörlerinden Camacho kopar...

Yutup açamayanlar, videosu için burayı tıklayınız .

28 Haziran 2010 Pazartesi

The End

The Sun gazetesi İngiltere'nin elenmesinin ardından hem takımı hem Capello'yu hem de maçta verilmeyen golü eleştirirken oldukça alaylı bir tavır sergilemiş. İngiltere'nin elenmesine üzülerek şahit olurken verilmeyen goldeki haksızlığa mı yanalım, doğru dürüst top oynayamadıklarına ben de karar veremedim doğrusu.

22 Haziran 2010 Salı

Yazık Oldu Kewell'a

Bir futbolcu düşünün; 32 yaşında. Muhtemelen Dünya Kupası'nda son kez oynayacak. Oynadığı kulüpte sezonun 2. yarısını sakat olarak geçiriyor ama sürekli çalışıyor,kondüsyon depoluyor. Tek amacı Dünya Kupası'nda oynayabilmek. Maç eksiği olduğu için ilk maç yedek kalıyor. Takım arkadaşı ilk maçta kırmızı kart görünce forvetsiz kalan takımda 2. maç ilk 11 yolu gözüküyor ona. Hem kendisi hem de takımı iyi de başlıyor maça. 1-0 öne geçiyorlar.Ve o dakika geliyor. Ganalı oyuncunun şutunda top çizgi üstündeki Kewell'in eline çarpıyor. İstemeden de olsa golü engellediği için penaltı tamam ama kırmızı kart saçma değil mi? Sen 6 ay boyunca sadece Dünya Kupası için çalış ve 29. dakikada kırmızı kartla oyun dışı kal. O akşam kendimi Kewell'in yerine koydum da,çok acı gerçekten.



Kırmızı kart pozisyonuyla alakalı; "Kolunu mu kessin Kewell?" demiş Avustralya'nın Hollandalı teknik direktörü. Daha ağırını söyleyememiş tabi bulunduğu konum itibariyle.



Bizimkiler'deki Abbas olsaydı hakeme şöyle derdi mesela; "N'apsın , kolunu .ötüne mi soksun babam afedersin?"

Dünya Kupası'ndan Aklımda Kalanlar Vol 1.

İş dolayısıyla tüm maçları seyredemiyorum. Her ne kadar işyerinde fırsat oldukça bilgisayarımdaki TV kartı sayesinde gündüz maçlarına ara ara baksam da Dünya Kupası mundar oluyor, acı gerçek bu maalesef.

Şimdiye kadar oynanan, izlediğim-izleyemediğim tüm maçlardan aklımda kalan birkaç detayı,aklıdma kalanları paylaşmak istedim kısa kısa;

*Uruguay- Fransa maçında Uruguay orta sahasını oluşturan 4'lünün forma numaraları 15-16-17-18'di. İlginç bir detay benim için.. Aklıma ligin 2. yarısında oynanan Kayseri-Trabzon maçı geldi. Kayseri'de ilk 11'de 1-11 arası forma giyen hiç bir oyuncu yoktu.. Matematik konusunda saplantılı olduğum için ilgimi çekiyor sanırım.

* Dün İsviçre'yi katleden Suudi hakemin kötü performansının en büyük sebebi Fifa'dır. Belki de turnuvadaki tek Müslüman hakem olan Suudi hakemin turnuvada ilk yönettiği maç Regaip Kandili akşamıydı. Bırakın da adam kandil gecesi ibadetini yapsın,duasını etsin :)

*Hepimiz biliriz ki Afrika'da büyü olayı yaygındır. Ancak şu ana kadarki duruma baktığımızda büyücüleri en iyi çalışan ülke Gana gibi gözüküyor. Zira Sırbistan ve Avustralya maçında kazandıkları penaltıları başka şekilde açıklamak zor gibi sanki.

Biraz da futbol konuşacak olursak;

* Tıpkı kadim dostum 1903 gibi benim için de şu ana kadar en büyük hayal kırıklığı İngiltere oldu. Zira Arjantin'i destekliyorum ama kupa için favorilerimden biri İspanyayla birlikte İngiltere'ydi. Her ne kadar kısır bi oyun kurguları da olsa Slovenya maçını atlatırlarsa,2. turdan itibaren kaybedenenin eleneceği maçlarda iyi takım savunmalarıyla iş yapabileceklerini, Rooney'nin patlama yapabileceğini düşünüyorum..Kalecilerine kurban gitmezlerse yarı final oynarlar..

* Söylediğim gibi Arjantin'i destekliyorum ama çok umutlu değilim. Arjantin'in her maçından her türlü sonuç çıkabilir. 2. turda elenirsek hiç şaşırmam.

* Uruguay ya da Paraguay'ın yarı final oynaması sürpriz olmaz. Forlan şu an Dünya'daki en iyi 5 golcüden biridir bana göre.

*Her ne kadar Dünya görüşüm gereği ABD'den nefret etsem de ABD Milli Takımı ülkesini yönetenlerin temsil ettiklerinden çok farklı şeyleri temsil ediyor. Seviyor,destekliyorum.

*Şu ana kadarki en büyük hayal kırıklıkları; İtalya ve İngiltere'yle birlikte Afrika takımları. (Domenech'li Fransa çok ta sürpriz sayılmamalı) Özellikle de Fildişi Sahilleri ve Kamerun.

Son olarak; Anelka'ya hislerimize tercüman olduğu için tüm futbolseverler adına teşekkür ediyorum. :)

17 Haziran 2010 Perşembe

Dünya Kupası'ndan Tiplemeler

Bilmem ne kafalı Japon askeri derler ya hani.

Servet gibisin maaşallah...


Böylesi daha iyiymiş lan ehe..


Futbol herkesin heyecanlandığı Almanların sevindiği bir oyundur.


Önemli olan boyu değil, işlevi.
.
.
Bırsa'dan gol haberi mi var 2-2 mi, 2-2 mi?! :)
(Sağdaki ablanın ellerine dikkat)


Koyduk mu?


One minutes...


Çalmayın lan şunu başımız döndü...
.
Fotoğraflar: NTV Spor

15 Haziran 2010 Salı

Dünya Kupası'ndan Güzellemeler

Cidden melek...

İlle de İngiliz olsun... (Tırnaklar kötü ama)

Nijeryalı Dişi Kartallar

- Yazısız - (..ve numarasız)

Eli işte gözü oynaşta...

- Hi Mom!
- Hi.. Your father says; 'Don't come back to home!'
Fotoğraflar: SporX

13 Haziran 2010 Pazar

Dünya Kupası Kısa Kısa (2)

  • Güney Kore, Yunanistan'dan daha tempolu oynayınca galibiyet için başka birşey yapmasına gerek kalmadı.
  • Yunanistan bitmiş durumda sahada ne yaptığını bilmeyenler mangası vardı. "Ayıptır sorması neden geldiniz" derler adama.
  • Erken kalkan atın boku seyrek düşermiş. Arjantin maça muhteşem başladı ama tempoyu hep aynı seviyede tutamadılar.
  • Grubun en güzel maçı Güney Kore ile Nijerya arasında oynanacak hiç şüphe yok ki.
  • İngiltere için birşey söylemek istemiyorum. Türkiye puan kaybetmiş kadar üzüldüm.

12 Haziran 2010 Cumartesi

Dünya Kupası Kısa Kısa

  • Euro 2008'de ATV'nin yayınladığı tüm maçları eksiksiz izlemiştim. Dünya Kupası'nın saatleri nedeniyle yarısından fazlasını seyredemeyecek olmak koyuyor adama.

  • Açılış seremonisi muhteşemdi diye yazmış Hürriyet. İzleyemedim ama Çin'de yapılan açılıştan sonra daha iyisi olamaz heralde.

  • Yalçın Çetin gerçekten bu toprakların en iyi spikerlerinden biri. Ömer Üründül ise en kötü yorumcusu. Euro 2008'de Selçuk Manav'dan çektiğimiz kadar olamaz tabii.

  • Meksika oynadığı oyunla galibiyeti hak eden taraftı. Herkes çok şaşırdı ama Euro 2004'den sonra bir arkadaşımın ben İddia oynarken söyledikleri sonrası böyle uluslararası turnuvalara bakışım değişti: "Herkes ülkesi için oynar."

  • Bir ara tribünlere dönen kameralara vuvuzela çalan bir adam çıktı. Gözlerini kapamış vuvuzela çalıyor. Adam maçı seyretmeye gelmemiş vuvuzela çalmaya gelmiş sanki.

  • Uruguay'ın forması rezaletmiş. Puma'nın ürettiği en kötü forma bu olsa gerek.

  • Güney Afrika tam Parreira takımı olmuş. Geriden top çıkarana kadar göbekleri çatladı.

  • Dos Santos izlediğim en iyi Dos Santos'tu.

  • Fransa'da Diaby şık çalımları, Forlan top istopları, Lugano pisliği ile maçın yıldızlarıydı.

  • Tribünler dolu ama boş olsa daha iyi bir tezahürat duymak nasip olmadı henüz. Belki bu akşam davul sonrası England sesleri duyarız.

9 Haziran 2010 Çarşamba

Dünya Kupası'nın En Değerli 10 Takımı

İspanya 650 Milyon Euro
İngiltere 503,5 Milyon Euro
Fransa 389,5 Milyon Euro
Brezilya 353,1 Milyon Euro
Arjantin 347,3 Milyon Euro
İtalya 341,5 Miyon Euro
Almanya 292 Miyon Euro
Portekiz 287,4 Milyon Euro
Hollanda 259,5 Milyon Euro
Fildişi Sahilleri 196 Milyon Euro
Kaynak: CNBC-E Business Dergisi

Come on England

Dünya Kupası coşkusunu bir ay boyunca fotoğraftaki şekilde yaşayanlar da var. Gerçi biz iki sene önce katıldığımız Euro 2008'de de bu derece bir sinerji yaratamamıştık. Milliyetçi bir topluluk olmamıza karşın bir türlü milli takımımızla tam manasıyla barışık olamıyoruz. Belki de iç çekişmelerin, kişisel antipati ve sempatilerin sonucunda tuttuğumuz milli takımı sahiplenemiyoruz bütünüyle. Seviniyoruz, üzülüyoruz ama bazı memleketler gibi (ya da klüp takımlarımızda olduğu gibi) yaşayamıyoruz futbol aşkını. Her şeye rağmen sekiz sene sonra eğer Dünya Kupası'nda A Milli Takım'ımız olsaydı biz de havaya girmiş ilk maçımızı bekliyor olacaktık. Maçların saatleri itibariyle işler aksayacak, yollar boşalacaktı. Eğer ki akşam saatlerine denk gelirse açık havalar, ortak izlenilen meyhane, cafe gibi yerler dolup taşacaktı. Şimdi elde bira, önümüzde fındık, fıstık evlerimizde sessiz sakin takip edeceğiz dünya futbolunu.

Çocukluğumuzdan alışık olduğumuz Türkiye'siz turnuvalara bir ara vermiştik aslında. Türkiye olmadığında da kolaydı işimiz o zamanlar; bir yarımız Brezilya'yı, diğer yarımız Arjantin'i tutardı, olur biterdi. Bizimkiler katılmaya başlayınca işler değişti. Bayrağımızın dalgalandığı bir turnuvada Almancı zihniyeti kabul edemez olmuştuk. Biz katılıyorsak bizi tutar, kazanamazsak da kimin kazanacağını umursamazdık. Bu sefer tadını aldığımız Dünya Kupası'ndan yine uzaktayız. Çocuk gibi sevdiğimiz futbolu daha bir heyecanla yaşamak için kendimize favoriler seçiyoruz. Ben de bir aylığına, hayatta en sevdiğim iki olayın (futbol-müzik) beşiği İngiltere'ye veriyorum gönlümü. Umarım yıllar sonra kazanıp Ada'yı sevince boğarlar. İngiltere'nin bu seneki Dünya Kupası'na daha bir iştahla geliyor olması da bu ümidimin daha da yeşermesine sebep. 'England Needs You' (İngiltere'nin sana ihtiyacı var) sloganı ile sadece kendi milletinden değil, tüm İngiltere severlerden de pozitif elektrik istiyorlar. Sanırım Umbro'nun sitesinde denk geldim; dünyanın çeşitli ülkelerinden insanların üzerlerinde İngiliz Milli Takımı'nın formasıyla çekimiş bir fotoğraf yer alıyordu. Çok arayarak arka sıralardaki Türk kızını da buldum.

7 Haziran 2010 Pazartesi

Dünya Kupası Teknik Direktörleri


Rabah Saadane-Cezayir
Diego Armando Maradona- Arjantin
Pim Verbeek-Avustralya
Dunga-Brezilya
Paul Le Guen-Kamerun
Marcelo Bielsa- Şili
Morten Olsen-Danimarka
Fabio Capello-İngiltere
Raymond Domenech-Fransa
Joachim Löw-Almanya
Milovan Rojevac-Gana
Otto Rehhagel-Yunanistan
Reinaldo Rueda-Honduras
Marcelo Lippi-İtalya
Goran Ericcson-Fildişi Sahilleri
Takeshi Okada-Japonya
Jeong Hoon Kim- Kuzey Kore
Javier Aguirre-Meksika
Bert Von Marwijk-Hollanda
Richi Herbert-Yeni Zelanda
Lars Lagerback-Nijerya
Gerardo Martino-Paraguay
Carlos Queiroz-Portugal
Radomir Antic-Sırbistan
Vladimir Veis-Slovakya
Matjoz Kek-Slovenya
Carlos Alberto Parreira-Güney Afrika
Jung Moo Huh- Güney Kore
Vicente Del Bosque-İspanya
Ottmar Hitzfeld-İsviçre
Bob Bradley-ABD
Oscar Washington Tabarez-Uruguay
Bu tamamen benim ürünüm.