UEFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
UEFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2015 Perşembe

UEFA Avrupa Ligi ve UEFA Kupası Forma Sponsorları

UEFA Avrupa Ligi'nin sahibi dün gece belli oldu. Geçmişten günümüze takımlarla bu sevinci yaşayan markalar da var. Çoğu zaman o tarihi karelerin de aktörleri arasında yer alıyor markalar. Geçmişe de yolculuk oluyor. Güzel oluyor bu tarz araştırma işleri. Zevk almadığı işi yapmamalı insan. Vaktimiz olsa da futbolun bakir kalan bu tarafıyla daha çok ilgilenebilsek.

Görünce en çok etkilendiğim marka nedense Parmalat ve Mars oldu. Diğerleri pek bir anlam ifade etmedi. Parmalat iki farklı takımla UEFA Kupası ve UEFA Avrupa Ligi'ni alan tek marka. Diğer taraftan da en çok bu kupaya uzanan kendileri olmuş.

1983 yılında kupayı alan Anderlecht'in logosu -yukarıdaki forma Anderlecht'in 1983 yılında kupaya uzandığı forma, forma üzerindeki logo hangi markaya ait anlayamadım- dışında es geçilen bir marka yok. Bilen olursa ona bir adet atkı hediye edeceğim.

Edit: Osman Turan yorum kısmına süzme bilgiyi bırakmış. Çok teşekkürler.


13 Mayıs 2010 Perşembe

Madrid Balı ve Forlan'ın Sağı

Biri taa Şampiyonlar Ligi'nden beri sadece iki galibiyetle finale gelmiş, diğeri kimleri kimleri eleyerek. Yine de isme bakınca kağıt üstünde favori onlardı. Dün akşamki maça göre de hak ettiler aslında. Velhasıl kelam gelene kadar ki geçtikleri yolda hakem hatalarının yanısıra şans da biraz yanlarında oldu. Dereyi görmeden sıvamadıkları paçalarından damlayan balla geldikleri finalde yine Forlan sayesinde kazanıp kupaya uzandılar. Zaten penaltılara kalsa da kesin şans yine onlara gülerdi.

6 Mayıs 2010 Perşembe

...UEFA'ya Gidelim!

İki sezon önce yine bu günlerde İnönü Stadı'nda ligin son maçına Manisa karşısında çıkıyordu Beşiktaş. İki sene içinde değişen çok şey oldu ama yarın yine evimizdeki maçta Manisa karşısına çıkarken değişmeyen şey amacımızın UEFA oluşu. Kazanıp ligi bir üst basamakta bitirmenin önemi farkedilemese de oldukça büyük. Geçen sene lige erken başlayıp form tutan Galatasaray'ın hali ortada. Manisa'nın başında Vestel olduğu 2008 Mayısındaki maç 1o dakika içinde sonucunu belli etse de doksan dakikalık müsabakada sahadan çok tribünlerde hareketlilik vardı. Takımı motive etmekle sabote etmek arasındaki ince çizgi siyahla beyazı ayıramadı ama bir çok kişinin yerinden ayrılmasına sebep olmuştu tribünde.

Beklentim maç garantiye alınınca bu sefer demode tezahüratlarla nostalji havasına bürünülmesidir. Her ne kadar yazın Beşiktaş'sız geçen günlerin sıkıntısı sezonun ilk maçında "Sensiz geçen günlerin..." diyerek dile dökülse de bu günleri kısa tutarak UEFA Avrupa Ligi'ne Temmuz'un sıcağında başlamanın da alemi yok.

24 Kasım 2009 Salı

İngilizlere Karşı Beşiktaş




1982-83 Şampiyon Kulüpler Beşiktaş-Aston Villa: 0-0 / 1-3
2000-01 Şampiyonlar Ligi Beşiktaş-Leeds United: 0-6 / 0-0
2003-04 Şampiyonlar Ligi Beşiktaş-Chelsea: 2-0 / 0-2
2005-06 UEFA Kupası Grup Beşiktaş-Bolton Wanderers: 1-1
2006-07 UEFA Kupası Grup Beşiktaş-Tottenham Hotspur: 0-2
2007-08 Şampiyonlar Ligi Beşiktaş-Liverpool: 2-1 / 0-8
2009-10 Şampiyonlar Ligi Beşiktaş-Manchester United: 0-1

Yukarıdaki liste Hürriyet'ten. Beşiktaş-Arsenal 1966 olduğu için listeye alınmamış sanırım.

2 Ekim 2009 Cuma

Sturm Graz


Ne kadar zamandır ASY'de maç izlerim böyle bir siyah beyaza tanık olmadım, bu kadar şanssız bir Galatasaray'a da. Sahadaki takım ve yukarıda gördüğünüz güzel forma ve tabii ki kemik tribün benim maç öncesi nötr düşüncelerimi bir anda tersine çevirdi. 20 kişi olsa da iyi tribünleriyle maç başlamadan gönlümüzü fethetti Sturm Graz. Tamam Galatasaray Türk takımı ama rakip de siyah beyaz kardeşim. Ne yapmalı... Alt kimliğim Türk üst kimliğim Beşiktaşlı mı ne... Yeni modamızda kimlik bunalımı. Bir milletin .ötü .aşıyla bu kadar oynarsan ben de bu nükteyi koyarım buraya. Maça dönersek Sturm Graz'ın mütevazı kadroyla müthiş direncini, Galatasaray'ın şanssızlıklarını sayabiliriz. Bu arada Galatasaray evinde uzun süredir bu kadar pozisyon vermemiştir kimselere. Arda için blogda attığım posttan bu yana Arda ortalarda yok. Elano'da bir garip. Maçı izlerken Arda, Elano ve Alex geliyor aklıma. Hangisini isterim Beşiktaş'a diye düşünüyorum, Arda ağır basıyor ama son haftaları düşündürücü.
2 de 2 yapıyorum. ASY'den iki puan çıkarıyorum üstüste diye düşündüğüm esnada maç yeni bitmiş Grazlı'lar tribünlerine doğru koşmakta, hafızamda Eskişehir maçı canlanmakta. Eski Açık Dejavu.

21 Ağustos 2009 Cuma

Dün Gece Sami Yen'de...

Dün gece Sami Yen'de tıklım tıklım tribünler önünde bugüne dek UEFA Kupaları'nda Türk takımlarına çıkmış en patates takımlardan birine karşı seyrettim Galatasaray'ı. Rakip Galatasaray kalesine gelmekten it gibi korkan, Galatasaray ise rakibin ne kadar mantar olduğunu bildiği halde had safhada ciddi takıldığı için dün 5 gol birden izledik. Sabri böylesine abuk bir takım karşısında dahi yerleşim hatası yaparken tribünlerden homurtuların yükselmeye başladığı da dikkatimi çekti. Tıpkı Beşiktaş'taki İbrahim Üzülmez vakası gibi. Sabri'nin de kendine güveni kaybolmuş. Keita rakiplerini karşısına alıp oynarken Sabri'nin boşa kaçıp bindirme yapmak yerine tıpkı bizim gibi izlemesi ayrı bir yazı konusu olur. Dün gece ASY'de taraftar ekmeği tuza banıp şarkısını söyleyince ulan bunu daha önce Fenerbahçe-Sivas maçında da duymuştum acaba kim kimden arakladı diye de düşünmekteyim hala.

Takımın geri kalanına baktığımızda Ayhan'ın bol pas hatası yaptığı, Baros'un formsuz olduğu, M. Sarp'ın Ayhan nedeniyle çok pas alamadığı, Arda'nın iyiden iyiye takımın üzerinde bir futbolcu olduğunu hissettirdiğini söyleyebiliriz. Galatasaray bu kupada çektiği kuralar böyle devam ederse çeyreği ya da yarıyı görmesi sürpriz olmayacaktır.

7 Ağustos 2009 Cuma

Avrupa Süper Ligi (UEFA) Kuraları

Tabloyu becerip de kopyalamadım ama muhtemel eşleşmeler belli olmuş; http://www.uefa.com/competitions/uefacup/news/kind=1/newsid=870394.html

Gönlümden geçen eşleşmeler;

Galatasaray-Amkar Perm
Sivasspor- Shakthar Donetsk
Fenerbahçe - Guingamp
Trabzonspor-Basel

Ancak daha bu gruplar belirlenmeden "Lazio çıkacak olm bize (Trabzonspor)" diye şom ağzını açan arkadaştan çekindiğimi de belirteyim. Zira Lazio'yla eşleşme şansımız var...

30 Temmuz 2009 Perşembe

Sabri'nin Arkası? Baros'un Yedeği?

Sen takımın her tarafını iyi kötü düzelt(yeni transferler), omur iliği değiştir (kaleci defans ortası, kanatlar), elindeki cevherleri yücelt (Arda-kaptanlık vs.), gençlere gözdağını ver (Emre Çolak, Aydın Yılmaz), adam gibi ayağa pas oynat, kanatları kullandır (4-3-3, total futbol vs.), Baros gibi yıldızlarını Netanya maçına dahi konsantre et (bknz. Baros'un sarı kart gördüğü pozisyon ve sonrasında yaptıkları) kısacası denizi geç, sağ bekte boğul. Sabri'nin Galatasaray'da oynayabilmesi için onun arkasına da bir adam koymanız gerekecek. Rijkaard'ın hayrına oynattığını da düşünmüyorum, yakında kesiği de yer bu adam. Galatasaray'da gözüme batan tek isim Sabri'ydi. Galatasaray'da Keita yaptığı klas hareketlerle göz doldurdu geyiği yapılır ya harbiden öyleydi. Ayaklarına çok hakim bir oyuncu. Maçı izlediğim kahvede abinin biri dönüp "Şu Nonda'yı Galatasaray'da oynatır mısın? dedi. "Hayatta oynatmam" dedim. "Sen de anlamıyorsun futboldan. Bu adam giderse forvet kalmıyor Galatasaray'da" dedi. Sahi Galatasaray'da Baros'un yerine kim oynayacak?

17 Temmuz 2009 Cuma

Rakipler ve Cenabetler

Fenerbahçe, Sivas ve Galatasaray'ın rakipleri belli oldu. Belçikalı, İsrailli ve Macar rakiplerle karşılaşacaklar. Sivas'ın Anderlecht karşısında turu geçmesini bekliyorum. Bülent Uygun yine gaz konuşmalarına başlamış. İnşallah geçerler de bir sonraki turda "6 değil 7, 8 değil 9" yerler. Fenerbahçe'nin rakibi Honved'i izlememize gerek var mı bu iddiayı yapmak için bilmiyorum ama Fenerbahçe iki maçı da kazanıp çıkacaktır. Galatasaray'ın tek handikapı Ali Sami Yen'e gelecek olan rakibine fark atma isteği olacaktır. Zira İsrail maçında taraftarın milli duygularının tavan yapacağı kesin. İlk maç İstanbul'da. İsrail'e olaysız bir maçın ardından gitmek Galatasaray'a bir üst turu getirecektir.
Her kuranın cenabet takımları olur. Bu turun cenabet takımları Athletic Bilbao'yu bulan Young Boys, güçsüz rakipler arasında birbirlerine çıkan PAOK-Valerenga, Göteborg-H.Tel Aviv ve Lech Poznan'a çarpılan Fredikstad.

Rijkaard'ın Yolu

Rijkaard'ın Galatasaray'ı sezonu dün açtı diyebiliriz. Takımın sahada ne oynadığı sezon başı olması nedeniyle pek de anlaşılmıyor. Rijkaard'ın yolu uzun ve ince. Galatasaray'ın gereken sabrı göstereceğini düşünüyorum bu adama. Galatasaray'da dikkatimi çeken şey Gökhan ve Servet oldu. Milli Takımda da beraber oynayan bu adamların önünde oynayacak adamlara bu sene çok iş düşecek. Mehmet Güven, Mehmet Topal, Ayhan, Mustafa Sarp'a Allah kolaylık versin. Alparslan müthiş bir yetenek onu da görmüş olduk. Kırmızı kartı toyluğuna verebiliriz. Arda her zaman ki Arda. Galatasaray'ın rakibi bugün çekilecek kuralardan sonra belli olacakmış. Galatasaray için şimdiden bir üst tura çıktı demek yanlış olmaz. Ha birde Sabri aynı Sabri.

17 Nisan 2009 Cuma

UEFA Finali; Ukrayna & Almanya

Şampiyonlar Ligi'nden sonra bu akşam oynanan çeyrek final maçları sonrası UEFA Kupası'nda da yarı finalistler belli oldu. Ve eşleşmeler gereği final için Kadıköy'e 1 Ukrayna 1 Alman takımının geleceği kesinleşti.. Zira Werder Bremen Hamburg ile, Luce'nin takımı Shakthar ise Dinamo Kiev'le eşleştiler.

Kadıköy'de yaşayan birisi olarak Ukraynalıların gelecek olmasından gayet mutluyum. "Ukraynalılar"dan kastımın bir Ukrayna takımı mı yoksa Ukraynalı kızlar mı olduğu konusundaki yorumu ise size bırakıyorum :)

2 Aralık 2008 Salı

Ben Ölmedim Daha

Sabah Kadıköy Süreyya Sineması'nın daha doğrusu Süreyya Operası'nın yolunu tuttum. Malum Uefa Finali'nin logosu ve biletlerinin tanıtımı vardı. Salon beklediğimden boş, gelmesi beklenen bazı isimler yoktu. Aziz Yıldırım dayısının vefatı, Can Bartu ise ateşli hastalığı nedeniyle toplantıya katılamadılar. Başkanlar, yöneticiler çıkıp şöyle güzel bir organizasyon, böyle güzel organizasyon, emeği geçenlere teşekkür ederim diye özetlediler durumu. Sonrasında Bülent Korkmaz davet edildi ve UEFA kupasını kaldırdığında neler hissettin diye bir soruyla muhatap oldu ki ben bu sorunun cevabını belki binlerce kez duymuştum. Sadece zaman geçsin, soru sormuş olmak için soru sorayım diye yöneltilmişti. Soruyu soran ablanın güzelliği bu ızdıraba katlanmamıza fazlasıyla yeterliydi tabii. Neyse asıl takıldığım konu Roberto Carlos'un ikide bir sahneye davet edilmesiydi. O da sıkılmış olacak ki salonda hadi Carlos gel sahneye fotoğraf çektirelim diyenlere cevabını yapıştırmayı uygun gördü. Bülent Korkmaz Uefa Kupası'nın temsili ilk biletini alırken foto muhabirleri R. Carlos'unda sahnede yer almasını istediklerinde R. Carlos "Ben fotoğraf çektirmek istemiyorum. Bu finalde oynamak istiyorum" diye cevapladı. Önce salonda bir sessizlik sonrasında da alkış tufanı koptu. Bunun altında "Ben futbolcuyum lan! Yetti artık reklam ürünü gibi kullandığınız. Ben daha ölmedim. Reklam yıldızı olmaya gelmedim. Hatırlatırım ben hala Roberto Carlos'um" düşüncesi vardı. Toplantının kıssadan hissesi budur. He bir de Can Bartu aynı gün Beşiktaş'a 2 gol atıp Galatasaray'a da 32 sayı atmış. Bunu da öğrenmiş olduk. Evet bilmiyordum.

19 Eylül 2008 Cuma

Silinmiş Öğeler

Sahada takımın bu kadar kötü olmasında en büyük etken değişen taktikti. 4-4-2 ile maça başlandı. Defansın solunda Seric, ortada Zapo Sivok, sağda Serdar Kurtuluş. Serdar'ın önünde kimse yok. Ortada Uğur ve Cisse onların önünde Delgado, Seric'in önündeyse Tello görev yaptı. Forvette Nobre Holosko. Alıştığımız 4-2-3-1 gibi değildi yani. Maçta Beşiktaş'ta olmayan 5 öğe dikkatimi çekti. Takım koşmuyor ve çabuk yoruluyor. Seric beklediğimizden iyi ama Serdar rezaletti. Hoca Serdar'ın önüne adam koymayı unutuyor. Orası bas bas bağıtırıyor gol yiyeceğiz diye ama hoca izliyor. Beşiktaş taraftarının takımı ateşleyen yönü bu maçta ortaya çıkmadı Ramazan diye düşünelim. Sağ açığı olmadan oynadı Beşiktaş. Holosko sağ açık oynadı diyenin aklından şüphe ederim. Maçı izlerken rakibin 30 numaralı defans oyuncusu Papa Gueye bir tane kafa topu bırakmadı Beşiktaşlılara. İleride ise 33 numaralı oyuncuları Marko Devic muhteşem oynadı. Boş takım değiller. Koşmalarıyla, mücadeleleriyle beraberliği belki de daha fazlasını hakettiler. Deplasman Beşiktaş adına daha rahat geçer şayet 4-2-3-1 oynanırsa.