Sakarya golü atınca cana yakın taraftar tribünleri yıkıyor, saha içinde futbolcularla birlikte gol sevincini yaşıyor.
Sakaryaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sakaryaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Eylül 2009 Pazartesi
13 Eylül 2009 Pazar
Tatangalar Beykoz Deplasmanında
Zor oldu ama sonunda ekledim. Tatangalar yıktılar ortalığı. 90+5. dakikada gelen golden sonra çevik kuvvet tribüne girince.
Beykoz: 1 - 1 :Sakaryaspor
Hafta sonunu fırsat bildik, oruç ağız ne yapsak ne etsek diye düşünürken Sakarya'nın Beykoz deplasmanına gidelim dedik. KFY'den Kazım, bizim blogdan Premier ve ben koyulduk yola. Ben anne tarafından Adapazar'lı, KFY'den Kazım manevi Arifiye'li, Premier de Sakaryaspor sempatizanı olunca renklerimiz yeşil siyaha çaldı. Sakaryaspor taraftarıyla Beykoz taraftarı arasında barış var herhalde. Bizi görüp salça olan yoktu. Sakaryaspor atkılı gençlere de Beykozlu'lar hoşgeldiniz çekince dostluk havası hakim oldu Beykoz Stadı'nda.
Sakarya tarafına girdik. Sakaryalı'lar doldurmuş tribünü. 600-700 kişi. Stad dediğime bakmayın ufacık bir yer. Beykoz'u yerli amcaları destekliyor, eski toprak sahip çıkıyor Beykoz'a. Her şeye rağmen bir futbol havası hakim. Maç başlıyor. Beykoz daha iyi. Sağlı sollu geliyorlar. Hakem biraz toleranslı Sakaryaspor'a. Sakarya tribünlerinde acı dolu şarkılar. Takım çoluk çocuğa kaldı yorumları. "Bu 10 numara var ya Kerem. Sarayönü'nde nargile içiyor pezevenk" gibi yorumlara şahit oluyoruz. Üzülüyoruz Sakarya'ya. Sahada da eziliyorlar. Beykoz daha çok pozisyona giren taraf. Beykoz tribünleri daha kalabalık haliyle ama pek tribün kültürleri yok. 20-30 kişi bağırıyorlar. İlk yarı böyle bitiyor. 0-0
Tribünlerinde güzel besteleri var Sakarya'nın. Leman Sam'ın gönül şarkısını çevirmişler. Oldukça güzel. Ne işimiz var bizim buralarda tadında cümlelerle süslü dolu besteleri var. Premier alayını kaydetti. Hepsini yukarıda bulabilirsiniz. İkinci yarıda Beykoz golü buldu. Beykozlular ilk kez stadyumda gürültü çıkardılar. Gol sonrası Büyük Beykoz resmi şarkıları çaldı. Enteresan renkler. 100 yıllık çınar Beykoz 1908.
Yaşlı amcalar forması, atkısı gelmiş stada. Amca bir fotoğrafını çekelim ta Sakarya'dan geldik, her deplasmandan birilerini çekiyoruz dedik. Tam İstanbul beyefendisi çıktı. Hayhay dedi biz de çektik. Golden sonra Sakarya saldırmaya çalışsa da kadrosu çok kötü olduğu için pek birşey anlayamadık. İki tane koca .ötlü forvetle gol arıyor koca Sakaryaspor. Bulamadılar, taraftar hırçınlaştı. Beykoz yedek kulübesine sulandılar. Taş, çakmak, küfür gırla gitti. Bunu gören Beykozlular karşılık verince Sakarya tribünleri okçuları uzun menzilli atışlara başladı. Tribün ağabeyleri "La olm yapmayın Lan" diye esip gürleyene kadar devam etti. Premier, KFY Kazım ve ben Sakarya'dan umudumuzu kestik. Dakika 90 oldu. Sakaryaspor 25 mt'den serbest vuruş kazandı. Takımın en sevilen oyuncusu Mustafa Sevgi geldi topun başına. KFY Kazım gol olacak oğlum dedi -ki genelde tutturur- Koltuğun sırt bölümüne tırmandı. Vurdu ve inanılmaz bir galeyana sürüklendi tribün. Tribün önce sahaya yıkıldı. Teller tartan piste devrildi. Taraftarlar sahanın içinde golün sevincini yaşamaya başladılar. Hakem düdüğünü çaldı maç bitti. Çevik kuvvet tribüne girdi. Çevik kuvvet çekti copu yer misin yemez misin. Yukarılara tırmanmaya başladık. Ben tırmanırken Premier cengaverlik yapıp bütün olayları kameraya çekmiş. KFY Kazım'da koltukları polise atanlara engel olmaya çalışıyor. Sonra polisler orucumuzu bozuyorlar gaz ikram ediyorlar. Biz de alıyoruz. Gaz sıkılınca tribün ulan kaybedecek ne kaldı oruç da gitti diye çevik kuvvete taaruza geçiyor. Polisin kafasından kaskı alıp polise vuruyorlar. Sonra da yere atıyorlar. Polis kaskını ararken Sakarya'lı 16 bilemedin 17 yaşında bir çocuğun kaşını yarıyor polis. Sonra saha içindeki güvenlikçilere poşet içinde amirleri cop veriyor. Polise karşılık vermem ama özel güvenlik ya vurursa diye gözü karartıyoruz. Aslında bu yaşananları anlatmaya son vereyim. Bir sonraki posta Premier'in videolarını ekleyeceğim.
Sakarya tarafına girdik. Sakaryalı'lar doldurmuş tribünü. 600-700 kişi. Stad dediğime bakmayın ufacık bir yer. Beykoz'u yerli amcaları destekliyor, eski toprak sahip çıkıyor Beykoz'a. Her şeye rağmen bir futbol havası hakim. Maç başlıyor. Beykoz daha iyi. Sağlı sollu geliyorlar. Hakem biraz toleranslı Sakaryaspor'a. Sakarya tribünlerinde acı dolu şarkılar. Takım çoluk çocuğa kaldı yorumları. "Bu 10 numara var ya Kerem. Sarayönü'nde nargile içiyor pezevenk" gibi yorumlara şahit oluyoruz. Üzülüyoruz Sakarya'ya. Sahada da eziliyorlar. Beykoz daha çok pozisyona giren taraf. Beykoz tribünleri daha kalabalık haliyle ama pek tribün kültürleri yok. 20-30 kişi bağırıyorlar. İlk yarı böyle bitiyor. 0-0
Tribünlerinde güzel besteleri var Sakarya'nın. Leman Sam'ın gönül şarkısını çevirmişler. Oldukça güzel. Ne işimiz var bizim buralarda tadında cümlelerle süslü dolu besteleri var. Premier alayını kaydetti. Hepsini yukarıda bulabilirsiniz. İkinci yarıda Beykoz golü buldu. Beykozlular ilk kez stadyumda gürültü çıkardılar. Gol sonrası Büyük Beykoz resmi şarkıları çaldı. Enteresan renkler. 100 yıllık çınar Beykoz 1908.
Yaşlı amcalar forması, atkısı gelmiş stada. Amca bir fotoğrafını çekelim ta Sakarya'dan geldik, her deplasmandan birilerini çekiyoruz dedik. Tam İstanbul beyefendisi çıktı. Hayhay dedi biz de çektik. Golden sonra Sakarya saldırmaya çalışsa da kadrosu çok kötü olduğu için pek birşey anlayamadık. İki tane koca .ötlü forvetle gol arıyor koca Sakaryaspor. Bulamadılar, taraftar hırçınlaştı. Beykoz yedek kulübesine sulandılar. Taş, çakmak, küfür gırla gitti. Bunu gören Beykozlular karşılık verince Sakarya tribünleri okçuları uzun menzilli atışlara başladı. Tribün ağabeyleri "La olm yapmayın Lan" diye esip gürleyene kadar devam etti. Premier, KFY Kazım ve ben Sakarya'dan umudumuzu kestik. Dakika 90 oldu. Sakaryaspor 25 mt'den serbest vuruş kazandı. Takımın en sevilen oyuncusu Mustafa Sevgi geldi topun başına. KFY Kazım gol olacak oğlum dedi -ki genelde tutturur- Koltuğun sırt bölümüne tırmandı. Vurdu ve inanılmaz bir galeyana sürüklendi tribün. Tribün önce sahaya yıkıldı. Teller tartan piste devrildi. Taraftarlar sahanın içinde golün sevincini yaşamaya başladılar. Hakem düdüğünü çaldı maç bitti. Çevik kuvvet tribüne girdi. Çevik kuvvet çekti copu yer misin yemez misin. Yukarılara tırmanmaya başladık. Ben tırmanırken Premier cengaverlik yapıp bütün olayları kameraya çekmiş. KFY Kazım'da koltukları polise atanlara engel olmaya çalışıyor. Sonra polisler orucumuzu bozuyorlar gaz ikram ediyorlar. Biz de alıyoruz. Gaz sıkılınca tribün ulan kaybedecek ne kaldı oruç da gitti diye çevik kuvvete taaruza geçiyor. Polisin kafasından kaskı alıp polise vuruyorlar. Sonra da yere atıyorlar. Polis kaskını ararken Sakarya'lı 16 bilemedin 17 yaşında bir çocuğun kaşını yarıyor polis. Sonra saha içindeki güvenlikçilere poşet içinde amirleri cop veriyor. Polise karşılık vermem ama özel güvenlik ya vurursa diye gözü karartıyoruz. Aslında bu yaşananları anlatmaya son vereyim. Bir sonraki posta Premier'in videolarını ekleyeceğim. 17 Mart 2009 Salı
Şaşı Bak Şaşır
Fotoğraf Tatangalar'dan. Nasıl anlatmalı bilmem ki. Beşiktaşlıyım ama aynı zamanda da Sakaryalıyım mı demek istiyor. Beşiktaşlıyım ama Tatangayım? Sakarya Üniversitesi'nde okuyorum mecburum böyle yapmaya? Sakarya tribününe hastayım ama Beşiktaşlıyım? Doğma büyüme Sakaryalıyım ama sempatim var şu Beşiktaş'a? Formasını seviyorum ama Sakaryasporluyum. Ha Beşiktaş Ha Sakarya? Öyle çok seçenek var ki. Bunu yadırgamamak mümkün değil aslında. Berat Bulut'la Trabzon-Galatasaray maçı macerasını konuşurkenTrabzon taraftarının ne kadar hasta olduğunu dinledim. Mesela KATÜ'de Unifeb, Ultraslan, Çarşı hikayeymiş. Böyle dolaşmak zormuş. Ultraslan'ın üniversite içerisindeki toplantıları basılır zorla toplantı salonundan dışarı çıkarılıp Trabzonspor diye tezahürat yaptırılırmış. Bunu canlı izleyenlerin ağzından duymak hayli enteresan tabii. Şimdi bu pencereden bakınca Sakarya Üniversitesi'nde böyle dolaşmak da cesaret işi. Bu fotoğraf üzerine insanoğlunun düşünce dünyası saatlerce irdelenebilir, ama sonuç sağlıklı bir örnek sunmaz herhalde bize. Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.22 Ocak 2009 Perşembe
Hayat Yeşilde
Fotoğraf çok şey anlatıyor. Atılan gol sonrası çekilen pınarbaşı gibi, bir koltukta duran iki kişi gibi, deplasman tribününün ateşi gibi, atkısız formasız maça gitmemek gerektiği gibi, hayatı, sorunlarını, evdeki, işteki sıkıntılarını kafasından silmek gibi, karşılıksız sevgi gibi... Fotoğraf Sakarya tribünlerinden ama yakın bir döneminden olmadığı kesin. Bank Asya'dan da koşar adım uzaklaşıyorlar çünkü. Dün adı önemsiz bir belediye takımından kendi evinde 4 gol yedi bu taraftarların tuttuğu takım.Hayat yeşilde, yeşil yosunda, yosunlar boy veriyor kuytuluklarda... Kapalı tribünün önüne böyle bir pankart assalar güzel olurmuş. Bu arada sözler seversiniz sevmezsiniz Grup Yorum'dan.25 Kasım 2008 Salı
Yüzüstü Çok Süründün, Ayağa Kalk Sakarya
16 Mayıs 2008... Ali Sami Yen'deyiz. Numaralı tribünün altında. Sakaryaspor-Boluspor maçı. Kazanan İnönü Stadyumu'nda Eskişehir-Diyarbakırspor galibi ile Süper Lig'e yükselmek için karşılaşacak. Ferdi ile 2-0 yapınca Sakarya, finale çıktı artık diyorduk. Tribünlerde de Sakaryalılar daha baskın. Kapalı tıklım tıklım Sakaryalı dolu. İkinci yarı başlıyor yine Ferdi pozisyona giriyor ama boş kaleye topu yollayamıyor. Ne oluyorsa ondan sonra oluyor. Maçı 2-2'ye getiriyor Bolulular. Şok oluyor Sakarya. Penaltılarda da Boluspor üstünlük kurunca yıkım başlıyor. O Sakarya Coşkun Demirbakan'a yol veriyor ve takımın başına Hüseyin Kalpar'ı getiriyor o da tutmadı bu kez İlker Yağcıoğlu ve Recep Çetin ile öz evlatlara dönülüyor. Ama hiçbir şey geçen seneki tabloya yaklaştıramıyor Sakaryaspor'u. Uzun süredir üzerine yapışan asansör sıfatını çıkarıp atmasını beklerken yaşanan bu dibe vuruş Sakaryaspor'a yakışmıyor. Yukarıdaki başlık NFK'den bilindiği üzre.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)