Polonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Polonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2012 Cumartesi

Polonya - Çek Cumhuriyeti: 0 - 1


Grup büyük bir sürprizle bitti. Grupta üçüncülükten ötesinin Çek Cumhuriyeti için mümkün olamayacağını söylemiştim. Fakat hesaba Smuda'yı katmamışım. İlk yarıda oynanan oyun büyük şüpheler yarattı Polonya için. Öyle bir ilk yarı izledik ki sanki Çek Cumhuriyeti 2 puan sahibi Polonya ise 3 puanla oynuyor. Smuda galibiyet almak zorunda olan bir takım hüviyeti yaratamadı.

Çek Cumhuriyeti ilk yarıda turnuvadaki en iyi oyununu sergiledi diyebiliriz. Polonya kontrollü oynamaktan alıştığımız hücum organizasyonunu gerçekleştiremedi. İkinci yarıya da Polonya tempo kazandırmak gibi bir derdi olmadan başladı. Sahada daha çok didinen takım 3 puana ihtiyacı olan Polonya olmalı ama bundan eser yok sahada. Üstelik Polonya, tribünlerde muhteşem destek veren taraftarı ve evsahibi olmasından dolayı maçlarına çıkan toleranslı hakemlere rağmen karın ağrıları içinde maçlar oynadı. Çek Cumhuriyeti karşısında da bu görüntüyü değiştiremediler.

Grosicki gibi bir oyuncusu varken oyuna almamak neyin kafasıdır anlamak mümkün değil. İkinci yarıda da rakip kaleye gitmeye çalışan, daha çok top tutan ve fırsat arayan takım Çek Cumhuriyeti oldu. Michel Bilek'i de tebrik etmek lazım. Yaslanan bir takımla sahaya çıkmadığı için övgüyü hakediyor. 60. dakika itibariyle Polonya 10 kişi kalmalıydı. Hakem Wasilevski'nin 55. dakikadaki açık sarı kartı vermedi ya da veremedi. Tüm bu avantajlara rağmen Polonya rakip kalede tur arama şansı dahi yakalayamıyor. Eğer Polonya turu geçerse bunda Tyton'un payı da çok büyük. 3 maçın 2'sinde kaleci şansıyla takımını ipten alıyor. Polonya 71. dakikada yediği gole kadar  şampiyonada kalma hesapları yaptıysa bunda Tyton'un payı yadsınamaz.

Golü yedikten sonra Smuda kendisi için hazırlanacak dar ağacını görmüş olacak ki Brozek ve Adrian'ı oyuna alarak ben elimden geleni yaptım diyecek. Polonya çok büyük bir fırsat kaçırarak turnuvaya veda etti. Bu gece kimse böyle bir sonuç beklemiyordu sanırım. A Grubu muhteşem bir finalle bitti.

Bir hayal kırıkılığı da TRT spikeri için açalım. Çek Cumhuriyeti 1-0 öndeyken 1 gol yeseydi çıkamıyordu. Yunanistan an itibariyle 4 puan, Rusya 4 puanken olası beraberlik 3'lü averajla Çek Cumhuriyeti'ni dışarıda bırakacaktı fakat bu ihtimalden hiç bahsetmedi.

TRT spikeri sıfatına yakışmayacak bilgisizlikle anlatıldı. Yalçın Çetin olmadı, Levent Özçelik anlatsın.

12 Haziran 2012 Salı

Polonya-Rusya: 1-1


Milli marşlar okunurken 'This is Russia'  yazılı büyük bir pankart açıldı Rusların bulunduğu tribünlerde. Gruptaki ilk maçlar sonrasında oluşan puan durumu itibariyle de Polonya'nın kaybetmesi halinde hepimizin aklına gelen 300 Spartalı filmindeki o meşhur sahnenin sahaya yansıması olabilirdi sonuç. Polonya bunun bilincinde olmasına rağmen yinede Yunanistan maçında olduğu gibi maça atak başlayamadı. Rusya ise ilk maçtaki görüntüsüne yakın olarak deplasman takımı hüviyetinden sıyrılıp, defansta konrollü onayıp 'puan veya puanlar' almak yerine oyunun kontrolünü eline geçirerek istediği sonucu almak amacındaydı . Çeklerin Yunanistan'ı yenmesi sonrasında bu maçtan alacakları bir puan onları liderlikte tutmaya yetecekti ama onlar bir puana razı değil gibiydiler.

Polonya, ilk tehlikeli pozisyonu kale önünden yapılan kafa vuruşunun kalecinin ayaklarına , sonrasında ise organize gelişen atağın ofsayte takılması sebebiyle gole kavuşamadı. Rusya ise kanatlardan Kerzhakov, Arshavin ve Dzagoev ile geliştirdiği atakları golle sonuçlandıramadı ama 37. dakikada sol kanatta kazanılan bir duran topla öne geçmesini bildi ve soyunma odasına bu skorla gitti. Maç öncesi Polonyalıların Rusları kovaladığı habeleri geldi, sahada da topu dolaştıran Ruslar kovalayan Polonyalılar oldu.

İkinci yarıya da arzulu başlayan ev sahibi ekip bir buçuk dakikada üç pozisyon bularak oyuna heyecan getirdi. Polonya'nın skora denge getirmek için açık oynaması ile Rusya da pozisyonlar bulmaya başladı. Karşılıklı gelişen ataklar sonrasında 57. dakikada Blaszczykowski'nin uzaktan sert vuruşuyla golü bulan ve beraberliği yakalayan Polonya oldu. (Adamın ismini kopyala yapıştır yaptım mecbur, bir Zeyer değil. Adam Zeyer.) Bu dakikadan sonra Rusya daha çok skoru koruma amaçlı oynamaya başladı.

Polonya bir bir puanları topladığı turnuvanın son maçına taşıdı umutlarını. Son maçta Çekleri yenmekten başka çareleri yok. Rusya ise liderliğini sürdürürken bence matematiksel olarak olmasa da gruptan çıkmayı da garantiledi. Yedi tane aynı kulüp takım oyuncusunu barındıran bir milli takımın avantajını ortaya koyarak Yunanistan'ı rahat geçmesi sürpriz olmayacaktır. Bakalım 'This is Russia'  repliğini elemelerde de tekrarlayabilecekler mi?

8 Haziran 2012 Cuma

Polonya-Yunanistan: 1-1


















Çok sade ve güzel bir açılış seremonisi izledik. Sahanın ortasında -TT Arena ve Atletizm Şampiyonası'nda rastladığımız- küre şeklinde bir perde olmadan salak saçma işlere girmeden tadında bir açılış izledik. İlla saçma sapan ışık oyunları yapmaya gerek yokmuş. Umarım herkes görmüştür.

Maç ise bu güzel açılış kadar keyifli başlamadı. Polonya ev sahibi olmasının avantajını erkenden hissettirdi.Yunan savunması yine alıştığımız can siperane gömleğini giymişti. Yunanistan Rehhagel'den kalma kapanma alışkanlığını atamamış, 4-3-3 görünümlü 4-5-1 ile sahada yer aldı. Yunanistan'ın görüntüsü böyleydi.

Ev sahibi Polonya'nın acelesi ev sahibi olmasından sanırım. Çok çabuk kaleye gitmeye çalıştılar. Sol kanadı neredeyse kullanmadılar. Sağ kanadı da bir o kadar güzel ve çok kullandılar. Buldukları ilk golde oradan geldi. Polonya'nın Dortmund'da oynayan oyuncuları çok konuşulacak sanırım. Blaszczykowski ve Lewandowski turnuvanın dikkat çekenleri arasına girebilirler. Polonya daha baskılı ve daha çok pozisyon bulunca galibiyetin kolay geleceğini düşündü sanırım herkes. Fakat işler tersine döndü.

Golü yedikten sonra Polonya daha az baskı yaptı. Yunanistan ise biraz daha cesur oynadı. Yunanistan savunması kadar defanstan topu uzaklaştıramayan oyuncu topluluğu görmedim. İleri uzun vuramadılar ilk 45 dakika. Bir de Ninis'in mahalle topçusu topuk pası denemeleri olacak gibi değildi. Hızlı ama etkisizdi maç boyu. Zaten zar zor pas trafiği yapan Yunanistan Ninis'in fantezilerine mahkum kalınca ilk yarı Gekas'ın yarım kafa vuruşuyla tamamlandı. Maçın hakemi ise ağır aksak giden maçı bir anda katletti. Sokratis'e öyle kartlar çıkardı ki Polonya'yı antipatik yaptı. Bununla da kalsa iyiydi aslında. Yunanistan'ın ender gelişen hücumunda ceza sahasında elle açık müdahaleye penaltıyı veremedi İspanyol hakem.

Topuk meraklısı Ninis'in yerine Salpingidis ile başladı ikinci yarıya Portekizli teknik adam. Maça da öyle başlasaymış keşke. Salpingidis fırsatçılığı ile 1-1'e taşıdı skoru. Polonya golden sonra aceleci kararlardan nedense vazgeçti. Bu aslında Yunanistan'ın istediği temposuzluğu da beraberinde getirdi. Polonya golü yedikten sonra karşı kaleye gitme iştahını da kaybedince Yunanistan 2. golü de bulacaktı biraz daha becerikli olabilselerdi. Polonya Tek. Dir. Smuda -Smuda Altay'ı çalıştırırken sezonun ilk maçı İzmir'de Altay-Fenerbahçe. Fenerbahçe geçen sezon 103 gol atmış. Bu yüzden medya 5-10 olur diyor. Altay 2-1 yeniyor. 2. golden sonra Smuda maç oynanmaya devam ederken stadın etrafında tur atıyor. Böyle de manyakmış kendisi. Bu bilgi için Mert Aydın'a teşekkür ederiz-ilk maçında sınıfta kaldı. Oyuna etkisi hiç yoktu. Ben sanırım yedek kulübesinde olsam kimse anlamazdı. Salpingidis'in böyle bir turnuvada yedekten gelip böylesine etkisini göstermesi inanılır gibi değil. Muhteşem bir etki yaptı ve maçı tersine çevirdi diye düşünürken bu kez Polonya yedek kulübesinden gelen Tyton maçın kahramanı oldu. Maç kötü başladı, güzel bitti. Yunanistan kötü başladı, güzel bitirdi.