Keşke yukarıdaki gibi bir pankart açsalardı kapalıda. Dayak yiyeceğini bile bile asmak da güzeldir. Evet insan gibi dövmezler. Evet 50-60 kişi kovalar seni. Koltukların neresine bastığına bakmadan, arkana bile bakmadan, sağdan soldan gelen tekmelere aldırmadan, birazdan dayak yiyeceğini adın gibi bile bile hem de. Çok delikanlıysan git aç oğlum dediğinizi biliyorum. Evet ben açamam, o kadar yürekli değilim. Ama açabilecek adamlar var o tribünde. Yukarıdaki mizanseni yaşamadan hem de. Kim mi? Cevabı aşağıda.
Şu meşhur yaratıcı pankartları ete kemiğe büründüren adam. Beşiktaş'ın tribünlerine astığı hemen hemen her pankartta kendisinin adını görebilirsiniz, pankartın kıyısında köşesinde yazar: "Dewe". Yoksa ben mi yanlış biliyorum, o onun imzası değil mi? Yoksa böyle biri buradan sonrasını da okumanıza gerek yok.
Allah'ı var yetenekli adam. Hele hele sloganları da kendisi buluyorsa helal olsun. Hani bir gazetenin karikatürle gündemi belirleyen, o gazetenin görüşlerini aktaran (bakınız Salih Memecan) adamları vardır ya, onlardan hiç farkı yok.
"Yıldırım Demirören Yetmez"in sloganı kadar pankartı da artık meşhurlaştı. Her yerde kapalı tribünün göbeğindeki şaşırmış suratı görmek, Demirören'e methiyeler düzen çizgilere rastlamak mümkün. "Çıldırt bizi başkan, çıkart bizi baştan"ı ilk gördüğümde yaşadığım büyük çöküntüyü kelimelerle tarif edemem. Bir sezon boyunca bağırdığımız Demirören'i iki transferle sevmek gibi herkesin şu aralar kullandığı klasik cümleleri buraya yazmanın anlamı yok. Bunun yerine "Beşiktaş'ın sahibi kongre üyeleridir" bile Beşiktaş başkanının koltuğunu bırakma sebebi olmalıdır. Bunun arkasında kararlılıkla durulmalıdır mesela. Ne çabuk unuttuk Halkın Takımı ünvanını. Halkın çizgisiydi Dewe. Yazık oldu.
1903 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1903 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Temmuz 2010 Çarşamba
5 Temmuz 2010 Pazartesi
Serencebey'den
Yeni genel müdürümüzün görev ve yetkileri tam olarak tanımlanmış ve tüm personelle birlikte yöneticilerimize duyurulmuştur.
BJK A.Ş’nin halka açık olması sebebiyle Maliye, SPK denetimine tabii olduğunun ve genel müdürün şahsi sorumluluğunun bulunduğunun bilinciyle;
“Dernek ayrı, A.Ş ayrı” safsatasına inanmadan hem dernek hem de tüm A.Ş’lerde etkin olur,
Personel fazlalığı ve lüzumsuzluğu konularıyla yakından ilgilenir,
Tüm satın almalara direkt müdahale eder,
Masraf adı altında giren tüm faturaları kesin muhasebe kaydı yapıldıktan sonra kontrol eder,
Bankalarla görüşerek komisyon oranlarının makul ve mantıklı seviyelere inmesini sağlar,
Faktoring şirketlerinden yapılan borçlanmanın evraklarına ve faiz oranlarına azami dikkati sarf eder,
Kendisini genel müdür zanneden yöneticilere karşı dik ve dirayetli durur,
Özveriyle çalışan gerçek Beşiktaşlıları korur ve kollar,
Ücret dengesizliğine parmak basar,
Kartal Yuvaları sorunsalına neşter atar, özveriyle çalışan ekibin her zaman arkasında durur,
Pazarlama departmanının hem ücret dengesizliğini hem de elaman ihtiyacını en kısa sürede olması gereken düzeye getirir,
Çok değerli IT ekibine gereken önemi, değeri ve desteği verir,
CRM çalışmalarına hemen başlar,
Çok değerli Beşiktaş arşivlerinin derhal ve zaman geçirmeden digital ortama aktarılmasını sağlar,
Başkan’ın desteğini her zaman yanında hisseder,
Sponsorluk görüşmelerine direkt muhatap olarak yerlerde sürünen sponsorluk ve lisansiye gelirlerinin artmasını sağlar,
Herhangi bir incelemede ciddi KDV sorunları yaratacak bedava biletin önüne geçer,
Kendisini baba Demirören’in adamı safsatasını, yalanını anlatanların söylemlerine güler geçer,
Seçim kazandırdığını iddia eden yüksek maaşlı sahte kahramanlara prim tanımaz,
Dedikodu sitelerinden hiç etkilenmez,
Moralini hiç bozmaz,
vs, vs, vs…
BJK A.Ş’nin halka açık olması sebebiyle Maliye, SPK denetimine tabii olduğunun ve genel müdürün şahsi sorumluluğunun bulunduğunun bilinciyle;
“Dernek ayrı, A.Ş ayrı” safsatasına inanmadan hem dernek hem de tüm A.Ş’lerde etkin olur,
Personel fazlalığı ve lüzumsuzluğu konularıyla yakından ilgilenir,
Tüm satın almalara direkt müdahale eder,
Masraf adı altında giren tüm faturaları kesin muhasebe kaydı yapıldıktan sonra kontrol eder,
Bankalarla görüşerek komisyon oranlarının makul ve mantıklı seviyelere inmesini sağlar,
Faktoring şirketlerinden yapılan borçlanmanın evraklarına ve faiz oranlarına azami dikkati sarf eder,
Kendisini genel müdür zanneden yöneticilere karşı dik ve dirayetli durur,
Özveriyle çalışan gerçek Beşiktaşlıları korur ve kollar,
Ücret dengesizliğine parmak basar,
Kartal Yuvaları sorunsalına neşter atar, özveriyle çalışan ekibin her zaman arkasında durur,
Pazarlama departmanının hem ücret dengesizliğini hem de elaman ihtiyacını en kısa sürede olması gereken düzeye getirir,
Çok değerli IT ekibine gereken önemi, değeri ve desteği verir,
CRM çalışmalarına hemen başlar,
Çok değerli Beşiktaş arşivlerinin derhal ve zaman geçirmeden digital ortama aktarılmasını sağlar,
Başkan’ın desteğini her zaman yanında hisseder,
Sponsorluk görüşmelerine direkt muhatap olarak yerlerde sürünen sponsorluk ve lisansiye gelirlerinin artmasını sağlar,
Herhangi bir incelemede ciddi KDV sorunları yaratacak bedava biletin önüne geçer,
Kendisini baba Demirören’in adamı safsatasını, yalanını anlatanların söylemlerine güler geçer,
Seçim kazandırdığını iddia eden yüksek maaşlı sahte kahramanlara prim tanımaz,
Dedikodu sitelerinden hiç etkilenmez,
Moralini hiç bozmaz,
vs, vs, vs…
Her Kez 15.000 TL İster
Beşiktaş Dergisi'nin genel yayın yönetmeni ve Beşiktaş'ın iletişim şeysi Çiğdem Işık görevine son ya da istifa -neyse artık- meselesi olunca yerine taliplerde çoğalmış. Önce Çiğdem Işık kimdir ne iş yapar? Dışarıdan göründüğü kadarıyla derginin yazı işlerini ve kulüp içerisindeki iletişimi sağlar gibi genel bir tanım yeterli olabilir. Yalanlamalar, açıklamalar hep onun üzerinden döner diye de düşünmekteyim. Aldığı maaş doğru ya da yanlış bilmem ama 15 bin TL imiş. Muhteşem bir para gerçekten. İşin tanımı bu kadar esnek, parası bu kadar yüksek olunca taliplerinin de çoğalması mümkün elbette.İsmi geçenler listesine bir göz attım da ilk dikkatimi çeken Hayri Ülgen oldu. Daha geçen gün yazısına attığı başlık aklıma geldi: "Q7'ye her kez hayran"
Bu başlığa aylık 15 bin az bile. İlk beş arasına kendisini atmış olmasına tebrik koyuyorum:) Helal olsun. Bu memlekette hemen iletişim fakültelerini kapasınlar. Hayri Ülgen bu performansla Beşiktaş'ın iletişim sorumlusu olmaya aday gösteriliyorsa, iletişim fakültesindeki çocukları da boşuna uğraştırmasınlar.
Efendim bu beş kişilik listede hiçbir şekilde fikir sahibi olmadığım Murat Tokel'i listeden çıkartırsam diğerleri için kısa kısa notlar düşebilirim.
İlk önce Itır Esen'den başlayalım. Kendisi eski yeşilçam yıldızı. Gerçekten hoş ve her maçı kapalı tribünde izleyen, fanatik derecesinde Beşiktaşlı bir ablamız. İsmini şimdi hatırlayamadığım bir orta ölçekli Beşiktaş sitesinde de yazı çizdirmekte. Yine de isminin bu liste için hafif kaldığını söyleyebilirim.
Şemsi Birben ismi ise bana kartal haberden aşina. Sürekli sansasyonel olaylar çıkartan biri. Perde arkası yazan ya da yazdığını sanan ve öyle de sunan bir isim olması sebebiyle bence o koltuğa oturacak adaylar arasında yer alması bile şaşırtıcı.
Gelelim Gökhan Dinç'e. Sevdiğim bir arkadaşım üzerinde çok emeği geçen kendisinin basın kökenli olması en büyük avantajı. Basın kökenli derken en azından herkesin bildiği ve uzun süre basının içerisinde yer almış olması hayli önemli. Benim liste başım Gökhan Dinç.
Bu görev için 15 bin TL alınması ise çok şaşırtıcı. Ulan biz mi salağız bunlar mı çok akıllı anlamıyorum. Para kazanmak bu kadar kolay mı yahu.
29 Haziran 2010 Salı
26 Haziran 2010 Cumartesi
Euro J 2010-St. Etienne (3)
Galatasaray dün aldığı mağlubiyetin ardından bugün 4 rakibiyle karşılaştı. 8 grupta yer alan 6 takımdan ilk ikiye girenlerin oluşturacağı 16'ya kendini atmak için 3 galibiyet 1 beraberlik alması gereken Galatasaray 3 galibiyet almayı başardı. Sırasıyla Club Azur 5-0, Auxerre 4-0 ve Ujpest Budapest'i 2-0 ile geçen Galatasaray son maçında beraberlik alması durumunda gruptan çıkacaktı fakat rakip Valencia olunca Galatasaray direnemedi. 3-1 yenildiği Valencia ile Metalurg son 16'ya kalmayı başardı.Turnuvada yer alan takımların teknik kadrolarına baktığımda bir şey çok dikkatimi çekti. Tüm takımların hocaları en az 40-45 yaşındaydı. Milan ve Juventus'un hocalarına dede bile diyebiliriz. Turnuvanın en genç teknik kadrosu ise bizdeydi. Galatasaray'ın genç takımını çalıştıran antrenörün bir eksikliği olduğundan değil de bizim tecrübeli teknik adamlarımızın toprağın altına yatırım yapmak istememesinden bu yaş farkı önemli. Kendi reklamlarını yapamayacak olmalarından kaynaklanıyor bu durum.
Bir diğer konu ise hemen hemen her takımın maçları videoya alınırken, notlar tutulurken Galatasaray'ın maçlarında teknik kadronun sadece sahadaki oyunu izlemesi ve bir kayıt ihtiyacı duymamaları garibime gitti doğrusu.
Galatasaray'ın maçlarını izlerken hiç sıkılmadım. İzlenenler maçlar arasında en büyük kalabalığı Galatasaray topladı dersem abartmış olmam. Oynadıkları oyunla birlikte bireysel yetenekleri de toplarsak seyir zevki yüksek bir takım yaratmışlar diyebiliriz. Defansta Ogün, ortasahada adının Mehmet olduğunu düşündüğüm 8 numara, Doğanay, 11 ve 9 numaranın geleceği çok parlak.
Bu çocuklara emeği geçenlere helal olsun...
25 Haziran 2010 Cuma
Euro J 2010-St. Etienne (2)
Bugün 48 takımlı turnuvanın ilk maçları tamamlandı. Galatasaray U-12 yaş takımı Ukrayna'nın Liepajas Metalurgs takımına 2-0 kaybetti. Turnuva ufak bir köy kasabasının sahasındaydı. Yaklaşık 1000 kişilik tribünün tamamı doluydu. Galatasaray ile Metalurg sahaya çıkarken alkış kıyamet koptu diyebilirim. Cezayirlilerin tamamı Galatasaray'ı tuttuklarını turnuva başlamadan önce de söylemişlerdi. Turnuvanın tek müslüman takımı Galatasaray diye destekliyorlar.Sahaya çıktıklarında ilk göze çarpan Ukraynalı çocukların fiziksel üstünlüğüydü. Maçta da fazlasıyla hissedildi bu durum. Her omuz omuzayı aldılar. Maçın başında golü yiyen sarı kırmızılılar sonrasında bastırıp bir topları direkten dönünceye kadar rakibi yaptıklarıyla paslarla bitirdiler. Ta ki Galatasaray kalecisinin kontrolünde ağlara giden topa kadar. Rakibinden kat be kat iyi oynayan Galatasaray'ın 10 numaralı kaptanı Doğanay sahanın yıldızıydı. Hiçbir maçta tribünler heyecanlanmadı ama Doğanay nefis futboluyla büyüledi. Öyle ya da böyle her sene altyapıdan bir yıldız çıkartmayı başaran Galatasaray bu çocuğu işlerse büyük topçu kazanır
24 Haziran 2010 Perşembe
Euro J 2010-St. Etienne
Dün Cezayir'in kader maçını Cezayirlilerle izleme fırsatım vardı ama iş güç girince kaçırdım. Cezayirliler için kaybedilmiş herhangi bir şey yoktu maç sonunda. Formaları ve bayraklarıyla St. Etienne sokaklarında tur attılar geç saatlere kadar.Şu an BFM TV adlı bir kanal ise Fransa Milli Takımı'nın Fransa'ya inişini canlı veriyor. Yaklaşık 20 dakikadır insanlar sarı bir uçağa bakıyorlar. Sanki uçak korsanlar tarafından kaçırılmış gibi.
Fransa'da Aime Jacquet'in önderliğinde 48 takımlı bir turnuva düzenleniyor. Turnuvayla doğrudan ilgimiz olmasa da bir davet şeklinde izlemeye geldik. Toplam 48 takımın yer alacağı turnuvada Galatasaray'ın 12 yaş takımı da yer alacak. 8 gruptan ilk iki takım çıkıyor.
İlk maçı yarın saat 16:15’te Liepajas Metalurgs ile Andrezieux-Boutheon L’etrat Stadı’nda oynuyor.
Katılan Takımlar
1. Grup
Benfica Lisbonne
CSKA Sofia
Pyunik Erevan
Valetta
Andrezieux SF
US Montreynaud
2.Grup
Cristal Palace
Steaua Bucarest
FK Dukla
A,Ptolemaidas
FC Firminy
St Galmier Chamboeuf
3.Grup
Sporting Lisbonne
Hansa Rostock
Capodistria
FC Copenhague
Olympique ST Etienne
Billon
4.Grup
Legia Varsovie
STJosephs Boys
FC Koper
Mzagfoot Academy
AS St Etienne
Loire Forez
5.Grup
Juventus Turin
Metalist Kharkov
NK Maribor
Apoel Nicosie
L'Etrat La Tour
AC Rive de Gier
6.Grup
Milan AC
Rapide Vienne
FC Nitra
Tartu Olumpia
USF Le Puy
Loire Nord
7.Grup
Valance FC
ujpest budapest
Galatasaray
Liepajas Metalurgs
AJ Auxerre
Club Azur
8.Grup
Standard Liege
Grasshopper Zurick
Slavia Prague
Vastra Frolunda
Olympique Lyonnais
US Feurs
20 Haziran 2010 Pazar
Teşekkür Ederim Baba
6 Ocak 1990... Suadiye... Hayal mayal hatırlıyorum. Tarihini de sonradan buldum zaten. Fenerbahçe'nin maçı var. Babamla abim Fenerbahçe'nin her maçına gidiyorlar. Ya da çocuk aklı ben öyle sanıyorum. Hayatımda gittiğim ilk maç da Fenerbahçe maçı. Ben Fenerbahçeliyim. Beni de götürün maça diye ağlıyorum evde. Bu maç büyük maç diyor babam. Götüremeyiz seni Fenerbahçe-Beşiktaş. Evin koridorunda ağladığımı maça gitmek için çırpındığımı hatırlıyorum. Babamın kararı değişmiyor. Abimle evden çıkıyorlar. Kadıköy'de 1-5.Eve dönüyorlar. Ben o gün Beşiktaşlı oluyorum. Beni Fenerbahçe maçına götürmediler diye, isyanımdan Beşiktaşlı oluyorum. Bir kayıp da evde veriyorlar. İyi ki varsın baba iyi ki götürmedin beni maça.
18 Haziran 2010 Cuma
Daum'u Oğlu İle Vurmak?
Daum'un Fenerbahçe'de kalıyor olması, Quaresma'nın bugün 15:00'te İstanbul'a geliyor olması günün en önemli iki konusu. İşe gelirken radyoda her sabah olduğu gibi Barış Ertül ile Mehmet Ayan arasında gidip geldim. Özellikle Mehmet Ayan'ın programında Daum mevzusunun çok enteresan bir tarafı tartışılıyordu. Mehmet Ayan, "Fenerbahçe Daum'u kulübeye koydu -köpek kulübesini kastediyor- ama Daum hala kalmakta ısrar ediyor. Üstelik oğluna da bu kulüp yol verdi. Bir baba için oğlundan daha önemli ne olabilir?" diyor. Daum'un adamlığını sorgulayan bir program yaptı. Çok şaşırdım. Bir insan sözleşmesinde yazan çok yüksek rakama rağmen oğlumun işine son verdiler diye bu hakkından vazgeçmeli mi? Mehmet Ayan'a göre Daum'un yaptığının adamlıkla falan ilgisi yok.Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda bilmem ama Daum'un yaptığı kadar da doğru birşey yok. Nedeni ise gayet basit. Olaya neresinden bakarsanız bakın Daum'a bir ayıp yapıldığını konuşuyorsak - ki oğlunun işine son verdiler diye ayıp edildiğini düşünmüyorum- vereceği en güzel cevap 3 yıllık sözleşmesinden doğan tazminatı söke söke alıp gitmesi değil midir?
Efendim onurlu adam para için böyle bir işe imza atarmıymış? Oğlundan daha değerli bir varlık varmıymış? Köpek kulübesine girermiymiş diye üstüne basmakta Sayın Mehmet Ayan. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar para kazanamayacak bir adam oğlunun geleceği için kendisini feda etmez mi? Maneviyatçı pencereden bakan Sayın Mehmet Ayan bir de bu pencereden baksa mesela Daum'a. Döndürüp Mehmet Ayan'a sorsak ailesinin geleceği için her türlü zorluğa katlanmaz mı?
Hangimiz Daum'un alacağı parayı bir arada gördük bu zamana dek? Olaya biraz da Fenerbahçe yönetiminin ortada olan sözleşme nedeniyle elinin kolunun ne kadar bağlı olduğuna ve bu posizyona düşmesini eleştirsek. Hadi her konuda saçmalıyorum, Daum'a yapılan gerçekten köpek muamelesi diyelim. Üstelik Daum'u oğluyla vurmak gibi bir planda söz konusu diyelim. Koskoca Fenerbahçe Spor Kulübü bir teknik direktörden kurtulmak için bir adamın oğlunu malzeme yapıyorsa maneviyatçı düşünceler neden bunu da sorgulamaz?
16 Haziran 2010 Çarşamba
Son 7 Sene Kombine Kart Rakamları
2004-2005 sezonu kombine kart fiyatları
Vip 5000– 1,750
Numaralı 1,200
Kapalı 500 -700
Yeni açık 250
Eski açık 200
2003-2004 sezonu 3. UEFA
2005-2006 sezonu kombine kart fiyatları
Vip 6,500-1,305 YTL
Numaralı 1,150 - 810 YTL
Kapalı 800-495 YTL
Yeni açık 200 YTL 180 YTL
Eski Açık 150 – 135 YTL
2004-2005 sezonu 4. UEFA
2006-2007 sezonu kombine kart fiyatları
Numaralı 1,200
Kapalı 500 -700
Yeni açık 250
Eski açık 200
2003-2004 sezonu 3. UEFA
2005-2006 sezonu kombine kart fiyatları
Vip 6,500-1,305 YTL
Numaralı 1,150 - 810 YTL
Kapalı 800-495 YTL
Yeni açık 200 YTL 180 YTL
Eski Açık 150 – 135 YTL
2004-2005 sezonu 4. UEFA
2006-2007 sezonu kombine kart fiyatları
Vip 900-4500 YTL
Numaralı 1125-630
Kapalı 630-450
Yeni Açık 135
Eski Açık 90
2005-2006 sezonu 3. UEFA
2007-2008 sezonu kombine kart fiyatları
Numaralı 1125-630
Kapalı 630-450
Yeni Açık 135
Eski Açık 90
2005-2006 sezonu 3. UEFA
2007-2008 sezonu kombine kart fiyatları
Vip 6.000-1.500
Numaralı 1.750-1.250
Kapalı 900-700
Yeni Açık 300
Eski Açık 250
2006-2007 sezonu 2. Şampiyonlar Ligi
2008-2009 sezonu kombine kart fiyatları
Numaralı 1.750-1.250
Kapalı 900-700
Yeni Açık 300
Eski Açık 250
2006-2007 sezonu 2. Şampiyonlar Ligi
2008-2009 sezonu kombine kart fiyatları
Vip 6.500- 1800 YTL
Numaralı 2,100- 1.550 YTL
Kapalı 1.200- 975 YTL
Yeni Açık 400 YTL
Eski Açık 350 YTL
2007-2008 sezonu 3. UEFA
2009-2010 sezonu kombine kart fiyatları
Numaralı 2,100- 1.550 YTL
Kapalı 1.200- 975 YTL
Yeni Açık 400 YTL
Eski Açık 350 YTL
2007-2008 sezonu 3. UEFA
2009-2010 sezonu kombine kart fiyatları
Vıp 6.900-2.500 TL
Numaralı 2.500-1.900 TL
Kapalı Üst 1.400 TL
Kapalı Alt 1.150 TL
Yeni Açık 600 TL
Eski Açık 500 TL
2008-2009 sezonu şampiyonu Şampiyonlar Ligi
2010-2011 sezonu kombine kart fiyatları
Numaralı 2.500-1.900 TL
Kapalı Üst 1.400 TL
Kapalı Alt 1.150 TL
Yeni Açık 600 TL
Eski Açık 500 TL
2008-2009 sezonu şampiyonu Şampiyonlar Ligi
2010-2011 sezonu kombine kart fiyatları
Vıp 7.500-2.750 TL
Numaralı 2.750-2.100 TL
Kapalı Üst: 1600 TL
Kapalı Alt: 1.350 TL
Yeni Açık: 700 TL
Eski Açık: 550 TL
2009-2010 sezonu Avrupa Ligi
Siyah Beyaz Sarı Kırmızı
Bu fotoğraf Fenerbahçe Dergisi'nden. Türk futbolunda öteden beri Fenerbahçe'nin rakipleri birleştirici özelliğine değinilen bir makalenin parçası. Tarih 9 Mayıs 1982. Beşiktaş-Fenerbahçe maçında İnönü Stadyumu tribünlerindeki Galatasaray bayraklarına dikkat çekilmiş. O gün yaşananları bugüne taşımaları hayli manidar. Geçtiğimiz sezon yaşadıkları sonrasında izledikleri yol rakipleri boklamak üzerine kurulu olduğu için amacı da belli aslında. Ama Beşiktaş tribününün geçmişinden böyle fotoğrafların bulunup piyasaya sürülmesi hayli rahatsızlık verici. Hele hele de sarı kırmızı bayraklarla yanyana 0lmak.13 Haziran 2010 Pazar
Dünya Kupası Kısa Kısa (2)
- Güney Kore, Yunanistan'dan daha tempolu oynayınca galibiyet için başka birşey yapmasına gerek kalmadı.
- Yunanistan bitmiş durumda sahada ne yaptığını bilmeyenler mangası vardı. "Ayıptır sorması neden geldiniz" derler adama.
- Erken kalkan atın boku seyrek düşermiş. Arjantin maça muhteşem başladı ama tempoyu hep aynı seviyede tutamadılar.
- Grubun en güzel maçı Güney Kore ile Nijerya arasında oynanacak hiç şüphe yok ki.
- İngiltere için birşey söylemek istemiyorum. Türkiye puan kaybetmiş kadar üzüldüm.
12 Haziran 2010 Cumartesi
Dünya Kupası Kısa Kısa
- Euro 2008'de ATV'nin yayınladığı tüm maçları eksiksiz izlemiştim. Dünya Kupası'nın saatleri nedeniyle yarısından fazlasını seyredemeyecek olmak koyuyor adama.
- Açılış seremonisi muhteşemdi diye yazmış Hürriyet. İzleyemedim ama Çin'de yapılan açılıştan sonra daha iyisi olamaz heralde.
- Yalçın Çetin gerçekten bu toprakların en iyi spikerlerinden biri. Ömer Üründül ise en kötü yorumcusu. Euro 2008'de Selçuk Manav'dan çektiğimiz kadar olamaz tabii.
- Meksika oynadığı oyunla galibiyeti hak eden taraftı. Herkes çok şaşırdı ama Euro 2004'den sonra bir arkadaşımın ben İddia oynarken söyledikleri sonrası böyle uluslararası turnuvalara bakışım değişti: "Herkes ülkesi için oynar."
- Bir ara tribünlere dönen kameralara vuvuzela çalan bir adam çıktı. Gözlerini kapamış vuvuzela çalıyor. Adam maçı seyretmeye gelmemiş vuvuzela çalmaya gelmiş sanki.
- Uruguay'ın forması rezaletmiş. Puma'nın ürettiği en kötü forma bu olsa gerek.
- Güney Afrika tam Parreira takımı olmuş. Geriden top çıkarana kadar göbekleri çatladı.
- Dos Santos izlediğim en iyi Dos Santos'tu.
- Fransa'da Diaby şık çalımları, Forlan top istopları, Lugano pisliği ile maçın yıldızlarıydı.
- Tribünler dolu ama boş olsa daha iyi bir tezahürat duymak nasip olmadı henüz. Belki bu akşam davul sonrası England sesleri duyarız.
10 Haziran 2010 Perşembe
Stoch Fenerbahçe'ye Gelince...
Stoch Fenerbahçe'ye gelince nasıl bir kısır döngüde yaşadığımızı anlıyor insan. Galatasaray'ın ilgilendiği oyuncuyu aldı diye Fenerbahçeliler'in en mantıklısı, en ayağı yere basanı dahi sevinç duymuştur. Öyle bir ezeli rekabet ki (!) birbirlerinin elinden çöp alsalar sevinecekler. Ya arkadaş Stoch gerçekten muhteşem bir transfer midir? Ben Fenerbahçe-Twente maçını izlemeseydim bu adamın varlığından bile haberdar değildim. Ben değilsem önemsizdir demek gibi bir salaklık içinde bulunmak istemem ama hiç bir yerde de şu Stoch gelse ne güzel olur ya gibi bir durum söz konusu değilken böylesine Flaş başlıkları atmanın da bir alemi yok açıkcası. Fenerbahçelilerin bir zafer kazanmışlığı yok ama Galatasaray'ın sürekli gündeminde olan bir futbolcunun bir çırpıda Fenerbahçeli olması da komik tabii.
Transfer sezonu hızlı başladı. Geçen sezonun şampiyonundan, geçen sezonun rüzgarından eser kalmadı artık. Yeni sezon, yeni heyecan, yeni transfer... Seneye Stoch kiralanırsa biz bu filmi milyonlarca kez seyretmiştik bile demeyeceğiz zira o kadar kanıksadık bu durumu.
Yazının burasında 180 derece döndüğüm hissine kapılmış olabilirsiniz. Çünkü Beşiktaş mevzausundaki hoca hassasiyetim oyuncular arasında da geçerli elbette. İlla ki ismini duymuş olmak önemli değil benim için ama Allah aşkına şu alemde transfer sezonunu aşağıdaki yorum gibi değerlendiren adamlara malzeme çıkmasına da dayanamıyorum. Bu adam yarın kahvede, ertesi gün okulda, sonraki gün otobüste yan koltuğunda. Ya bırak takılma bu adam için bu kadar yazı dökmeye değer mi diyenleri de duyar gibi oluyorum ama değer be kardeşim.
erkin kızılyar 10/06/2010 - 17:02
hehehehe biraz önceki stoch gs de haberine yorum yapan ezikler bir anda kayboldu ortadan nedense.yada stochu kötülemeye başladılar.ben diyorum bu gs nin ezikliği tescilli eziklik gerçekten.ya FENERBAHÇE nin olduğu yerde siz kimsiniz ki elimizden futbolcu alacaksınız eziklerrrrrrrrrrr hehehehehhe :))
Transfer sezonu hızlı başladı. Geçen sezonun şampiyonundan, geçen sezonun rüzgarından eser kalmadı artık. Yeni sezon, yeni heyecan, yeni transfer... Seneye Stoch kiralanırsa biz bu filmi milyonlarca kez seyretmiştik bile demeyeceğiz zira o kadar kanıksadık bu durumu.
Yazının burasında 180 derece döndüğüm hissine kapılmış olabilirsiniz. Çünkü Beşiktaş mevzausundaki hoca hassasiyetim oyuncular arasında da geçerli elbette. İlla ki ismini duymuş olmak önemli değil benim için ama Allah aşkına şu alemde transfer sezonunu aşağıdaki yorum gibi değerlendiren adamlara malzeme çıkmasına da dayanamıyorum. Bu adam yarın kahvede, ertesi gün okulda, sonraki gün otobüste yan koltuğunda. Ya bırak takılma bu adam için bu kadar yazı dökmeye değer mi diyenleri de duyar gibi oluyorum ama değer be kardeşim.
erkin kızılyar 10/06/2010 - 17:02
hehehehe biraz önceki stoch gs de haberine yorum yapan ezikler bir anda kayboldu ortadan nedense.yada stochu kötülemeye başladılar.ben diyorum bu gs nin ezikliği tescilli eziklik gerçekten.ya FENERBAHÇE nin olduğu yerde siz kimsiniz ki elimizden futbolcu alacaksınız eziklerrrrrrrrrrr hehehehehhe :))
9 Haziran 2010 Çarşamba
Dünya Kupası'nın En Değerli 10 Takımı
Cevap: "İsmi Büyük Teknik Direktör"
- Bernhard Schuster- Manuel Pellegrini,
- Felix Magath
- Mircea Lucescu
- Ronald Koeman
- Juande Ramos
Öyle bloggerlar var ki bir çırpıda bu hocaların özellikleri hakkında sayfalarca yazabilir. Kendi adıma bu teknik direktörlerin özelliklerini onlar kadar iyi analiz edemeyeceğimi söyleyebilirim. Ama sanıyorum bu 6 hocanın ortak özelliği konusunda kafada büyük soru işaretleri de mevcuttur. Yani bir kulüp düşünün bu 6 hocadan herhangi biri olur diyebiliyor. Hangi oyun sistemi olması önemli değil. Beşiktaş yönetimi bir oyun sistemi belirlememiş. Bu 6 önemli isimden biri gelse bize yeter diyerek bir strateji belirlemişler. Resmi sayfadan da duyurumunu yaptıkları bu açıklama bizim hiçbir planımız yok demenin en büyük göstergesi. Hala isimli bir hoca getirirsek başarılı oluruz mantığı hakim Beşiktaş'ta. Borges adlı bloggerın yazısında Felix Magath ile görüşülmesinin saçmalığı üzerinde durulmuş. Özetle Felix Magath kendisi dışında 5 teknik adamla görüşen Beşiktaş yönetimi ile masaya oturmayacaktır deniyor. Disipline önem veren herhangi biri, bırakın disiplini biraz ilkesi olan adam böyle bir yönetimle çalışmak ister mi? Bu plan içerisinde kendisine gelen yönetime okey verir mi?
Bu çağda her kulüp bir takım hayal ediyor ve ona göre teknik adam belirliyor. Transferi ise hocaya bırakıyor. Beşiktaş ise Hilbert'i alıp 6 hoca ile görüşmelere başlıyor. İş bilmezliğin daniskası durum üzerine sayfalarca eleştiri getirilebilir, getirilmiştir de ama ders almaktan yoksun yönetim için değişen birşey olmaması çok acı. Beşiktaş yönetimi biz nasıl bir hoca istiyoruz diye kendine sorduğunda cevap "İsmi büyük bir hoca" olmamalı artık.
7 Haziran 2010 Pazartesi
Dünya Kupası Teknik Direktörleri
Rabah Saadane-Cezayir
Diego Armando Maradona- Arjantin
Pim Verbeek-Avustralya
Dunga-Brezilya
Paul Le Guen-Kamerun
Marcelo Bielsa- Şili
Morten Olsen-Danimarka
Fabio Capello-İngiltere
Raymond Domenech-Fransa
Joachim Löw-Almanya
Milovan Rojevac-Gana
Otto Rehhagel-Yunanistan
Reinaldo Rueda-Honduras
Marcelo Lippi-İtalya
Goran Ericcson-Fildişi Sahilleri
Takeshi Okada-Japonya
Jeong Hoon Kim- Kuzey Kore
Javier Aguirre-Meksika
Bert Von Marwijk-Hollanda
Richi Herbert-Yeni Zelanda
Lars Lagerback-Nijerya
Gerardo Martino-Paraguay
Carlos Queiroz-Portugal
Radomir Antic-Sırbistan
Vladimir Veis-Slovakya
Matjoz Kek-Slovenya
Carlos Alberto Parreira-Güney Afrika
Jung Moo Huh- Güney Kore
Vicente Del Bosque-İspanya
Ottmar Hitzfeld-İsviçre
Bob Bradley-ABD
Oscar Washington Tabarez-Uruguay
Bu tamamen benim ürünüm.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




