Geçtiğimiz günlerde gündemde sıkça yer bulan gözleri görmeyen oğlunu Beşiktaş'ın maçına götüren amcamız yüreklerimizi burkmuştu hani. O konuyla ilgili İngiltere'de yapılan bir uygulamayı yazmak isterim. Arsenal'in Emirates Stadyumu'nda verdiği hizmet yüreği gerçekten burkulan insanların yapacağı bir şey olsa gerek. Arsenal maçlarına gelen engelliler için simültane maç anlatımı hizmeti veriyor. Harika... Emirates Stadyumu'nda bu hizmet var bizde yok. Hadi onu anlarım. Bizde engelli izleyicilerin maçı takip ettikleri yerden ayakta maç izlenemiyor mesela. Bunu anlamak gerçekten zor. Memlekette taraftar kalmamış sen engelli taraftarların stadyumdaki durumundan bahsediyorsun dediğinizden eminim. Haklısınız.... Her kuşu .iktik bir leylek kaldı.
Ada Futbolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ada Futbolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Kasım 2014 Çarşamba
31 Ekim 2012 Çarşamba
Sen Ne Güzelsin Ey Premier Lig
İngilizlerin Premier Ligi'ne baktığımızda en etkileyici tribün doluluğu belki onlarda değil ama Sarı Kanaryalar nasıl olduğunu bilememekle birlikte kapasitelerinin de üstünde oynuyorlar. 26 bin 34 kişilik stadyumlarına fazladan 661 kişi alıyorlar. Tabii burada önemli olan sizin doluluğa mı yoksa kalabalığa mı takıldığınız konusu. Eğer kalabalık tribünse Manchester United açık ara önde. Her maç 75 bin kişiye oynamak inanılmaz. Tabii listeye bakınca Liverpool, City, West Ham United gibi takımların altlarda yer alması da şaşırtıcı. Ligin genelinin yüzde 90'ının üzerinde doluluğa oynaması bir başka şaşılacak hadise tabii. Listenin son sırasında yer alan Wigan Athletic evinde West Bromwich Albion ile oynayacak. Maç bileti 22£. Norwich City ise evinde bu hafta Tottenham Hotspur ile oynuyor. Maç bileti 30£. Yani ucuz olması her zaman sayıyı doğrudan belirlemiyor.
Bu arada hayran olunacak bir uygulama daha var Premier Lig'de. 17 yaş altına ve 65 yaş üstüne biletlerde büyük indirim yapıyorlar. Ülkemizde minibüslerin bile yol kenarında yaşlı gördüğünde almadığı bir ülkede böyle bir uygulamayı kulüplerimizden beklemek elbette hayalcilik. Bir ara öğrenciye indirimli bilet yapan kulüpler vardı, evet ama yetmez.
6 Ekim 2010 Çarşamba
28 Haziran 2010 Pazartesi
The End
9 Haziran 2010 Çarşamba
Come on England
Dünya Kupası coşkusunu bir ay boyunca fotoğraftaki şekilde yaşayanlar da var. Gerçi biz iki sene önce katıldığımız Euro 2008'de de bu derece bir sinerji yaratamamıştık. Milliyetçi bir topluluk olmamıza karşın bir türlü milli takımımızla tam manasıyla barışık olamıyoruz. Belki de iç çekişmelerin, kişisel antipati ve sempatilerin sonucunda tuttuğumuz milli takımı sahiplenemiyoruz bütünüyle. Seviniyoruz, üzülüyoruz ama bazı memleketler gibi (ya da klüp takımlarımızda olduğu gibi) yaşayamıyoruz futbol aşkını. Her şeye rağmen sekiz sene sonra eğer Dünya Kupası'nda A Milli Takım'ımız olsaydı biz de havaya girmiş ilk maçımızı bekliyor olacaktık. Maçların saatleri itibariyle işler aksayacak, yollar boşalacaktı. Eğer ki akşam saatlerine denk gelirse açık havalar, ortak izlenilen meyhane, cafe gibi yerler dolup taşacaktı. Şimdi elde bira, önümüzde fındık, fıstık evlerimizde sessiz sakin takip edeceğiz dünya futbolunu.
Çocukluğumuzdan alışık olduğumuz Türkiye'siz turnuvalara bir ara vermiştik aslında. Türkiye olmadığında da kolaydı işimiz o zamanlar; bir yarımız Brezilya'yı, diğer yarımız Arjantin'i tutardı, olur biterdi. Bizimkiler katılmaya başlayınca işler değişti. Bayrağımızın dalgalandığı bir turnuvada Almancı zihniyeti kabul edemez olmuştuk. Biz katılıyorsak bizi tutar, kazanamazsak da kimin kazanacağını umursamazdık. Bu sefer tadını aldığımız Dünya Kupası'ndan yine uzaktayız. Çocuk gibi sevdiğimiz futbolu daha bir heyecanla yaşamak için kendimize favoriler seçiyoruz. Ben de bir aylığına, hayatta en sevdiğim iki olayın (futbol-müzik) beşiği İngiltere'ye veriyorum gönlümü. Umarım yıllar sonra kazanıp Ada'yı sevince boğarlar. İngiltere'nin bu seneki Dünya Kupası'na daha bir iştahla geliyor olması da bu ümidimin daha da yeşermesine sebep. 'England Needs You' (İngiltere'nin sana ihtiyacı var) sloganı ile sadece kendi milletinden değil, tüm İngiltere severlerden de pozitif elektrik istiyorlar. Sanırım Umbro'nun sitesinde denk geldim; dünyanın çeşitli ülkelerinden insanların üzerlerinde İngiliz Milli Takımı'nın formasıyla çekimiş bir fotoğraf yer alıyordu. Çok arayarak arka sıralardaki Türk kızını da buldum. 19 Mayıs 2010 Çarşamba
Kelebek Ömürlü Ütülü Tişörtler
Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü bir iş dolayısıyla Karşıyaka'daydık. Çevre yolundan Karşıyaka'ya girer girmez ortanca karavan-midibüs gibi bir araç gözümüze çarptı. Karşıyaka ürünleri satan bu araçtan atkı almaya niyetliyken kayınbiraderin Karşıyakalı eşi için bir tişört alıp döndüm Play Off şehri İstanbul'a. Süper Lig'e bir kez daha çok yaklaşan KSK şampiyonluğu beklemeden bu inancını 'O Gece Bu Sene' yazılı tişörtlere yansıtmış ve 10TL'den satışa sunmuş. Tişörtler güzel birer hatıra mı olacak yoksa ömrü Pazara kadar mı sürecek göreceğiz.Tişörtü alıp dönerken aklıma futbolcuların kupa kazandıktan veya şampiyon olduktan sonra giydikleri yazılı tişörtler geldi. Genelde bu tişörtler maç biter bitmez kupa seramonisine çıkmadan önce giyilir ve ertesi günlerde taraftar ürünleri satan dükkanlardan temin edilir. Peki ya bunun tam tersini düşündünüz mü hiç? Sonuçta kupa maçına çıkan iki takım var. Birileri kazanıp tişörtüyle ortalarda cirit atarken diğer tarafta hazırlanan tişörtler ne oluyor acaba? Slogan bulunuyor, tasarım yapılıyor, belirli bir sayıda tişört basılıyor ve sonuç hüsran. KSK'nin bu tişörtü son maçı beklemeden çıkarması inancının göstergesidir aslında. Pazar akşamı Cristian'ın şutu gol olsa Bursasporluların 'İnandık Başardık' tişörtleri hiç katı bozulmadan geri dönecekti Sütlüce Tesislerine. Olmayınca Fenerbahçe'ninkiler ütülü kaldı. Bu kimbilir kaçıncı hazırlanış ve çabaların boşa gidişiydi. Bir hafta önceki Türkiye Kupası için "Emaneti Geri Aldık" gibi bir slogan yazılı tişörtler vardı belki de. Acaba Pazar akşamı için giyilmesi planlanan da ne yazıyordu?
18 Mayıs 2010 Salı
Kimin Lan O Sütyen?
14 Mayıs 2010 Cuma
Altın Dişli Topçu
7 Nisan 2010 Çarşamba
29 Mart 2010 Pazartesi
Ronaldo Manchester'dan Neden Ayrıldı?
18 Mart 2010 Perşembe
Saç Baş Kaş
Geçmişten günümüze değişik saç modelli topçuların fotoğraflarını bloga koymuştuk daha önce. Bu da değişik bir model olarak gözüme çarptı bugün. 1,65'lik boyla Premier Lig'in en kısa oyuncularından olan bu genç oyuncuyu tipi, boyu ve yaşı ile az buçuk Arda Turan'a benzettim. Gerçi Arda İngiltere'ye gitse bile ne böyle küpeler takar ne de 'çift bıçaklı' döner yemiş gibi kaşını çizdirir herhalde.
25 Şubat 2010 Perşembe
Maç Günü İngiliz-Türk
Premier League'de bir taraftar maç günü ortalama 90 Sterlin harcarken, Turkcell Süper Lig'de bir taraftar maç günü 30 TL (10 Sterlin) harcamaktadır.Kaynak: Türk Futbol Kulüpleri Yönetim Rehberi
9 Ocak 2010 Cumartesi
Mevzu Bahis Futbol
'Postponed' kelimesi bizim için sadece ertelenen maçın kupondan çıkması ve toplam oranın azalması demekti. Oysa ki Londra'ya giden 400 Bolton taraftarı için daha farklı anlamlar içeriyor. İngiltere'de etkili olan kar yağışı sonucu ertelenen maçlardan biri de Arsenal-Bolton maçıydı. Arsenal bu durumdan en çok mağdur olan deplasman seyircisinin yol masraflarını üstlenerek alkışı hak etmiş.
2 Aralık 2009 Çarşamba
Animal Hooligans
31 Ekim 2009 Cumartesi
20 Ekim 2009 Salı
5 Ekim 2009 Pazartesi
Sizin Aklınıza Ne Zaman Gelecek
Derby Country ajanda basmış. Bankaların, şirketlerin abudik gubudik içinde Fildişi Sahilleri'nin telefon kodunu yazan ajandalarını kullanacağına al takımının ajandasını kullan. Gerçi memlekette kimse parayla ajanda almadığından, ajanda bir promosyon ürünü olarak görüldüğünden bu alışkanlık memlekette tutar mı o da soru işareti ama kulüp yöneticileri arasında bizim şu 4 satırda kurduğumuz düz mantığı kuramayacak pazarlama departmanları olduğundan da şüphem yok. Yani bizim dediklerimizin onların bahanesi olması için epey yolları var.
Manchester United'ın yukarıdaki uygulamaları ise gayet güzel. Okuyanların pek çoğunun bu tarz ürünlere rağbet etmeyeceğini biliyorum ama takımının örgüsünü başına rambo gibi takan adamı pekala kazanabilirsiniz bu gibi uygulamalarla.
Bu da çocuklara yönelik uygulama olabilir. Beşiktaş'ın şöyle bir fotoğrafında ismini görmek isteyen birçok çocuğun hayallerine girebilirsiniz.
Crystal Palace'ın "newspaper book" adını verdiği bu ürünü sadece ayakta alkışlarım. Tarihinin en önemli günlerinin ertesi günü koleksiyonu. Beşiktaş'ta olsa bir dakika düşünmezdim.
Celtic'in tarihte bugünü aslında yukarıdaki takvim. Beşiktaş'ın 17 Nisan 2005 fotoğrafı gözlerimin önünde. Ertesi gün Koray.3 Ekim 2009 Cumartesi
29 Eylül 2009 Salı
26 Ağustos 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











