Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2015 Salı

Söylesene Bize Hocam

Mustafa Denizli yeniden Galatasaray'ın teknik direktörü oldu. Türk futbolunda hem Milli Takım hem de klüpler bazında görev alarak herkesin hafızasında, kimilerinin de gönlünde yer etmiş bir isim. Beşiktaşlılığıyla bilinen ve Beşiktaş'ı son şampiyon yapan hoca. Üç kulüpte şampiyonluk yaşayan tek spor adamı. Bildiğim kadarıyla üç kez de nikah masasına oturan gönül adamı. Farklı kişiliği, İzmirliliği, tarihe geçen sözleriyle hep kendine ayrı bir yer edinmiş isim.

Galatasaray'ın 'Büyük Mustafa'sı, Fener'in "Mustafa Denizli, şampiyon yap bizi"si, Beşiktaş'ın "Söylesene bize hocam, takım niye oynamıyor"u... Fotospor'un 'Dürülülü Mustafa'sı, Milli Takım'ın 'İçimizdeki İrlandalılar'ı da yeneni. %51 şansı her daim cebinde taşıyan, oynattığı her takıma kazanma arzusunu aşılayan, takımdaşlığa önem veren bir teknik adam. Sarı-Kırmızılılar için doğru bir seçim mi tartışlılır? Zaman gösterecek. Mustafa Hoca'nın rakibimizin başında olmasına üzülen var mıdır bilemiyorum ama kimsede bir çekince yaşatmamıştır kanımca. 2009 senesinde elinin değdiği takıma seneler sonra şampiyonluk yaşatması ve bundaki katkısı elbette reddedilemez. O sene devre arası yapılan iki transfer ve sonrasındaki değişim şampiyonluğa taşımıştı Beşiktaş'ı. İnönü'deki Galatsasaray maçı öncesinde tribüne her çağrılan futbolcu diğerleriyle el ele tutuşarak geliyordu kapalının önüne. Kim çağırılırsa çağırılsın bütün takım geliyordu hep beraber. İşte o an şampiyonluk da geliyordu. İnanmak başarmanın %51'i oluyordu.

Kötü günler de yaşadı elbette. Bir milli maç sonrasında stat içinde, üstelik Beşiktaş'ın eski amigolarından Orhan'dan uçan kafa yiyerek merdivenlerden yuvarlanışının üzerinden on sekiz yıl geçse de olay dün gibi hazıfalarda. Yere yığılan Denizli, ayağa kalktıktan sonra hiç bir şey olmamış gibi gülümseyerek merdivenleri çıkmaya devam etmişti. Hayatta da hep öyle oldu onun için. Gülümseyerek devam etti yoluna. "Hocam, Ali Güneş'i çıkart, Balic'i al" diye işine karışanları elinin tersiyle iterek bildiğini okudu. Yalandan armayı öpenler gibi olmadı hiç. Tribünün önüne kadar gelip gözlerimizin içine bakarak eliyle armayı sevdi. Çalıştığı her takım için o elinden gelenin de en iyisini vermeye çalıştı hep.

14 Aralık Pazartesi akşamı Beşiktaş'ın karşısında ve Galatasaray'ın başında maça çıkacak Mustafa Denizli. Kendisine eski kulübünde açtığı bu yeni sayfada mutluluklar dileriz. Umarım maç öncesi tribünden hocaya bir vefa örneği gösterilerek alkış gelir. Maçı kopartıp da makaraya geçersek de kendisine sorarız; "Söylesene bize hocam, Burak niye hep atlıyor?"

18 Aralık 2014 Perşembe

38 Yıldır Fenerbahçe Formasına Eşlik Edenler


Daha önce Beşiktaş'ın şanlı formasında hangi markalar yer almıştı diye bir çalışma yapmıştım. Çoğu insana eziyet gelecek bir araştırma şeklinde Cumhuriyet Gazetesi'nin arşivinden faydalanıp oradaki Edibe Hanım'dan olmadık taleplerde bulunup sayfa sayfa, sütun sütun araştırıp hazırlamıştım.

Ona rağmen bir çok eksik de çıkmıştı. Bir çok yorum gelmişti. Tipitip ile Okey'i bulamamıştım mesela. Beşiktaş formalarında hiç rastlamamıştım o zaman.

Dedim ya kimine eziyet olur. Ben inanılmaz zevk alıyorum bu işi yaparken. Sanırım arşivcilik falan okumalıydım. Geçmişe, nostaljiye, siyah beyaza olan tutku bitmek bilmiyor.

Nerede o eski günler diyenin ağzını yerim ağzını.

Cumhuriyet Gazetesi'nin arşivine girdiğimde büyülenmiştim. Hemen doğduğum günün gazetelerine bakmıştım. İnanılmazdı. Gazeteden çıktığımda aklım başıma gelmişti. İş işten geçmişti gerçi. Bir gün sonrasına bakmam gerekiyordu:) Gazete bu...

Sözü fazla uzatmadan konu nostalji olunca. Hele benim yaşımdakiler için 80'lerin sonu 90'ların başı olunca Fenerbahçelilik, Beşiktaşlılık, Galatasaraylılık falan kalmıyor. Dedim ya büyülüyor insanı.

Bu kez Fenerbahçe'nin formalarını araştırdım. Hayli ilginç markalar var.Ama en ilgi çekicisini hemen paylaşayım. O da aşağıdaki resim. Onu da siz bulun.



1977 yılında Şenes Erzik Avrupa'da takımların göğüs reklamı aldığını fark edince Resmi Gazete yoluyla bu işi açmış. Takımlar da değerlendirmek de zorluk çekmemişler. Önceden forma önündeki reklam 200 cm2 olmak zorunda da değilmiş. Kafasına göre konumlandırmışlar markalarını.

1977-1978 yılında Pereja Kolonyaları yukarıdan aşağıya hece hece yazdırmış sarı lacinin üstüne. Hatırlayanlar Beşiktaş'ın formalarında da ilk kez Pereja'nın olduğunu anımsayacaklar.

Her birinin görseline bir şekilde ulaştım. Burada hepsini paylaşamayacağım. Fakat Nazik Holding ve Tamek'i çok beğendim.

1977-1978 Pereja (Kolonya)
1978-1979 Şekerbank
1979-1980 -----------
1980-1981 Banker Kastelli
1981-1982 Hisar Bank
1982-1983 Hisar Bank
1983-1984 İstanbul Bankası
1984-1985 Türk Bank
1985-1986 Türk Bank
1986-1987 Türk Bank
1987-1988 Murat İnşaat ve Tamek
1988-1989 Emlak Bankası, Aden, Mobil 1
1989-1990 Emlak Bankası, Nazik Holding
1990-1991 Emlak Bankası
1991-1992 Emlak Bankası
1992-1993 Emlak Bankası
1993-1994 Emlak Bankası
1994-1995 Emlak Bankası
1995-1996 Emlak Bankası
1996-1997 Vakıfbank
1997-1998 Emlak Bankası
1998-1999 Rifle, Adidas Saatleri
1999-2000 Proton 5x5
2000-2001 Telsim
2001-2002 Aria
2002-2003 Aria
2003-2004 Aria
2004-2005 Avea
2005-2006 Avea
2006-2007 Avea
2007-2008 Avea
2008-2009 Avea
2009-2010 Avea
2010-2011 Avea
2011-2012 Avea
2012-2013 Türk Telekom
2013-2014 Türk Telekom

17 Aralık 2014 Çarşamba

25 Senedir Elektrikler Kesilir Bizde

İlk kez değli bundan tam 25 yıl önce de elektriklerimiz kesilmiş stadımızda. Yine bir uluslararası yayın söz konusuyken hem de. Schumacher'in en ünlü Schumacher olduğu yıllarda İnönü'de jübile maçı oynanamadan daha santradayken ışıklar sönmüş. Almanlar maçı yayınlayamamışlar. 25 yıl sonra İngilizlere denk gelen bu olay şaşkınlık verici bir ülke olduğumuz gerçeğini çeyrek asır geçse de üzerinden değiştirmiyor.

27 Kasım 2014 Perşembe

Ya Sarı Lacivertsin, Ya Sarı Kırmızı... Siyah Beyaz Kalede

Bu aralar altını çize çize, tekrar tekrar okuduğum bir kitap var. Adı "Biraz Daha Özgüven Alır Mıydınız?" Kitap özgüven diye kolayca ağzımızdan çıkan şeyin tam olarak ne olduğunu efsane şekilde anlatmış. Kitapta özgüven problemi yaşayanlara aşağıdaki gibi altın 10 kural verilmiş.
1-) Her Şey Sizin Omuzlarınızda
2-) Affet
3-)Pişmanlığı Öldür
4-)Şimdiye Odaklan
5-)Geleceğe Bak
6-)Olumsuz Kayıt Bantlarını Yok Et
7-)Bağımsızlığını Geliştir
8-)Üretim Aşamasındaki Bir İş Olduğunuzu Kabul Edin
9-) Testereyi Bileyin
10-)Gerçekten Yapabilene Kadar Öyleymiş Gibi Yap

İnsanlardaki özgüven denen şeyin ne zaman şekillendiği ile ilgili de çok acayip bilgiler var. Çoğunluğu öğretmenleri suçlu bulurken, bir kısmı babalarını diğer kısmı büyük kardeşlerini sorumlu tutuyor.

Kitapla haşır neşirken bir Alışveriş merkezinde yukarıdaki gibi bir çocuk oyunu görünce bütün suçlunun kimileri için Beşiktaş olabileceği de geldi aklıma. Son 10 yıldır Beşiktaşlı çocuk bulmak önceki 10 yıllara göre daha zorken ya da bir başka deyişle yeni jenerasyon yetişmiyorken böylesi çocuk oyunlarının da bir anlamı var elbette.

Sağda Fenerbahçeli esas oğlan, solda Galatasaraylı esas oğlan...

Beşiktaşlı ise kaleye geçmiş. Çocuklara dair ne varsa iki büyük takım üzerinden anlatılıyor, Türkiye'de futbol iki kulüp üzerinden ilerliyor, onların markalarının yarışları hep önde. Buralara kolay gelinmedi elbet. Ya Galatasaraylısın ya Fenerbahçeli... Beşiktaşlı kalede. Senin rakibin o. Senin oyunun bir parçası.

Bu oyunun üreticisinin bunu üretirken kasıtlı yapması gibi bir durum yok elbette. Çok uzun zamandır bu böyle. Subliminal mesaj diye bir şey varsa. Bu o işte... Burada durum farklı... Ne veren farkında... Ne alan...Öğrenilmiş, kanıksanmış, farkedilmeden, yavaş yavaş...

Ne üreticinin haberi var, ne oynayan çocuğun. Ya Sarı Lacivertsin Ya Sarı Kırmızı...

Siyah beyaz kalede. Topu tutacak.

20 Kasım 2014 Perşembe

BBVA Türkiye'de

Garanti Bankası'nın çoğunluk hissesini İspanyol Bankası BBVA almış. Bizim gibi futbol denyoları için bu devirin bankacılık tarafı değil futbol tarafı ilgi çekici oluyor tabii ki. BBVA La Liga'nın isim sponsoru. BBVA LaLiga ne kadar da tanıdık. Dün haberler çıkınca Türkiye'de bir çok kulübün ve sponsor bulamayanların ellerini avuşturmaya başladığını düşünüyorum. BBVA için Türkiye'nin Denizbank'ı diyebiliriz. Spor sponsorluklarıyla cozutmuş bir markalar zira. BBVA da öyle. NBA ile bir işbirlikleri var. Öte yandan marka temsilcileri Kevin Durant, James Harden, Iker Casillas ve İniesta... İniesta ve Kevin Durant ile bir reklam da çekmişti Garanti Bankası. Ta oradan bu bağlantının olabileceğini düşünebilirmişiz belki de. Yoksa bu kadar rastlantı olması hayli ilginç. Buradan hareketle şöyle bir iddia da ortaya atabilirim kolayca BBVA-Garanti Bankası-Ferit Şahenk-Fenerbahçe. Yani Türkiye'ye yeni girmiş bir bankanın sponsorluk atılımı için birinci sıraya Fenerbahçe'yi yazabiliriz. Bunu da tarihe not olarak düşelim ne de olsa sponsorluk dediğimiz şey ticari kaygılar kadar bağlantılarla da ilgili değil mi zaten. En son 27 Ekim'de aşağıdaki gibi bir reklam filmi yayınlamışlar. Ben bir şey anlamadım bu reklam filminden. Bana verdiği mesaj çatımız o kadar geniş ki basketbol bile oynatıyoruz:) http://www.youtube.com/watch?v=1WGUAXiaYsE

18 Kasım 2014 Salı

Türk Telekom Arena'da Gazetecilerle Kavga Edenler

Hepimizin malumu olayın kahramanlarından 3 tanesini ismen cismen tanıyorum. Gazetelerde yazanları görünce kimsenin bu adamları tanımadığını anladım. Kimisi özel güvenlik demiş kimisi Aziz'in paralı adamları... Bu adamların bir tanesi yıllardır stadyumun müdürlüğünü yapan Ayhan Bak. Bana sorarsanız 11 numara bir insan. Hani gazetede vahşet, skandal falan yazılıyor ya. Vahşete imza atan isimler diye gösterilenlerden biri. Yıllardır stadyumda askeri düzen nizam intizam sağlamış tüm stadyumlara lazım bir isim. Fenerbahçe tribünleri bu adamı iyi tanır. Emniyet çok iyi tanır. Bir zamanlar Kadıköy İlçe Emniyet Müdürü'ne bile toplantı esnasında -haklı olarak- sitemlerini iletecek kadar mert adam. Stadyumda onunla çalışanlar, onun için ölür mesela. Korktuklarından değil. Ayhan Bak zora düşenin yardımına koşacak kadar da babacan adamdır da ondan. Hangisi diye sorarsanız. Görüntülerdeki en yaşlı adam. Vuruyor mu emin değilim. Muhtemelen bir yumruk yeseydi oradan bir tane basın mensubu çıkamazdı dayak yemeden. Diğeri ise Şef Bülent dedikleri kel kafalı tıknaz adam. Onun böyle bir olay içerisinde olduğunu görünce inanamadım. Sesi içine kaçmış biriydi eskiden. Efendilikten geberir bu adam. Kimseye de boşuna atar gider yaptığına denk gelmedim. Ayhan Bak'ın uzun süredir yanında çalışıyor. Kısa bir zaman önce de takımla beraber seyahat etmeye başladı. Hiç onun işleri değil. Olayı alevlendiren ve yolu açmaya başlayan kişi olarak gözüküyor. İlk küfürü eden basın mensubunu ittiren ilk kişi de Şef Bülent. O gün oraya gelmeden önce bir şeyler yaşadığına eminim. Bir diğeri ise en uzun boyluları ismini bilmiyorum bu adamın. Ama şef Bülent kadar yakın Ayhan Bak'a. Bu adam Ayhan Bak'ın odasından çıkarken geri geri çıkar. Saygısı,sevgisi hürmeti acayip. Müze kapısının girişinde küçük bir masa var. Orada oturur genellikle. Ayhan Bak'ın odasının önünde... O da son zamanlarda takımla gidip gelen güvenlikçilerden. En yarması da buydu. Olaylarda kim hangisi diye merak edeniniz varsa eğer diye betimleme yapayım dedim. 4. kişiyi stadyumda çok fazla görmedim. Kel kafalı olan ve Şef Bülent olmayan kişi bu bahsettiğim. Asıl yıkım ekibi bu adam. Vurduğunu indiren. Bu adamları kulübe bağlayan nedir bilmem ama asıl bağlayıcı nedenleri Ayhan Bak. Zannetmeyin Volkan Demirel'in canı sıkkın. Islıklanmış falan diye değil yani. Ayhan Bak eskisi kadar Şükrü Saracoğlu'nun dışına çıkmıyor. Çıktığı nadir maçlardan bir tanesi bu maç. Çocuklar da kendilerini göstermek istemiş, basın da kaşınınca film kopmuş. Bu kadar şiddete başvurmalarının sebeplerinden bir tanesi bu. Valla Allah günah yazmasın ama basının da hiç suçu yok demek vicdansızlık olsa gerek. Diğer bir neden de bu yani. Öncelikle bu dayak yiyenler gazeteci falan değil. Kendisine spor basını diyen yeteneksizler sürüsü... Gazeteci başka bir şey. Emekçi falan yazmışlar sağda solda. Emekçi adam arkadaşı görüntü alırken önüne geçip daha iyi görüntü alacağım diye 30 kişinin işine engel olmaya çalışmaz zaten. Bunlar her basın toplantısında kendi aralarında da kavga eder mesela. İlk küfürü de basın ediyor zaten. E sen de bu adamlara küfür edersen seninle oturup konuşmalarını beklemeyeceksin. Aslan fareyle konuşur mu? Sporda şiddete sonmuş da bilmem neymiş... Yav he he... Ha unutmadan... Orada bir de özel güvenlikçi var. Onun için bir şey diyemeyeceğim. Hazır böyle bir ekip varken ben de dahil olayım demiş. Bu mevzudan en çok başı agrayacak kişi de bu adam zaten. Allah yardımcısı olsun. Basının kulübe gücü yetmez ama bu güvenlikçiyi sürüm sürüm süründürebilir. Şimdi bu basın için kim üzülebilir ya... Ben onun aklına tüküreyim.

5 Mayıs 2011 Perşembe

Zeytinyağı




Günahların Takımı Fenerbahçe pankartı yüzünden yer yerinden oynadı. Son dönemlerde tribünün açtığı bir pankart bu kadar gündemde kalmamıştı. Stadyumdaki polisten, maçın gözlemcisine kadar herkes suçlandı. İnanmayacaksınız ama saha kapatma cezasından bile bahsedenler çıktı. Fenerbahçe tribünlerinde bugüne kadar açılan pankartlar, yapılan şovlar bu kadar konuşulmadı. Trabzonspor'un açtığı pankartla Fenerbahçe'nin bugüne kadar açtığı pankartları yanyana koyunca medyanın Fenerbahçeli olduğu nasıl da ortaya çıkıyor.

19 Şubat 2011 Cumartesi

Bir Teselli Ver

Üsküdar'dan kalkan motor daha semte yanaşırken kulaklarda çınlamaya başlayacak tezahüratlar. Öznesi Fener, yüklemi ayıp eylemlerle dolu cümlelerin içinde geçtiği besteler. En çok da bas bariton seslerle söylenen üç kelimelik opera! Fener aşağı, Fener yukarı, Fener'e öyle, Fener'e böyle diye diye akşamı edeceğiz Köyiçi'nde. Tüketilecek alkolün hesabını tutabilene aşk olsun.

Quaresma için maça gelenlerin koluna rakip Fener olduğu için gelenler girecek. Onlar önden önden giderken stada, biz daha çok içeceğiz semtte. İçiyorsak aşkımızdan, kederimizden. UEFA Avrupa Ligi Düşler Sahnesi iki gün önce gerçekten düş oldu bizim için. Seneye tekrar sahne almak istiyorsak hedef Türkiye Kupası. Lige dair ümitler haftalar geçtikçe tükenirken Pazar akşamı alınacak olan üç puanın bize olacak katkısından emin de değilim açıkçası. Zaten camianın da üç puandan öte anlamlar yüklediği bir maç artık bu. Elle tutulur bir başarı gösteremeyen takımın dertlere son veremediği senede, en azından Cim Bom'a ve Fener'e karşı alacağı galibiyetlerle teselli bulunması bekleniyor. Kısacası üç gün önce hem morallerimizi hem de kafamızı bozan takıma gönderilen mesaj açık ve net;
'Fener'e koy yeter, o bizim kafamızı iyi eder'...

14 Ocak 2011 Cuma

Nartallo Bile Gülüyor

Fenerbahçe'nin Türkiye Kupası'ndan bu sene de elenmesini ardından sosyal paylaşım sitelerinde klasikleşen makaralar dönmeye başladı dün gece. Taa uzaklarda bile...

Aykut Kocaman Bırakır Mı?

Röportaj yapacağımız günü kendisine iletmeden, röportaj yapacağımız yere gitme salaklığına imza atmıştım o gün. Üsküdar'da çok sevdiğim bir abimle birlikte Aykut Kocaman'ı bekliyorduk. Yaptığım hataya rağmen sağolsun Beykoz'daki evinden kalkıp gelmişti. Zaten çok seviyorduk, verdiği röportajlarda hep aklı başında futbolseverlere hitap ediyordu. Ankaraspor'dan istifa edişinin üzerinden bir ay geçmemişti.
Neler yaşandığına dair konuşuyorduk. Ankaraspor'dan istifa edişinden tutun da teknik direktörlük hayatına ve Türkiye'deki futbol anlayışına dair inanılmaz bir röportaj olmuştu. Kendisini büyük bir zevkle dinlemiştik.

İstifasını anlatırken şöyle bir cümle kurmuştu. "Lige kötü başladık. Bir türlü düzeltemedik bu gidişatı. Camianın bana olan inancını kaybettiğini gördüğümde karar verdim. 'Olmuyor işte' demedi kimse ama ben o düşüncenin insanlarda hakim olduğunu hissettim. Hissettiğim anda da istifa ettim."

5 Ocak 2011 Çarşamba

Çarşamba

Fenerbahçe Spor Kulübü bu işçiyi bağrına bassa! Bir senelik kombine kartı bedava verse mesela. Ya da gel kardeş bizim inşaatlarda çalış dese. Mis gibi Topuk Yaylası inşaatında Bolu'da çalış deseler. Nihat Özdemir'in inşaatlarında çalışsa. Ama yok, hayır yapamazlar. Yaparsa böyle bir şey sporda şiddet yasasını baltalamış, holiganizmi desteklemiş olurlar. Fanatizm yapmış olurlar. Birçok kişi böyle bir hareket bekliyor, yapsalar da ağzına .ıçsak diyorlar kesin.

Yeni yasanın herşeye yapışması artık an meselesi. Nefes almak yok artık tribünde. Vur dedik öldürdüler yine. Perşembenin gelişi çarşambadan belli.

Burada tek çare yine tribünlere düşüyor. GFB içeride oynayacağı ilk maçta bu abiyi hatırlatacak birşeyler yapsa çok şık olur. Atkı açmanın suçu işini kaybetmek olmamalı.

Bu olaydan bir gün önce içeride Fenerbahçe beresiyle gezenlere birşey diyemeyen zihniyet çoktan kılıfını hazırlamıştır. O farklı bu farklı diye... Yazık günah şu adamın böyle bir sebep yüzünden işinden olması çok ağır olmuş.

23 Eylül 2010 Perşembe

Volkan Yanlış Zamanda "Koyar"sa...

KT:Siz Sn. Zeynep Kübra Sever, Volkan Demirel'i hiçbir baskı altında kalmadan eş olarak kabul ediyor musunuz?
ZKS: Evet. (Alkışlar)
KT: Siz Sn. Volkan Demirel, Zeynep Kübra Sever'i hiçbir baskı altında kalmadan eş olarak kabul ediyor musunuz?
VD: Ediyorum a.q. *
ZKS & KT & AY & AK & Tüm Konuklar: ???!!!
VD: Özür dilerim hayatım, maçlardan alışkanlık...

* Volkan Demirel'in BJK maçında kameraya 2 defa yakalanmasına ithafen.. İlkinde yan hakeme "a.q. çocukları" ikincisinde ise kendi taraftarına "bağırsanıza a.q., uyuyorsunuz" demekteydi.

Kendisini diğer maçlarda da ilgiyle izliyorum, mütemadiyen koyuyor...

16 Eylül 2010 Perşembe

Wagenhaus... Taç...

1993'ün yazında Fenerbahçe'ye gelerek iki sezon forma giyen Alman futbolcu Wagenhaus'un geçmiş dönemde Doğu Almanya adına ajanlık yaptığı iddia edildi. İsviçre gazetesi Tages Anzeiger'in haberinde 1991 yılında biten soğuk savaş dönemlerinde Wagenhaus'un Dresden forması giyerken takım arkadaşlarıyla Avrupa Kupası maçlarına gidildiği zaman, onların iltica tarzı planlarını STASI'ye aktardığını ileri sürdü. Fener'de oynadığı süre içerisinde akıllarda bıraktığı tek şey gelen her topu dan dun vurarak taca atmasıydı. O kadar ki spikerler maç esnasında ne zaman adını zikretse peşi sıra ' taç' der olmuştu; "Bülent'in pası Emre, Emre yana doğru oynadıııı Wagenhaus... taç." Acaba Fenerbahçe forması giydiği zamanlar kimin, neyin ajanlığını yapıyordu?!

(Fotoğrafta üst sırada Bülent Başgan ile Emre Aşık (Evet o uzun saçlı olan Emre Aşık) arasındaki futbolcu.)

27 Ağustos 2010 Cuma

Polisimizin Paok Sevgisi

Bölücü örgütün bayrağını açan, sloganlarını atan taraftara polisimizin tepkisinin olmaması dün gecenin en önemli olayıydı. Beşiktaş maçını seyredemediğim için Paok taraftarından bahsedip bırakmak daha doğru olacak. İstanbul'dan PAOK tribünleri geçti diyebiliriz. Elimizi vicdanımıza koyup yeryüzünün en iyi taraftarı arasında ilk 3'e girebilirler herhalde.

Polisimizin bölücü örgütün bayrağına 3 dakika boyunca müdahale etmemesi ve sonrasında kendilerine yine polisler tarafından su dağıtılmasını anlayamıyorum. Üstelik bu suları yine polise fırlatan Paokluların şımarık tavırlarına izleyici kalan, Türk taraftarını ezdiren emniyetimizi anlayamıyorum. Bir kolluk kuvveti nasıl olur da kendi vatandaşını rencide edip, kendisini de bu kadar ezdirir inanamıyorum.

Bir de Fenerbahçe taraftarının Paok'a karşı bu kadar aciz kalmasını, sesini çıkarmamasını anlayamıyorum. Fenerbahçe taraftarı bitti de bu kadar mı bitti be kardeşim. Rezil etti Paok. Sesleri çıkmadı Fenerbahçe tribünlerinin. Paok yeri göğü inletirken Fenerbahçeli kardeşler ellerinde kameralarla video kaydediyorlardı. Aziz Yıldırım yarattığı bu rezil tribün kültürü ile övüne dursun. Bugün Beşiktaşımız Paok'u çekerse, Türk tribünlerinin ne olduğunu kendilerine gösterebiliriz diye düşünüyorum. Dinsizin hakkından imansız gelir.

20 Ağustos 2010 Cuma

Selanik İzlenimleri (2)

Fenerbahçe'nin tribünlerinde görmeye alıştığımız "Aşkımızı Anlatmaya Geldik GFB" pankartı dün gece PAOK taraftarının ellerindeydi. Tribünün ortasında sarı bir çizgi gibi gördüğünüz pankart ters olarak açıldı. Bir FDL hikayesi çıkar mı?:) Karizma çizildi ne de olsa.

Stadyumlarındaki atmosferi anlatmak için uğraşmayacağım. En az Beşiktaş'ın tribünleri kadar iyiler. Bizden en büyük artıları ise hakemi inanılmaz baskı altına almaları. Şov ile oyunu dengelemişler. Bugüne dek gördüğüm en iyi tribün buydu. Liverpool maçındaki tribünümüzden dahi iyiydi.

Çok güzel videolar çektim ama blogda bir sıkıntı var. Büyük bir hevesle paylaşmak istediğim videoları ekleyemiyorum şimdilik.

19 Ağustos 2010 Perşembe

Selanik İzlenimleri

Selanik Toumba Stadyumu'nda olacağım bu akşam. Çekebildiğim fotoğraflar an itibariyle bu kadar. Gördüklerim tabii ki daha fazlası. Selanik sahil şeridinin İzmir'in kopyası olduğunu söyleyebilirim. Sıra sıra cafeler, publar içerisi tıklım tıklım çoğunluğu genç. Gündüz hafta içi ama alkol gırla gidiyor. Ekonomilerinin kötü olduğunu biliyoruz, dükkanların çoğu kapalı, sokaklar bomboş.

Şehrin yanılmıyorsam 3 takımı var. Paok, Iraklis ve Aris. Aris ile PAOK arasında hayli sıkı bir rekabet var. Birçok grefite çalışması var sokaklarda ama bir türlü çekme fırsatı yakalayamadım. Şehrin tamamında IRA 10 yazıyor. Sanıyorum Iraklis'in tribün grubu. Stadyumları Paok'un stadyumundan daha güzel. Aris'in stadyumunu çok çok uzaktan gördüm. Bir yorum yapamayacağım.

Selanik'te takıma özel bir güvenlik alınmış durumda. Anlatılanlara göre Yunanistan'ın en rezil taraftarıyla karşılaşacak Fenerbahçe. Şehri gezerken hep cana yakın insanlar görüyorsunuz ama bu adamlar stadyumda ne hale dönüşüyor onu da kestirmek güç. Siz birşeyler ararken yardımcı olabilir miyim diye çıkıyor birileri. İstanbul tişörtleri giyiyorlar. Kaybetmenin ne demek olduğunu o zaman anlıyor insan:) Konuşunca ben İzmirliyim, İstanbulluyum diyenler çıkıyor.

Toumba Stadyumu'nu biz bu zamana kadar bilmiyorduk ama burada nam-ı almış yürümüş. İnşallah stadyumda olup oradan da videolar eklerim. Selanik'te 4-5 tane spor gazetesi çıkıyor. Bunlardan biri Metro Sport. Tam 63 sayfa. Dolu dolu. Harbiden spor gazetesi. Bugünkü maç için KAMIKAZI diye bir başlık atmışlar. Aykut Kocaman'ın eli ağzında bir fotoğrafıyla birlikte.

Bugün Selanik'te Atatürk'ün doğduğu evi de gezebilme fırsatı buldum. Hayli sade, gösterişsiz. Daracık merdivenlerle 3 kat çıkılan evden fotoğrafları da ekleyeceğim bloga. İlgimi en çok çeken şey ise evin bahçesindeki Nar ağacı oldu. Atatürk'ün doğduğu gün babası tarafından bahçeye dikildiği söyleniyor. Bu zamana kadar ne bir yerde okudum, ne de anlattılar. Bilmediğimiz birçok ayrıntı hala var herhalde.

18 Temmuz 2010 Pazar

RTE & GFB

"Genç Fenerliler, Genç Fenerliler... Başbakanını gönülden sever!"

İstanbul'da dün Dolmabahçe-Bomonti tünel açılışında konuşma yapan Recep Tayyip Erdoğan'a karşı sevgi gösterisinde bulunan bir grup Fenerbahçeli böyle bağırmış. Ellerinde GFB atkılarıyla başbakana ismiyle tezahürat yapan grubun 'Genç Fenerbahçeliler Referanduma Evet Diyor' ve 'Genç Fenerbahçeliler Başbakanımızı Gönülden Sever' yazılı iki de pankart hazırladığı görülüyor...

Tünel açılışı olduğunu duyup Bilica'nın kazdığı tünelden etkilenerek bir sahiplenme duygusuyla mı geldiler, Başbakan Fenerlidir ne dese yeridir zihniyetiyle şak şakçılığa mı bilinmez. Oraya kadar gelip de referanduma 'Evet' diyen onca Fenerliden kaçının referandumun kelime anlamından haberi vardır o da bir muamma. Benim anlayamadığım nokta neye göre karar verilip de koskoca bir taraftar grubunun adıyla hareket edildiği. GFB'li olup da sevmeyen, 'hayır' diyen yok mu? Elbette vardır. Bunun için bir oylama yapıp öğrenmek de mümkün olmadığına göre bu tip işlere hiç bulaşmamak en azından tibün dışında tribün yapmamak en doğrusudur diye düşünüyorum.


Haberin iki farklı linki mevcut. Biri bu, diğeride şu.

2 Temmuz 2010 Cuma

Fenerbahce.org'a Göre 2009-2010 Sezonu Puan Durumu

Fenerbahçe'nin resmi internet sitesinde 2009-2010 sezonuna ait puan durumu aşağıda (02/07/2010 itibariyle). Son haftaya girilirken 56 puanımız vardı ve 5. liğimiz garantiydi. Son hafta Kadıköy'de aldığımız 1 puanla beraber 57 puanla bitirdik ligi. Hayır yani, oynadığımız maçı 33 göstermişler, "son maçı eklememişler mi acaba?" diye düşünülebilirdi ama dediğim gibi son haftaya da 56 puanla girmiştik.


2 kupanın acısını akıllarınca böyle alıyorlar,kendilerini tatmin ediyorlar heralde. Yoksa "teknik hata" mı ? Yoksa Bursa'dan gol haberi var da bizim mi haberimiz yok :)




Aziz Yıldırım'dan kendi internet sitesinin yayınladığı puan durumuna tekzip-yalanlama bekliyorum :)