Mustafa Denizli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mustafa Denizli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2015 Salı

Söylesene Bize Hocam

Mustafa Denizli yeniden Galatasaray'ın teknik direktörü oldu. Türk futbolunda hem Milli Takım hem de klüpler bazında görev alarak herkesin hafızasında, kimilerinin de gönlünde yer etmiş bir isim. Beşiktaşlılığıyla bilinen ve Beşiktaş'ı son şampiyon yapan hoca. Üç kulüpte şampiyonluk yaşayan tek spor adamı. Bildiğim kadarıyla üç kez de nikah masasına oturan gönül adamı. Farklı kişiliği, İzmirliliği, tarihe geçen sözleriyle hep kendine ayrı bir yer edinmiş isim.

Galatasaray'ın 'Büyük Mustafa'sı, Fener'in "Mustafa Denizli, şampiyon yap bizi"si, Beşiktaş'ın "Söylesene bize hocam, takım niye oynamıyor"u... Fotospor'un 'Dürülülü Mustafa'sı, Milli Takım'ın 'İçimizdeki İrlandalılar'ı da yeneni. %51 şansı her daim cebinde taşıyan, oynattığı her takıma kazanma arzusunu aşılayan, takımdaşlığa önem veren bir teknik adam. Sarı-Kırmızılılar için doğru bir seçim mi tartışlılır? Zaman gösterecek. Mustafa Hoca'nın rakibimizin başında olmasına üzülen var mıdır bilemiyorum ama kimsede bir çekince yaşatmamıştır kanımca. 2009 senesinde elinin değdiği takıma seneler sonra şampiyonluk yaşatması ve bundaki katkısı elbette reddedilemez. O sene devre arası yapılan iki transfer ve sonrasındaki değişim şampiyonluğa taşımıştı Beşiktaş'ı. İnönü'deki Galatsasaray maçı öncesinde tribüne her çağrılan futbolcu diğerleriyle el ele tutuşarak geliyordu kapalının önüne. Kim çağırılırsa çağırılsın bütün takım geliyordu hep beraber. İşte o an şampiyonluk da geliyordu. İnanmak başarmanın %51'i oluyordu.

Kötü günler de yaşadı elbette. Bir milli maç sonrasında stat içinde, üstelik Beşiktaş'ın eski amigolarından Orhan'dan uçan kafa yiyerek merdivenlerden yuvarlanışının üzerinden on sekiz yıl geçse de olay dün gibi hazıfalarda. Yere yığılan Denizli, ayağa kalktıktan sonra hiç bir şey olmamış gibi gülümseyerek merdivenleri çıkmaya devam etmişti. Hayatta da hep öyle oldu onun için. Gülümseyerek devam etti yoluna. "Hocam, Ali Güneş'i çıkart, Balic'i al" diye işine karışanları elinin tersiyle iterek bildiğini okudu. Yalandan armayı öpenler gibi olmadı hiç. Tribünün önüne kadar gelip gözlerimizin içine bakarak eliyle armayı sevdi. Çalıştığı her takım için o elinden gelenin de en iyisini vermeye çalıştı hep.

14 Aralık Pazartesi akşamı Beşiktaş'ın karşısında ve Galatasaray'ın başında maça çıkacak Mustafa Denizli. Kendisine eski kulübünde açtığı bu yeni sayfada mutluluklar dileriz. Umarım maç öncesi tribünden hocaya bir vefa örneği gösterilerek alkış gelir. Maçı kopartıp da makaraya geçersek de kendisine sorarız; "Söylesene bize hocam, Burak niye hep atlıyor?"

13 Haziran 2012 Çarşamba

El Salla, El Salla


Yerli, yabancı, o, bu, şu, öteki, beriki, önceki derken açıklama yapılacak gün geldi. Sürpriz şekilde evvelsi akşam gündeme gelen Eriksson isminden cayan yönetim, apar topar Mustafa Denizli ile toplantıya girdi. O toplantıdan muhtemelen el sıkışılarak ayrılınacak ve yarısından çoğunu tanıdığı takımın başına yeniden Denizli geçecek gibi.

Tayfur Havutçu ile devam edilmemesi hemen hemen herkesin ortak görüşüyken, yeni teknik direktör seçiminin uzaması da hem camiada hem de basında bir çok ismin ortaya atılmasına ve polemiklere sebep oldu. Yönetimden biri çıktı kendi adına 'Ben söz verdim' dedi, diğeri ille yerli olması konusunda ısrar etti. Bizler de taraftar olarak çılgın adam Bilic mi olsun, Beşiktaş'ın yetiştirdiklerinden biri mi olsun bilemedik.

Açıkcası Eriksson mu Mustafa Denizli mi diye düşününce (ki hiç düşünmeye bile gerek duymam) direk ikinci ismi tercih ederim. Kaldı ki başkanımız küçülme konusunda görüş bildirip, gençleştirmeye gidileceğini ve teknik direktör ile uzun süreli bir anlaşma istediğini belirtmişti. Bütün bunları yapacak isim ikisinden ilki olamazdı. Bilic de böyle bir dönemde uygun düşmüyordu. Bazen gittiğiniz bir restoranda menüyü elinize alıp uzun uzun bakar ama karar veremezsiniz bir türlü. Ya yemek isimleri değişiktir, içeriğini anlamazsınız ya da çekici gözükür ama fiyatından dolayı vazgeçersiniz. Sonunda en bildik olan tavuk şinitzel ya da köfte tercihi ile geçersiniz siparişi. Beşiktaş'ın teknik direktör seçimi de biraz buna benzedi bence. Önümüze konanı yemeye alışık bir toplum olmamıza karşın geçmişten hesap sormaya başlayan bir camiayız aynı zamanda. Geçmiş yönetimin de en büyük hataları teknik direktör seçimleri ya da gönderişlerindeydi. Umarım bu sefer Mustafa Denizli veya kim ile anlaşılırsa daha uzun süreli çalışabiliriz. Ellerin erkenden havaya yazı yazar gibi soldan sağa sallanıp 'Hesap lütfen' demesini istemiyoruz. Ellere muhtaç etmeden, tribünlere alkışlatacak bir takım seyretmeyi amaçlayan yerli hoca başımızın tacıdır.