TFF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TFF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2011 Pazar

Cezanın Adı Kadın ve Çocuk

Kadınların ve çocukların maçlara gelmesini teşvik etmek için illa bir takımın ceza mı alması gerek. Ceza alan takımın tribünlerine kadın ve çocukların girişini ücretsiz yaparak takımların cezasını veriyorsunuz. Yatacak yeriniz yok ulan sizin. Ceza olarak verdiğiniz kararı gelişmiş ülkeler teşvik ediyor diyeceğim ama sizin bildiğiniz tek teşvik akçeli olan olduğu için anlamayacaksınız.

3 Şubat 2011 Perşembe

Schuster Kapalıya

3 maç ceza almış hoca. Gönül ister aslında gelsin maçı aramızdan izlesin diye ama elinde telefon numaralıdan talimatlar gönderecektir yardımcılarına. Zamanında Amokachi bir maçta kırmızı gördükten sonra oyundan çıkarken kendisine uzatılan mikrofona şöyle demişti; "He told me 'ibne', I told him 'fuck off'. I think the refree doesn't know Turkish"...

25 Kasım 2010 Perşembe

Gündüz Gözüyle

Federasyon 15, 16 ve 17. hafta programlarını açıkladı. 02 Aralık Perşembe akşamı Sofya'da UEFA Avrupa Ligi maçı oynayacak olan Beşiktaş dönüşte neredeyse ayağının tozuyla Şeref Bey Stadı'nda Bursa maçına çıkacak. 05 Aralık Pazar günü saat 14:00'de oynanacağı belirtiliyor bu maçın. Bursaspor da bu maç sonrasında sahasında Rangers'ı ağırlayarak Şampiyonlar Ligi'ndeki son, formalite, maçında ilk puanını almaya çalışacak.

Öğlen saatine maç koyulmasının amacı acaba kaç senedir birbirine yasaklı olan taraftarları buluşturmak için midir? Hani gündüz gözüyle gelsin gitsin çocuklar, bu işte böylelikle tatlıya bağlansın diye...

14 Nisan 2010 Çarşamba

.bn. Mevzusu Üzerine Tahliller

KIZIL: Başkan, sözlerinin arkasında mısın?
DEMİRÖREN: Evet, arkasındayım.
KIZIL: Başkan attığın mesajın futbolla ilgili olan kısmı önemli değil. Yanımızda olursun olmazsın, desteklersin desteklemezsin senin bileceğin iş. (.bn.) kelimesinin de arkasında mısın?
DEMİRÖREN: Ben öyle bir şey yazmadım.
KIZIL: Başkan elimde mesaj var. Kısaltılmış olarak (.bn.) yazmışsın.
DEMİRÖREN: Onu ben yazmadım.Mesajı başkasına söyledim o yazdı. O kelimeyi kendisi yazmıştır. Yanlışlık olduysa özür dilerim.
KIZIL: Madem özür diliyorsun, o zaman sorun yok.

Yukarıdaki diyaloğa sebep olan Demirören'in Mahmut Özgener'e Trabzon maçı sonrasında atmış oldu mesajmış. Mesajda "o Levent .bn.si yanında olduğu sürece bizden sana destek yok" demiş. Şu bizim gıptayla baktığımız makamlarda nasıl insanların oturduğunu dünya alem görsün. Adama .bn. diyorlar, .bn. dediğinin belgesi var. Bu arada böyle bir .bn. yazıldığını da ilk defa görüyorum:) i... orjinalidir aslında:)
Özür diledi diye affediyor. Ne mahkemeye veriyor, ne de üstüne gidiyor. O koltuklarda oturmak adına her türlü şeyden ödün veriyorlar. Demirören'e ne demeli? Yazdığın şeyin arkasında dahi duramıyor. Başkasına söyledim o yazdı demek, olaydan böyle sıyrılmak en kolayı. Ben araba kullanıyordum yanımdakine yav şu adama bir mesaj atar mısın dedim, o da yazmış atmış işte:)) Ben o adamı bulurum, sana küfür edenin bizim kulübümüzde işi yok demiyor. Bunu demediği halde Levent Kızıl tamam özür diledin ya sorun yok diyor. Başka bir yerde ben bunun acısını çıkartırım, koz olarak kullanırım diye kendine .bn. dedirtiyor. Bu hayat ne garip arkadaş.

Bir de olayın Mahmut Özgener tarafı var tabii. Senin yanındaki adama .bn. diyorlar sen de telefonu koşa koşa Levent Kızıl'a götürüp bak sana ne dediler gördün mü? .bn. yazmış aç konuş bakalım ne diyecek? Senin yanındaki adam için böyle konuşmaları seni rahatsız etmiyorsa sende de bir hata var Mahmut Özgener. Yani başkansın futbolun başındaki adamsın telefonuna küfürlü mesaj geliyor aç telefonu sen kimsin diye fırça çek Demirören'e ama yok onu yapamıyor.

Ben hiç anlamadım arkadaş bir .bn.lik var ama ben çözemedim.

17 Şubat 2010 Çarşamba

Hiddink Bir Alamete


Alamete binen bizim Milli Takım mı, yabancı hoca da ısrarcı olan TFF mi yoksa Hiddink'in kendisi mi hep beraber kıyamet kopmadan öğreneceğiz inşallah. Türk medyasına kendisini beğendiremeyen stajyer, kasap, kılıksız hocalar kümesine hangi lakapla girmişti anımsamıyorum ama dönemin spor yazarları ve yorumcuları şimdikiler kadar gaddar olmasa da aldığı sonuçlardan ötürü kuyruğuna teneke bağlamışlardı Hiddink'in de.



90-91 senesinde Fenerbahçe kadrosunda; Harald Schumacher - Yaşar Duran - Erdi Demir - Hasan Özdemir - Müjdat Yetkiner - Şenol Ustaömer - Hayrettin Aksoy - Ercan Koloğlu - Ergin Parlar - Hakan Tecimer - Şenol Çorlu - Fadıl Vokri - Aykut Kocaman - Neşet Muharremoğlu - Ahmet Suphi Evke - İsmail Kartal - Gökhan Gedikali - Turhan Sofuoğlu - Oğuz Çetin - Serdar Şenkaya - Şenol Ulusavaş - Czeslaw Jacolcewicz - Semih Yuvakuran - Rıdvan Dilmen - Sercan Görgülü gözüküyor.
.
Hiddink bu kadro ile o sezona meşhur 6-1'lik Aydınspor mağlubiyetiyle merhaba demişti. Fenerbahçe'nin benim gözümle gördüğüm Türk takımlarına karşı en farklı mağlubiyeti hala bu. Hatırlıyorum o günü; eski maratonun yanından geçerken stattaki inanılmaz sessizlik beni şaşırtmış daha sonra skor tabelasındaki rakamlar sessizliğin sebebini anlamama neden olmuştu. O dönem yol tarafındaki açıkta yer alan skor tabelası dışarıdan görülebiliyordu. Hani şu her golde bir rakamın alınıp bir fazlasının gösterenin yerine yerleştirildiği cinsten. Sonrasında deplasmanlarda galip gelmesine karşın takım İstanbul'daki sekizinci maçında anca galibiyetle tanışabilmiş. İlk maçtaki skor sonrasında oluşan seyirci baskısındandır belki de.


Türkiye macerası pek de iç açıcı sürmeyince kariyerine İspanya'da devam eden Hiddink hep büyük takımlarda çalışsa da bence 2000 yılından sonra milli takımlar bazından daha büyük başarılar elde etti. Sırasıyla G. Kore, Avustralya ve Rusya milli takımlarına hep ilkleri yaşattı. Bizim ilklerimiz hep üst seviyelerde. Yıllar sonra katıldığımız Dünya Kupasında 3. olduk. Avrupa Şampiyonasında yarı final oynamışlığımız var. Bize bir ilk yaşatması için Rehagel'in Yunanistan'ı taşıdığı gibi zirveye taşıması lazım. 20 sene sonra geldiği ülkemizde yeter ki Milli Takım'ımızın sistemi ve göze hoş gelen bir oyunu olsun. İki sene sonunda ense traşını görmeyelim. Varsa hala Turkey (Hindi) diye dalga geçen ecnebilere "Bir baba Hiddink, alayına bindik" diyebilelim traş spor basının üslubuyla.


Not: 'Kırkından sonra azanı teneşir paklar' misali 45 yaşında geldiği Türkiye'de başına enteresan şeyler gelmişti Hiddink'in. Umarız bu sefer daha dikkatli olur.

21 Ocak 2010 Perşembe

9 Kasım 2009 Pazartesi

Bir Genç Yetenek Daha... Muhammet Demir


Nijerya'da düzenlenen 17 Yaş Alt Milli Takımlar Dünya Kupası'nda milli takımımız dün yaptığı maçta Kolombiya'ya penaltılarla yenilerekelendi. 90. dakikaya 1-0 önde giren milli takımımız 90+1'de bir anlık dikkatsizlikle basit br gol yiyerek maçın berabere btmesini önleyemedi. Uzatmalarda da gol olmayınca maç penaltılara gitti. Penaltılarını hepsini gol yapan Kolombiya, milli takımımızda Furkan Şekerci penaltıyı kaçırınca yarı finale yükseldi. (Furkan'ın kaçırdığı penaltıya ayrıca değineceğim).
17 yaş altı milli takımımızı Kolombiya karşısnda öne geçiren golü Muhammet Demir isimli oyuncumuz attı. Grup maçlarının tamamını değilse de bir kısmını izleme fırsatı buldum. Ve bu çocuk ilk baştan dikkatimi çekmişti. Bu turnuvada önceki maçlarda da 2 gol daha atan Muhammet sadece attığı gollerden dolayıdeil top hakimiyeti, mücadele gücü, top tekniği ve güçlü fiziği ile dikkat çekiyor.
10 Ocak 1992 doğumlu bu genç şu anda Bursaspor takımının oyuncusu. Sözleşmesi 2010 yılında bitiyor. Tabi ki büyük kulüplerimiz şimdiden girişimlere başlamış. Hatta ciddi bir rivayete göre Bursaspor'a gelmeden önce Fenerbahçe'ye önerilen bu genç yeteneği Fenerbahçe yaşı çok küçük diye almamış.
Geçen sene West Ham United Muhammet'i Yaz Kampına davet etmiş. Ancak o dönemde sakat olduğu için gidememiş. Her ne kadar büyük kulüplerimiz peşinde olsa da Karadeniz Ereğli Belediyespor'da yetişen ve 2007'den bu yana Bursaspor forması giyen Muhammet yabancı, özellikle de İngiliz kulüplerinin gözdesi durumunda.
Bırakın genç yetenekler yetiştirip fırsat vermeyi birçok genç oyuncuyu baka takımların elinden aıp yok olmalarına sebep olan büyük kulüplerden birisine gitmektense umarım Avrupa yolunu tutar ve bu yeteneğini geliştirerek ülkemizi Avrupa'da temsil eder.
NOT: Maçta penaltıyı kaçıran tek oyuncu Furkan Şeker'di. Beşiktaş alt yapısından... Penaltı tabi ki kaçar. Dünyanın en iyi isimleri bilekaçırıyor. Ancak daha penaltıya gelirken tekmeliklerini çıkarmış, tozluklarını bileklerine kadar indirmiş görünce çok ciddiyetsiz gördüm. Topun başına geçince duruşu, yakın çekimde gördüğüm bakışı ile kaçıracak dedim kendi kendime ekran karşısında. Nitekim çok çok ciddiyetsiz ve kötü bir vuruşla kaçırdı. Ben bunu görünce acaba bu genç yetekleri sadece teknik olarak değil ayrıca psikolojik açıdan da yeterince iyi yetiştiriyor muyuz diye düşündüm!!!

7 Temmuz 2009 Salı

34. Hafta Hangi Amaca Hizmet Eder?

Ulan bu kadar olur 3 senedir Fenerbahçe son hafta Trabzonspor ile oynuyor. Bu sene -ilerleyen senelerde de sık sık göreceğiz- Beşiktaş'a Bursa deplasmanı koymuşlar. Yanımda hasta bir Galatasaraylı var onun yorumu da başka: "Fenerbahçe'ye çalışmış TFF zor maçları hiç ardarda yok diyor. Arka arkaya iki zor maçı yok" diyor. "Aziz Yıldırım boşuna 3 sene üstüste şampiyonuz demez" diye de ekliyor. Lig başlamadan analizler başlıyor bu topraklarda. Lig başlamadan her taraftar "Acaba x takımla ne zaman karşılaşacağız" diye bakıyor. Haydi hayırlısı.

8 Mayıs 2009 Cuma

Onur Ödülümüz Olsa...

Avustralya Futbolcular Birliği yılın futbolcusu adayına Harry Kewell onur ödülü veriyormuş. Bizim Profesyonel Futbolcular Birliğimiz ne iş yapar o da belli değil tabii. Turgay Şeren’in başkanlık yaptığı bir futbolcular birliğine sahip ülkemizde dayanışma olmasını beklemiyoruz ama hiç değilse tabelada değiliz bakın bizim de sembolik bir ödülümüz var diye karşımıza çıksınlar istiyoruz. Kemalettinlerin, Metin Kurtların aforoz edildiği birlikten güç doğar diyenlerin ayağının kaydırıldığı bir ülkede bizim böyle futbolcular birliğine ihtiyacımız var aslında. Bir de hangi oyuncunun adına ödül koyacağımızda tartışmalı. Benim şahsi fikrim Metin Oktay olurdu. Bir sürü isim sayılabilir tabii. Ama yakın tarihimizden böyle bir onur ödülüne adını vereceğimiz bir isim ne yazık ki yok.

16 Ocak 2009 Cuma

TFF Başkanının Ağırlığı

Kadir Has Stadyumu'nu ziyaret etmiş Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener ve Fatih Terim. Plaketler vermişler, gezmişler, incelemişler, tebrik etmişler. Buraya kadar herşey normal. Benim anlamadığım fotoğraflardaki ayrıntılar. Kayserispor Başkanı Recep Mamur koskoca TFF Başkanını karşısına oturtmuş kendisi makam koltuğundan konuşuyor. Bunu çok garipsedim. Bir de Fatih Terim'in içeri girişine bak dedi arkadaşlardan biri. Hakikatende öyle. Hayat biraz da şekil değil mi zaten. Fotoğrafları da Kayserispor'un resmi sitesinden indirdim. Fotoğraflar masaüstüme ft1.jpg, ft2.jpg,ft3.jpg isimleriyle düştü. Fazla söze de gerek yok herhalde

4 Eylül 2008 Perşembe

Yıldızın Bedeli

TFF yayın gelirlerinden kulüplerin alacağı payların nasıl olacağını açıklamış. Bir internet sitesinde "Buna göre Beşiktaş ve Trabzonspor'un yayın gelirlerinden büyük bir kaybı olacak. Çünkü Galatasaray ve Fenerbahçe'nin 17'şer şampiyonluğu bulunduğu için sezona 12,6 milyon YTL garanti yayın geliri ile başlayacak. Beşiktaş ise şimdiye kadar 12 şampiyonluk kazandığı için sezona 9,2 milyon YTL garanti yayın geliri ile başlayacak. Bu rakam ligde 6 şampiyonluğu bulunan Trabzonspor için ise daha da az olacak" denmiş.
17 şampiyonluk aldıkları için 12,6 milyon YTL. 1 şampiyonluk eşittir, 741 bin YTL. Bir yıldızın ekrandaki bedeli 3,7 milyon YTL. Bu arada hiçbir yerde Trabzon bu yeni uygulamayla şu kadar alacak bilgisine rastlamadım. Bu mantıkla onlarda 4,5 milyon YTL alacaklar.