Spor Ekonomisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor Ekonomisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2015 Pazar

Kim Yedi?

Akranlarımın da forma numaralarıyla tereddütsüz ezbere sayacağı tek bir kadro vardır sanırım; 1-Engin 2-Recep 3-Kadir 4-Gökhan 5-Ulvi 6-Şenol 7-Feyyaz 8-Rıza 9-Mehmet 10-Ali 11-Metin... Kadronun tam ortasındaki numaranın sahibi zaman zaman değişse de diğerleri yıllarca aynı numaralarla yan yana oynadılar ve  sırtlarında yazmayan isimleri, milyonların hem hafızalarına hem de gönüllerine kazıdılar. O zamanlar sezon başı TFF'ye forma numaraları ve karşılığındaki isimleri bildirme işleri yoktu. Maçtan önce kesinleşerek
telefona gelen kadrolar da. Sahaya konfetiler
arasında çıkan takımın kimlerden oluştuğu ancak santraya dizilerek tribünleri selamladıklarında belli oluyordu. Gözler belirli isimleri anında tanırken, bazıları sağdaki soldakilerden alınan teyitlerle oluşturuluyordu; "Yedi kim yedi?"

Forma numaraları da mevkilere göre belirlendiği için saha içindeki dizilim ve özdeşleşme de kendiliğinden
gelişiyordu haliyle. Yıllar sonra modernleşen ve endüstriyelleşen futbolda formalar da armanın  dışında daha çok reklam ve isimler barındırmaya başladı üstünde. Eskiden 'Metin'in giydiği Beşiktaş forması' diye dillendirilirken artık 'Quaresma forması geldi mi?' diye sorulduğunu dahi duyduk . Halbuki sadece tribünlerde değil, her yerde söylemişizdir aşkımızın renklere olduğunu.

İlk gelişinde ona eşi benzeri görülmemiş bir karşılama töreni düzenlenmişti. Yazın İstanbul'da kalan çoluk, çocuk, teyze, amca değil bütün Beşiktaş tribünü oradaydı resmen ve uzun zamandır bu formayla görmek istediği adama hoş geldin diyordu. Çok mutluydu tribündekiler ve beklentiyi güzel bir sezon geçirmesinden ziyade Fener'e geçirmesini dileyen tezahüratlarla iletiyordu. Herkes kadar mutlu olmayan bir kişi vardı belki de; Beşiktaş'a büyük umutlarla transfer edilen ama yaşadığı talihsiz sakatlık sebebiyle yeni sezona başlayamayacak olan Rıdvan Şimşek. Ya onayı alınarak ya da ikna edilerek giydiği yedi numaralı forma yeni transfere verilmişti. Hatta statta yapılan imza töreninde temsili bir devir teslim de yaşanmıştı. Tribünler bu forma takası esnasında çılgınca alkışlarken, yardımcı oyuncu konumundaki Rıdvan da saha içinde koltuk değnekleriyle ayakta durmaya çalışıyor, elleriyle verdiği yedi numaralı formanın karşılığında aldığı formaya bakıyordu. Yetmiş yedi yazıyordu sırtında ama renkler de göğüsteki arma da aynıydı...

Şimdi bizim deli oğlan geri döndü. Yedi numara bu sefer bir başka deli oğlanda. Karşılama töreni yok ama devir teslim töreni olacak mı bilemiyoruz. Bir sene sonra kimin Beşiktaş'ta kalacağı, kimin gideceği de belli değilken ve hatta eninde sonunda herkes bu takımın formasını terlettikten sonra gidecekken böyle numara çekişmeleri bence çok gereksiz. Kimi zaman yapılan bazı numaralı formaları emekliye ayırmanın gereksizliği gibi. Kalıcı olan armadır, ve süslediği formadır. İsimler de numaralar da onlarla anlam bulur. Şimdi Quaresma gelince kim yedi olacak sorusu cevap arıyor ama maziye dönüp baktıkça Feyyaz'dan sonra kaç tane yedi kalmış akıllarda, sayarken zorlanıyoruz. Kimsenin de hakkını yemek istemem ama yaşım icabı Feyyaz'dan sonra Ahmet Dursun'u çağrıştırır bana yedi numara. Öte yandan Dentinho da yedi idi desem kim hatırlar mesela? Ya da Amokachi izleyen izlemeyen hemen herkes tarafından bilinir ama numarası? On bir mi, on dört müydü diye sorsam?
 
Ben yıllardır aldığım formaların arkasına kendi ismimi bile yazdırmadım. Dolapta yedi numaralı bir 'Quaresma formam' yok yani. O yüzden kimin hangi numarayı giyeceğine değil, ne yiyeceğine bakarım. Numaradan ziyade formanın hakkını verip kazandıklarıyla helal mi yiyorlar yoksa Beşiktaş'ını hakkını yiyip, bizlere tırnak kendilerine de bazen küfür mü yediriyorlar. Beklentimiz siyah beyazlı formamızla yediden yetmişe güzel günler görmek elbette. Yoksa rakamların önemi yok.

28 Mayıs 2015 Perşembe

UEFA Avrupa Ligi ve UEFA Kupası Forma Sponsorları

UEFA Avrupa Ligi'nin sahibi dün gece belli oldu. Geçmişten günümüze takımlarla bu sevinci yaşayan markalar da var. Çoğu zaman o tarihi karelerin de aktörleri arasında yer alıyor markalar. Geçmişe de yolculuk oluyor. Güzel oluyor bu tarz araştırma işleri. Zevk almadığı işi yapmamalı insan. Vaktimiz olsa da futbolun bakir kalan bu tarafıyla daha çok ilgilenebilsek.

Görünce en çok etkilendiğim marka nedense Parmalat ve Mars oldu. Diğerleri pek bir anlam ifade etmedi. Parmalat iki farklı takımla UEFA Kupası ve UEFA Avrupa Ligi'ni alan tek marka. Diğer taraftan da en çok bu kupaya uzanan kendileri olmuş.

1983 yılında kupayı alan Anderlecht'in logosu -yukarıdaki forma Anderlecht'in 1983 yılında kupaya uzandığı forma, forma üzerindeki logo hangi markaya ait anlayamadım- dışında es geçilen bir marka yok. Bilen olursa ona bir adet atkı hediye edeceğim.

Edit: Osman Turan yorum kısmına süzme bilgiyi bırakmış. Çok teşekkürler.


18 Aralık 2014 Perşembe

38 Yıldır Fenerbahçe Formasına Eşlik Edenler


Daha önce Beşiktaş'ın şanlı formasında hangi markalar yer almıştı diye bir çalışma yapmıştım. Çoğu insana eziyet gelecek bir araştırma şeklinde Cumhuriyet Gazetesi'nin arşivinden faydalanıp oradaki Edibe Hanım'dan olmadık taleplerde bulunup sayfa sayfa, sütun sütun araştırıp hazırlamıştım.

Ona rağmen bir çok eksik de çıkmıştı. Bir çok yorum gelmişti. Tipitip ile Okey'i bulamamıştım mesela. Beşiktaş formalarında hiç rastlamamıştım o zaman.

Dedim ya kimine eziyet olur. Ben inanılmaz zevk alıyorum bu işi yaparken. Sanırım arşivcilik falan okumalıydım. Geçmişe, nostaljiye, siyah beyaza olan tutku bitmek bilmiyor.

Nerede o eski günler diyenin ağzını yerim ağzını.

Cumhuriyet Gazetesi'nin arşivine girdiğimde büyülenmiştim. Hemen doğduğum günün gazetelerine bakmıştım. İnanılmazdı. Gazeteden çıktığımda aklım başıma gelmişti. İş işten geçmişti gerçi. Bir gün sonrasına bakmam gerekiyordu:) Gazete bu...

Sözü fazla uzatmadan konu nostalji olunca. Hele benim yaşımdakiler için 80'lerin sonu 90'ların başı olunca Fenerbahçelilik, Beşiktaşlılık, Galatasaraylılık falan kalmıyor. Dedim ya büyülüyor insanı.

Bu kez Fenerbahçe'nin formalarını araştırdım. Hayli ilginç markalar var.Ama en ilgi çekicisini hemen paylaşayım. O da aşağıdaki resim. Onu da siz bulun.



1977 yılında Şenes Erzik Avrupa'da takımların göğüs reklamı aldığını fark edince Resmi Gazete yoluyla bu işi açmış. Takımlar da değerlendirmek de zorluk çekmemişler. Önceden forma önündeki reklam 200 cm2 olmak zorunda da değilmiş. Kafasına göre konumlandırmışlar markalarını.

1977-1978 yılında Pereja Kolonyaları yukarıdan aşağıya hece hece yazdırmış sarı lacinin üstüne. Hatırlayanlar Beşiktaş'ın formalarında da ilk kez Pereja'nın olduğunu anımsayacaklar.

Her birinin görseline bir şekilde ulaştım. Burada hepsini paylaşamayacağım. Fakat Nazik Holding ve Tamek'i çok beğendim.

1977-1978 Pereja (Kolonya)
1978-1979 Şekerbank
1979-1980 -----------
1980-1981 Banker Kastelli
1981-1982 Hisar Bank
1982-1983 Hisar Bank
1983-1984 İstanbul Bankası
1984-1985 Türk Bank
1985-1986 Türk Bank
1986-1987 Türk Bank
1987-1988 Murat İnşaat ve Tamek
1988-1989 Emlak Bankası, Aden, Mobil 1
1989-1990 Emlak Bankası, Nazik Holding
1990-1991 Emlak Bankası
1991-1992 Emlak Bankası
1992-1993 Emlak Bankası
1993-1994 Emlak Bankası
1994-1995 Emlak Bankası
1995-1996 Emlak Bankası
1996-1997 Vakıfbank
1997-1998 Emlak Bankası
1998-1999 Rifle, Adidas Saatleri
1999-2000 Proton 5x5
2000-2001 Telsim
2001-2002 Aria
2002-2003 Aria
2003-2004 Aria
2004-2005 Avea
2005-2006 Avea
2006-2007 Avea
2007-2008 Avea
2008-2009 Avea
2009-2010 Avea
2010-2011 Avea
2011-2012 Avea
2012-2013 Türk Telekom
2013-2014 Türk Telekom

11 Aralık 2014 Perşembe

Torku Delirdi Mi?

Gün geçmiyor ki absürd haberler spor medyamızda peydah olmasın. Bu sefer ki bambaşka. Konya'nın isim sponsoru Torku, Galatasaray maçında stadyuma gelen tüm taraftarlarına bir adet orijinal Konyaspor forması hediye edecekmiş.

Haberin linki burada: http://www.ntvspor.net/haber/futbol/118960/25-bin-kisiye-forma

Kaba bir hesapla Konyaspor'un 2013-2014 Hummel marka formasının satış fiyatı toplam 59 TL. Hadi bunun 20 lirasının kulübe kaldığını düşünelim. Hummel'a ödenen miktar 39 TL olsun.

Toplam 25 bin formanın bedava dağıtılması demek 975.000 TL yapar. 2014-2015'in daha pahalı satışı olacağını düşünürsek toplam bütçenin 1.1 Milyon gibi bir rakama denk geleceğini söyleyebiliriz.

Böyle bir savrukluk bu dönemde bir kulüp için çok garip değil mi?

Konyaspor'un sponsorları kimler diye bakalım. Bu kadar bonkör olduklarına göre çok iyi para kazanıyor bu kulüp.

Torku, Hummel, Spor Toto, İddaa, Medicana, Beysu.

Topu topu bu kadarlık bir sponsora sahip takım nasıl bu derece zarar etmeyi göze alıyor inanılır gibi değil.

Ya haber kolpa ya da bizim matematik hocası hoca değil.

10 Aralık 2014 Çarşamba

Star TV'den HP'ye Kıyak

Bayram değil seyran değil Star TV HP'ye neden kıyak yaptı. Tottenham'ın forma sponsoru AIA... Ama Star TV'nin umurunda mı?

Almış eski formayı koymuş maçın fragman görüntüsüne.

Oysa AIA ne güzel firma. Bak ne güzel işler yapmışlar.

https://www.youtube.com/watch?v=zvsDLc6MOuw

Koşun Koşun Vodafone Gol Atmış

Messi Türkiye'ye gelecekmiş Vodafone Arena'nın açılışı için. Bugün böyle haberler var gazetelerde. Bu gelişinin de mimarı Vodafone olacakmış. Açılış şerefine Vodafone geliş masraflarını karşılayacakmış. Hem takımın hem de Messi'nin sanırım.

Buraya kadar her şey normal aslında. Alan, veren, gelen.

Fakat Avea bu sırada ne yapacak o çok merak uyandırıyor bende. Bildiğiniz gibi Avea -çok anlamlı bulmasam da Barcelona'nın sponsoru. Üstelik global bir marka değil Avea. Neyse...- Barcelona'nın iletişim sponsoru. Barcelona kendisine destek veren markanın ana üssünde Vodafone'nun Avea'ya gol atmasına müsaade edecek mi meraktayım.

Düşünün Avea'da sponsorluklarla ilgileniyorsunuz. Pazardaki en ciddi rakibiniz olan Vodafone sizin en güçlü sponsorluğunuzu Türkiye'ye getirerek öne geçiyor.

Hem de kendi ülkende seni vuruyor.

Üstelik Avea halen Kartalcell gibi bir markayı yaşatmaya çalışırken Beşiktaş'ın Vodafone ile anlaşmasından sonra şimdi de Barcelona ile flördünden büyük imaj kaybı yaşayacak gibi gözüküyor.

Buna benzer ama kabul edilebilir bir benzerlik de Qatar Airways ile Turkish Airlines arasında yaşanıyor.

Messi'nin Barcelonasının ana sponsoru Qatar Airways ama Messi Turkish Airlines reklamlarında oynayabiliyor. Çünkü burada resmi bir bireysel sponsorluk, marka yüzü olma durumu var. Ne Qatar Airways ne de Turkish Airlines'ın bir mağduriyeti bulunmuyor. Fakat Messi ile Vodafone'un hiç ilgisi yok.


Gel gör ki Avea'nın başına gelen şey Vodafone-Barcelona-Beşiktaş-Messi ilişkileri gözönüne alınınca gol yemekten başka bir şekilde açıklanamaz heralde.

Avea bu hamleye nasıl karşılık verecek ya da böyle bir hamleyi gören birileri olacak mı bu da merak konusu tabii.

Sana formasını tuttururlar ama Barcelona'yı Vodafone getirir...

8 Aralık 2014 Pazartesi

Oyunda Kal Reklamı

Geçtiğimiz günlerde yayına giren Darüşşafaka'nın "Oyunda Kal" mottolu reklamda bazı noktalar gerçekten spor pazarlaması denen şeyin Türkiye'de halen bir arpa boyu yol alamadığını gösteriyor.
Garanti Bankası ve Turkcell A Milli Basketbol Takımı için servet dökerken markalarının formadan çıkartılması tahammül edilir bir şey değil
Genellikle markalar basketbol özelinde reklam çekerken filmde içerisinde Milli Takım öğeleri geçiyorsa federasyonla paylaşması beklenir. Bu reklam filminde çocuğun odasında asılı duran formanın ne önünde ne de arkasında bir reklam görülmüyor. Çocuğun Milli Takım hayalini kurduğu formada Turkcell ve Garanti Bankası'nın olması gerekiyordu

26 Kasım 2014 Çarşamba

Avrupa Ligi 2014-2015 Markaları




























Mevzu UEFA Avrupa Ligi olunca markaların kalibresi de iyiden iyiye azalıyor. Bazı sektörler ortadan kayboluyor. Bunlardan en çarpıcı olanı Teknoloji ve Havacılık. Trabzonspor'un Avrupa Kupalarında forma sponsoru olan Türk Hava Yolları bu kupada yalnız başına kalırken, Feyenoord'un ana sponsoru Philips de teknoloji alanında yalnız kalmış durumda.

Bu kupada formasında sponsoru olmayan takım sayısı da Şampiyonlar Ligi'nden fazla. Paok, Rio Ave, Fiorentina, S.Prag, Rijeka, D.Zagreb, Partizan. Çoğunluğu ülke ekonomileri bozuk olan Doğu Avrupa Balkan takımları.

Bir başka şaşırtcı kısımsa Şans Oyunlarının burada karşımıza çıkması. Hiçbirimizin adını duymadığına emin olduğum bahis siteleri tam 5 takımın ana sponsoru durumunda. Öte yandan bu kupada diğer patlama yapan sektör ise içecek sektörü. Alkollü ve alkolsüz olmak üzere toplam 6 takımla zirveyi ele geçirmiş.

Daha fazlası sizin gözünüze çarpacaktır mutlaka. Yukarıda incelenebilir.

25 Kasım 2014 Salı

Şampiyonlar Ligi 2014-2015 Markaları

Şampiyonlar Ligi'nde yer alan 32 takımın ana sponsorları hakkında belki de başka bir yerde rastlanmayacak bir çalışma hazırladım. Şampiyonlar Ligi'nde takımların forma sponsoru olan markaları inceledim. Şampiyonlar Ligi'nde diye özellikle altını çizmemin sebebi ise bazı takımların Avrupa Kupalarında başka bir marka ile kendi liglerinde başka bir marka ile mücadele etmesi. 32 takım arasında yukarıdaki örneklere konu olacak 32 takım var. Eğer atlamadıysam bu takımlar Galatasaray ve Anderlecht. Galatasaray yurtiçinde Huawei ile anlaşırken yurtdışında ise Turkish Airlines markası ile yer alıyor. Anderlecht ise yurtiçinde BNP Paribas yurtdışında ise Proximus. Şampiyonlar Ligi'ndeki 32 takım arasında en çok rastladığımız markalardan ilki Emirliğin şımarık çocuğu Fly Emirates. Arsenal, Real Madrid ve Paris Saint Germain gibi kalburüstü takımları kapatan Emirates'i takip eden marka ise Portekiz'in Telekomünikasyon devi MEO. Portekiz'in Şampiyonlar Ligi'ndeki 3 temsilcisini kapatmış Porto, Benfica, Sporting Lisbon. 2 takımın ana sponsorluğu ile Şampiyonlar Ligi'nde sahneye çıkan diğer marka ise Rusların enerji devi Gazprom'u Schalke ve Zenith ile listenin 3. sırasında yer alıyor. Liste aşağıya doğru tek takım ile Şampiyonlar Ligi'nde boy gösteren markalarla dolu. Aşağıdaki tabloya bakınca Havacılık, Teknoloji, Enerji ve Telekomünikasyon sektörlerinin tam 18 takımı kapattığını görüyoruz. Bir diğer dikkat çekici nokta ise Avrupa'da yer alan ama kendi ülkesinin takımlarına destek vermeyen tek marka Atletico Madrid'in Azerbaijan Land Of Fire adındaki oluşumu. Bir tanıtım fonu gibi de düşünülebilir aslında. Bunun dışında Rusya'nın Gazprom'u Schalke ile ülke sınırına aşarken, Güney Kore'nin teknoloji devleri LG ve Samsung sırasıyla Bayer Leverkusen ve Chelsea ile kıta değiştiren markalar oluyor. Emirliğin Fly Emirates'i ise Fransa, İngiltere ve İspanya pazarlarına uzaklardan atış yapıyor. Bir başka ilginç şey de Roma'nın formasında sponsor taşımayan tek takım olması. Daha bir çok sey söylenebilir. Benim dikkatimi çekmeyen noktalar belki sizlerin dikkatini çeker.

20 Kasım 2014 Perşembe

BBVA Türkiye'de

Garanti Bankası'nın çoğunluk hissesini İspanyol Bankası BBVA almış. Bizim gibi futbol denyoları için bu devirin bankacılık tarafı değil futbol tarafı ilgi çekici oluyor tabii ki. BBVA La Liga'nın isim sponsoru. BBVA LaLiga ne kadar da tanıdık. Dün haberler çıkınca Türkiye'de bir çok kulübün ve sponsor bulamayanların ellerini avuşturmaya başladığını düşünüyorum. BBVA için Türkiye'nin Denizbank'ı diyebiliriz. Spor sponsorluklarıyla cozutmuş bir markalar zira. BBVA da öyle. NBA ile bir işbirlikleri var. Öte yandan marka temsilcileri Kevin Durant, James Harden, Iker Casillas ve İniesta... İniesta ve Kevin Durant ile bir reklam da çekmişti Garanti Bankası. Ta oradan bu bağlantının olabileceğini düşünebilirmişiz belki de. Yoksa bu kadar rastlantı olması hayli ilginç. Buradan hareketle şöyle bir iddia da ortaya atabilirim kolayca BBVA-Garanti Bankası-Ferit Şahenk-Fenerbahçe. Yani Türkiye'ye yeni girmiş bir bankanın sponsorluk atılımı için birinci sıraya Fenerbahçe'yi yazabiliriz. Bunu da tarihe not olarak düşelim ne de olsa sponsorluk dediğimiz şey ticari kaygılar kadar bağlantılarla da ilgili değil mi zaten. En son 27 Ekim'de aşağıdaki gibi bir reklam filmi yayınlamışlar. Ben bir şey anlamadım bu reklam filminden. Bana verdiği mesaj çatımız o kadar geniş ki basketbol bile oynatıyoruz:) http://www.youtube.com/watch?v=1WGUAXiaYsE

31 Ekim 2012 Çarşamba

Sen Ne Güzelsin Ey Premier Lig

İngilizlerin Premier Ligi'ne baktığımızda en etkileyici tribün doluluğu belki onlarda değil ama Sarı Kanaryalar nasıl olduğunu bilememekle birlikte kapasitelerinin de üstünde oynuyorlar. 26 bin 34 kişilik stadyumlarına fazladan 661 kişi alıyorlar. Tabii burada önemli olan sizin doluluğa mı yoksa kalabalığa mı takıldığınız konusu. Eğer kalabalık tribünse Manchester United açık ara önde. Her maç 75 bin kişiye oynamak inanılmaz. Tabii listeye bakınca Liverpool, City, West Ham United gibi takımların altlarda yer alması da şaşırtıcı. Ligin genelinin yüzde 90'ının üzerinde doluluğa oynaması bir başka şaşılacak hadise tabii. Listenin son sırasında yer alan Wigan Athletic evinde West Bromwich Albion ile oynayacak. Maç bileti 22£. Norwich City ise evinde bu hafta Tottenham Hotspur ile oynuyor. Maç bileti 30£. Yani ucuz olması her zaman sayıyı doğrudan belirlemiyor.

Bu arada hayran olunacak bir uygulama daha var Premier Lig'de. 17 yaş altına ve 65 yaş üstüne biletlerde büyük indirim yapıyorlar. Ülkemizde minibüslerin bile yol kenarında yaşlı gördüğünde almadığı bir ülkede böyle bir uygulamayı kulüplerimizden beklemek elbette hayalcilik. Bir ara öğrenciye indirimli bilet yapan kulüpler vardı, evet ama yetmez.


30 Ekim 2012 Salı

Kasımpaşa Deplasmanı ve Oley.com

Uzun süredir ara vermişiz bloga. Böyle uzun aralar verince dönmesi de zor oluyor. İnsanın eli gitmiyor yazmaya. Yazmayınca da sanki her şeye uzak kalmışsın gibi oluyor. Takip ettiğin halde takip etmiyormuşsun gibi. Bayram haftası özellikle Beşiktaş'ın Kasımpaşa deplasmanında tribündeki yerimi alınca hatırladım blogu. Umarım bundan sonra daha çok zaman ayırırım.

Bayramın ikinci günü eşten, akrabadan sıyrılıp maça gitmenin tadı gerçekten başkaymış. Bütün gün dolaşıp dolma, börek yeri gelince kavurma üstüne baklava çay... Saat 17:00'de yola koyuldum. Beşiktaş'ta biraz takılıp Taksim'den Kasımpaşa'ya yürümeye başladık arkadaşımla. Stada geldiğimizde elinde fotoğraf makineleriyle turistler yerin dibindeki stadyumun fotoğrafını çekip amazing gibi kelimeler kurarken ince ince kokular almaya da başlamıştık. Sanırım 5 dakika önce biber gazı sıkılmış. Gözlerimiz yaşardı. Taşlı yoldan stada doğru yürürken yerde çok sayıda Beşiktaşlı, duvarın dibinde babasının sakinleştirmeye çalıştığı küçük çocuklar gibi artık görmekten sıkıldığımız hatta garipsemediğimiz durumlarla karşılaştık. Polisin mecburi istikametinden devam ettik ama aşağıdan büyük bir kalabalık yukarıya doğu yürümeye başlayınca biz de ilk geldiğimiz noktaya doğru tırmanmaya başladık. Polis stada sokmuyor kısacası. Olay çıkmış. Bir polis tek başına herkesin biletini kontrol edip tek tek bırakıyor maça girebilmeleri için.

Velhasıl girdik stada. Zeki Demirkubuz da hemen önümüzdeymiş merdivenlerden oturacağı yeri seçerken meraklısı gelip fotoğraf çektiriyor. Yanına gelenler abi hesap senin mi diye soruyor o da evet benim diyor. Maç başlıyor. Kasımpaşa tribünlerine bakıyorum. Hiçbir sempati barındırmıyor. Bir semt takımı gibi tribünleri yok. Takımları da Metin Diyadin gittikten beri kötü. Bundan faydalanan aç Beşiktaş iki golü buluyor. Bunu da müthiş paslaşmalarla yapıyor. Bir şekilde 3 puanı koyuyoruz cebimize. Devre arası ve maçın sonlarına doğru polisin kontrolü altında torpil atıyor Kasımpaşa taraftarı. Polisin tepkisizliği karşısında şaşkına dönmüyoruz. Biliyoruz nedenini ve neden bu kadar tavizkar olduklarını. Maçın bitimine 2 dakika kala Kasımpaşa'nın maraton tribününden 30 kişilik bir grup koşa koşa dışarı çıkıyor. Dışarıda bir olay olacağını düşünüyoruz. Önce gruptan ayrılmayalım diyoruz sonrasında bir olay çıkarsa biz de yoktan yere karışmayalım diye gruptan ayrılıp Tepebaşı'ndan Taksim'e doğru İstiklal Caddesi'nden yürümeye başlıyoruz.

Taksime ulaştığımızda 30 kişilik bir Kasımpaşalı grup stada doğru İstiklal Caddesi'nden ava çıkmış görünüyor. Allahtan üstümüzde Beşiktaş forması ya da atkısı ya da montu yok. Yoksa iki kişi bunlar iki tokat atar göndeririz diye düşünmeden linç edecekler. Yaş ortalaması çok düşük bu bahsettiğim grubun. hani biraz daha büyük olsalar akılları belli bir noktadan sonra vurmayı kesmeye yetecek. Ama bu ergenler sabaha kadar dövebilir. Hatta öldürebilir diyoruz. Bizi ıska geçen grup arkadan gelen daha kalabalık bir Beşiktaşlı grupla kavgaya tutuşuyor. Çok uzun sürmeyen kavga sonrası çevik kuvvet ve ambulans sesleri eşliğinde Beşiktaş'a doğru yürüyoruz. Sanırım artık bu kolpa kovalamacadan, aptal deplasman olaylarından iyice yılmışım. Hele hele tribünü olmayan, sırf olay çıkarmak için toplanmış çapulcu sürüsü yüzünden deplasmana gitmekten vazgeçiyor insan.

Dün de Fenerbahçe-Antalyaspor maçını izlerken enteresan bir şey takıldı gözüme. Saha kenarı reklam alanlarında Oley.com reklam vermiş. "İddaa Bizim İşimiz" sloganlı reklamları gerçekten çok komik olmuş. TDK'ya göre İddaa diye bir şey yok. Malumunuz üzere bu kelimenin doğru şekli iddia. TDK da İddia'yı şöyle açıklamış: 1. Hukuk Sav, 2. Kendinde olmayan bir yeteneği, bir durumu varmış gibi gösterme. Oley.com'un verdiği reklamda bahsettiği ise en büyük rakibinin adı:) Yani daha rekabet edecek doğru sözün yok.

Edit: İddaa ve oley.com markalari birbirine rakip degildir. Oley.com iddaa oyununu oynatan araci bir yasal bahis sitesidir ve iddaa ana markasi altinda hizmet verir teorik olarak. İddaa'dan gelen yonetmeliklere gore oley.com gibi yasal bahis sirketleri konu hakkinda reklam yaparken "iddaa" kelimesini kullanmak zorundadirlar. (Efe Varol'a teşekkür ederim.)

27 Eylül 2012 Perşembe

Mantar Pano


Yıllardır şikayetçi olduğumuz Kartal Yuvası'nda olumlu gelişmeler gözlemleniyordu son zamanlarda. FEDA tişörtleriyle başlayan kampanyanın peşine günlük hayatta rahatlıka giyilebilecek yeni ürünlerin satışa sunulacağı müjdesi verilmişti. Dün 2012-2013 sezonunda giyeceğimiz formalarla birlikte Kartal Yuvalarının yeni tasarımları olan bu ürünler de tanıtıldı.

Eleştirmek kolay, yermek daha da kolay ama şu fotoğraftaki tişörtü kim beğenerek alır çok merak ediyorum. Mantar panoya post-it yapıştırılmış gibi. Düşünce çok güzel ve manalı olsa da uygulama 'paint terk' dedikleri cinsten.

Diğer ürünler için ayrıntılı inceleme yapma fırsatı bulduktan sonra onlar için de iki kelam yazarım. İlk göz atışta direk gidip almaya karar verdiğim ürün Baba Hakkı'nın Süleyman Seba'yı alnından öptüğü fotoğraflı olan tişörttür.

1 Eylül 2012 Cumartesi

Bayan (!) Yönetim


Bayan Basketbol Takımı diyorduk eskiden nedendir bilinmez değişti bu ve Kadın Basketbol Takımı oldu. Değişim bununla da kalmadı yapılan yatırımlar ve biraz ilgi alakayla Türkiye'de kadın basketbolcular bu sporda başarıdan başarıya koşmaya başladılar. En son, geçtiğimiz ay milli takımımız Londra Olimpiyatları'nda madalya kovalıyordu. Beşiktaş ise önce erkek basketbolcuları parasını ödemeyerek kovaladı, sonra da kadınları. Sponsor arayışları, yarı sahanın gerisinden atılan üçlükler gibi sonuçsuz, transfer bütçesi asgari ücretle geçinen bir ailenin mutfak masrafı gibi. Hal böyle olunca bizim isimleri yeni, kafa yapıları eskisinden farksız yönetim kurulu 'ellerinin hamuru ile topa dokunmasınlar', masraf olmasın diye kadın basketbol takımını da ligden çekme kararı aldı dün.

'Hoppala!' dedik ama şaşırmadık. Tombala misali torbadan çıkan kararlar gibiydi çünkü yönetimin kararları. Tutarsız, dengesiz ve isabetsiz. Koskoca Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün bütçesi bir yabancı futbolcunun maliyetinden fazla tutmayan kadın basketbol şubesine yetmemişti. 'Kime sordunuz, ne zaman toplandınız da bu karara vardınız?' gibi boşlukta kaybolan sorular sanal alemin sosyal paylaşım sitelerinde ancak hüznümüzü pekiştirir diye düşünüyorduk. Nitekim bu karardan yirmi dört saat geçmeden yeni proje (!) haberi gündeme geldi. Ligden çekilme kararından vazgeçildiğini ve gençlerle beraber yapılacak üç yabancı transferiyle yola devam edileceğini öğrendik. Her kimse sponsor olan Allah razı olsun. Onun tuttuğu altın, bizim kadınların attığı basket olsun.

23 Ağustos 2012 Perşembe

Süper Lig'in Sponsorları 2012-2013


Bu sene de pek çok takım reklam alanlarını boş bırakmış. Sponsorluk halen markalar için boşa atılmış paralar olarak görülüyor. Hayırseverlikle sponsorluk karıştırılmaya devam ediyor. Üstelik yeni kanunla birlikte sponsorlukların yüzde 100'ü vergiden düşülürken markaların futbola olan ilgisizliği de ayrı bir post konusu.

Yukarıdaki listede takımların sponsorlarını görebilirsiniz. G.Birliği, Sivasspor ve Kayserispor ligde reklam alanları bomboş olan 3 takım olarak gözüküyor. Tamamını dolduran tek takım ise Galatasaray. Ligin isim hakkını alan Spor Toto'nun sadece Orduspor'un göğüs sponsoru olması ise anlaşılır gibi değil. Boşta kalan her takımın göğsünde 4-5 hafta sonra Spor Toto'yu göreceğiz muhtemelen.

Merakla beklenen Kasımpaşa göğsünde Turgay Ciner'in UCZ marketlerinin reklamı ile boy gösterirken kolundaki reklamı göremedim. O yüzden soru işareti koydum. Bilen eden varsa düzelteyim.

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Benim Beşiktaş'ım Gelme Demez

Bir ara Garanti Bankası Boğaziçi Köprüsü'nün geçişlerini bedava yapmıştı. Garanti'nin 10. yıl şerefine. Güzel iş idi. Bunu bir yere bağlayacağım. Şimdilik beklesin.

Bugün Beşiktaş JK'nın Başkanı Sn. Yıldırım Demirören "Herkes maça parasıyla gelsin. Bilet alarak girsin" demiş. Doğru demiş. Biletsiz içeriye girmeye çalışmak olmaz. Fakat bunu parası olmayan Beşiktaş'lılar için kabul edilebilir bulmuyorum. Yani bir insana paran yoksa gelme demekle eş değer benim gözümde. "Ekmek değil, su değil parası yoksa gelmesin kardeşim" nesi ayıp diyenlere de cevabım var. Zevki için gelme demek ayıp olmaz diyene de Beşiktaş'lı için İnönü'de maç seyretmenin ekmek ve su kadar değerli olduğunu anlatmak lazım. Hal böyleyken ve Beşiktaşlı için maç günü maça gidememek aç ve susuz kalmanın bir başka şekliyse bu adama paran yoksa girme demek bana acımasızlık olarak geliyor.

Peki neler yapılabilir? Mesela ne yapsak da bu Beşiktaş'ı izlemeye parası yetmeyen kardeşlerimizi bir şekilde kanlı canlı Beşiktaş ile buluştursak?

Cevabı aslında gerçekten çok kolay. Ben bir hayal kurdum. Kuranı bir kurmayanı bin kere zaten.

Bir sponsor çıksa ve dese ki. Arkadaş sen belki farkında değilsin ama bu Beşiktaş taraftarı için Beşiktaş'ın stadı, tribünü, çimi ve o sahaya çubukluyla çıkan takımı çok önemli. Gel sen bana bir tribününün yıllık tüm biletlerini peşin peşin sat. Ben de Beşiktaş taraftarına burayı açayım. Beşiktaş taraftarı bunu hakediyor diyeyim. Şimdi bunu yapabilecek olan marka var yapamayacak olan marka var. Evet doğru.

Fakat ben bir hesap yaptım. Belki bakkal hesabı ama buraya yazıp not düşeyim istedim. Şimdi eski açık kombinesi 700 TL. Eski Açık'ın tek tarafı 2.500 kişilik olsa. 2.500 x 700 = 1.750.000 TL. Bu rakamı bir sponsor karşılasa ve ilk hikayemiz gibi bir işe döndürse muhteşem bir geri dönüş alır. Bazen osuruk gibi bir fikir çok değerli oluyor. Bu fikir osuruk olarak kalabilir ama iyileştirme yapılabilirse çok değerli de olabilir.

Her an gidebilecek bir basketbolcu için sponsor ararken her daim arkasında duran Beşiktaş taraftarı için sponsor da aranabilir.

28 Haziran 2011 Salı

Are You A Fan?



Kartal Yuvası ürünleri artık hepsiburada.com üzerinden değil kendi internet sitesinden satılıyor. Üstelik dolar ve euro'yla da alabiliyorsunuz. Hedef kitlesi nedir tartışılır ama esas ilginçlik baz alınan dolar kurunda. Bilindiği üzere otellerde para bozdurmaya kalkarsanız güncel kurdan daha farklı olarak geçirirler size. Bizim Kartal Yuvası bunu abartmış biraz. Merak ettim başkan kendi yaptığı/yapacağı otellerde de kuru bu şekilde mi ayarlayacak...


An itibariyle $ için;

TCMB Alış Kuru : 1.6354 TL

Piyasalarda Kur : 1.6350 TL

Kartal Yuvasında : 1.2372 TL


Not: Euro'ya bakmaya gözüm yemedi.

25 Haziran 2011 Cumartesi

Hangisi Kartal?

Beşiktaş Sportif Ürünler A.Ş. Genel Direktörümüz Bülent Karabıçak yenisezon ürünlerinde sürprizler olacağını açıklamış. Eyvallah... Görmeden konuşmayalım, yazmayalım. Pekiyi ama sürprizlerden önce klasiklerden vazgeçmeden sade düz bir tişört almak için her adım atımışızda neden eli boş çıkıyoruz biz bu Kartal Yuvası'ndan?

Fotoğrafta bayanlara özel tasarlanmış iki tişört modelinden küçük birer kesim var. Erkeklerinkinde de durum buna yakın. Amblem desen yamuk (!), amblemsiz kartal desen ne olduğunu anlamak için yakınlaşmak gerekiyor. Hali hazırda amblemin üzerinde kullanınlan bir kartal figürümüz var ki bu Kartal Yuvası'nın logosunun üzerinde de kulanılıyor. Onun yerine kartal olduğu anlaşılması zor bir figür kullanılmasının beğenilmemesi benim şahsi fikrim olabilir ama Beşiktaş ambleminin yamuk olarak basılması ve satışa sunulması kabul görülür bir durum değil.

14 Haziran 2011 Salı

Futbol Rahatsızı Markalar

Orkide, Dufy, Anıl Oto... Bu markaların futbola olan ilgilileri gerçekten muazzam. Başat olarak sıralamak ise boynumuzun borcu. Saha kenarında en uzun süre gördüğümüz futbol rahatsızı marka tabii ki Orkide. Kulüplerle nasıl bir anlaşmaları var onu da çözemedim. Her maç için ayrı ayrı satın alındığını düşünmüyorum ama peşin çalıştıklarına da ihtimal vermiyorum. Samandıra tesislerinde kullanılan yağların hepsi Orkide olması karşılığında saha kenarı reklam alanı kullandırılıyor diye düşünsek bu sefer de çok ucuza gitmiş oluyor reklam alanı. Şayet barter değil de peşin çalışıyorsa Orkide, kendilerine nasıl bir geri dönüş olduğunu öğrenmek isterim. Bu kadar para harcamak yerine gazete, dergi, tv kullanılsa -kullanılıyordur mutlaka ama daha çok kullanılabilir- daha faydalı olmaz mı diye de düşünmekteyim. Bir de işin erkek oyunu bölümü var. Evet futbola artık kadınlarda ilgi gösteriyor ama o kadınların da kaçı evde yemek yapıyor orası soru işareti. Sonuç olarak erkek egemen oyuna yatırım yapan bir mutfak oyuncusu için oldukça cesur bulduğumu söylemeliyim. Orkide sadece saha içerisinde görünüp futboldan beslenen bir marka değil elbette. Bunu da yeni öğrendim. İzmir'de alt yapı takımlarına destek veriyorlarmış. Bayan futboluna ilgi gösteriyorlarmış. Helal olsun. Sırada Anıl Oto var. Erkek dolu tribünler önünde otomobil servisi doğru tercih. Ama Anıl Oto'nun yanına çok büyük markaları koyan kulüpleri anlayamıyorum. Yani düşünün bir tarafta Turkcell yanında Anıl Oto. Diğer tarafta Türk Telekom yanında Dufy. Kulüplerin de biraz seçici olması gerekiyor. Anıl Oto inanılmaz takip ediyor futbolu. Bir çok markanın es geçtiği milli maçta varlardı. Belçika-Türkiye maçında saha kenarında Anıl Oto dikkatlerden kaçmadı. Maçın açık kanaldan yayınlanacak olması cazip geldi sanırım. Anıl Oto gerçekten ilginç bir marka. Nerede nasıl çıkacağı hiç belli olmuyor. Yine bu sene Anıl Oto Ankara servisi açıldı diye Beşiktaş'ın saha kenarına reklam vermişlerdi. Yani bu kadar önemli bir mecra olarak görmeleri bana çok tuhaf geliyor. Kulüple olan bağlantılarında nasıl bir model var bilmiyorum. Belki de ulaşım tarafıyla ilgili bir çalışmaları vardır. Sektör olarak çok doğru bir yerde olduklarında hem fikirim ama en küçük iletişimi bile saha kenarı rulopanlardan yapmaları bana çok gülünç geliyor. Dufy... Beni saha kenarında en çok şaşırtan markadır kendileri. Dufy Trabzon'a damga vurmuştu bir zamanlar. Ben saha kenarından stadyumları tanıdığımı iddia edecek kadar dikkat ediyorum rulopanlara ve Dufy Trabzon'da saha kenarının tamamını almıştı bir dönem. Trabzon Avni Aker Stadyumu'nun televizyondan yansıması Trabzonspor'un ana sponsorunun Dufy olduğu konusunda şüpheler uyandıracağı kesindi bir zamanlar. Hani her marka kulüplere şirin görünmek için renklerini uyarlar ama Dufy bunu da yapmadan yeşil üzerine sarıyı kondurmaktan da geri kalmıyordu. En dirayetli marka olarak kendilerini gösterebiliriz. İlle de bordo mavi ya da siyah beyaz yapmıyorlar. Bizim rengimiz budur diyerek veriyorlar reklamlarını ki bu işler kulüp tarafından kolayca okeylenecek konular da değildir. Mesela Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nda kırmızı logo sarı-laci olmalı yakın olmalı yoksa kullanamazsınız. Türk Telekom Arena'da lacivert kullanmasanız iyi olur derler. Sarı kırmızıya çalmalı. Beşiktaş'ta mavi Türk Telekom logosu kullandığında edilen küfürler ortada:) Dufy'i bu konuda da tebrik etmek lazım.