9 Ekim 2011 Pazar

İskenderun:2 Maraş:2









Dün 15:00'te başlayan maçın ikinci yarısına anca yetişebildim. Sora sora su boyundaki 5 Temmuz Stadyumunu bulduğumda çevresine park eden araçların azlığından tribünlerin pek de kalabalık olmayacağı belli oluyordu. Stat dışından kale arkası tribünde dolanan adamların kafaları görünüyordu ama ben ayak alışlanlığıyla kapalıya yöneldim. Kapalı dediğim de aslında numaralı tribün. Şeref tribünün iki yanından birine girmek için kapıya geldiğimde bekleyen kişilerin görevlilerle kapı açma pazarlığında olduğunu fark ederek vakit kaybetmemek için nereden bilet alabileceğimi sordum. İlk yarısı bitmiş bir maça bilet alarak girme isteğim bekleyen kalabalık tarafından yadırgansa da koşar adım gidip 3 TL'ye biletimi aldıktan sonra aranmadan içeriye girdim. Üzerinde takımların bile adının yazmadığı kağıt parçasını koleksiyonuma katmayı amaçlıyordum ama görevli sağ olsun parça pinçik ederek kutuya atınca yapacak bir şey kalmadı.

Ben bilet davasına koşuştururken takımlar sahaya çıkmış santrada hakemin düdüğünü beklemeye koyulmuştu. Skor tabelasında yazan 0-0 kısır futbol beklentimi minimuma indirse de tribündeki az sayıda ayakta duran ve çoğunluğunu 14-18 yaş arası gençlerin oluşturduğu 'Kirveler' grubunun tezahürata başlaması doğru yerde olduğumu hissettirdi. Yaşı geçkin bıyıklı bir amcanın yönlendirdiği tribün, pembe gömlekli delikanlının davula vurmasıyla bağırmaya başladı düdükten önce; "Gücüne güüüüç katmaya geldik, formanda teeer olmaya geldik, Körfez'im seninle ölmeye geldik...". Gülümseyerek sigaramdan bir nefes aldıktan sonra sağ kale arkasındaki Maraşlıları gördüm. 30-40 kişilik bir grup bayrakları, formaları ve pankartları ile geldikleri bu deplasmanda takımlarına destek veriyordu. Öyle bir pankart vardı ki aralarında deplasmancılığın cidden gönül işi olduğunu ortaya koyuyordu; "Arman yürek gibi atar sol yanımızda, siz gururla taşıdıkça 'Asiler' hep yanınızda".

Maç bir yandan oynanırken yanımda duran iki çocukla konuşmaya başladım. İskenderunspor maçlarında numaralı, İDÇ maçlarındaysa karşıdaki kapalı tribüne seyirci alınıyormuş. Ayrı liglerde oldukları için de zaten birbiriyle maç yapmıyorlar. Kirveler ve bağımsızların takip ettiği İskenderunspor 2. Lig'e çıkma mücadelesi verirken, Demir Çelikspor da Bank Asya'yı hedefliyor. "En kalabalık kim geldi buraya?" diye sorduğumda hiç düşünmeden 'Göztepe' dedi. Sonra belki de ilk kez öyle bir taraftar grubu görmenin heyecanıyla kendilerine ayrılan yeri doldurduklarını, ligin son maçı olduğunu ve kazansalar direk gidecekleri Bank Asya Ligi'ne maç berabere bittiği için gidemediklerini anlattı. Kırılan koltuklar Yalı'nın eseriymiş yani. "Geçen hafta da biz sahaya girdik" dedi peşine. Sanki olay çıkarmak maharetmiş, tribün olma adına bir göstergeymişçesine. İstanbulspor'a satılan eski oyuncuları son dakikada beraberlik golünü atıp da tribünlere hareket çekince sıkıntı olmuş. İstanbulspor deyince Kenan (Özvaran) geldi aklıma. Sordum, gelmiş. Stadın etrafında formasıyla dolandığını görüp şaşırmışlar. Derneğe götürüp çay-çorba ikramından sonra maça beraber geldiklerini ve Kenan'ın maçı deplasman tribününde tek başına seyrettiğini anlattı. Bir kez daha helal olsun dedim. (O maç için bkz: http://sarininuzerinesiyah.blogspot.com/search/label/Deplasman%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC )

Biz sohbet ederek maçı izlerken arada karşılıklı goller oldu. 1-0 öne geçen İskenderun üst üste yediği gollerle 2-1 mağlup duruma düştü. Maçtan ümidini kesmeyen Kirveler yine kulaklara aşina bir tezahürat ile destek verdi takıma; "İki gelmeli iki, iki gelmeli iki, s...cem böyle işi". Maraşlılardaysa öne geçmenin keyfi galibiyet golünü atan oyuncunun tel örgülere tırmanmasıyla doruğa ulaşıyordu. Bulunduğumuz tribünde arka sıralarda oturan ve muhtemelen üstümüz açık olsa kıçının altındaki gazetenin bir bölümünü külah misali başına şapka yapacak olan amcalardan bazıları bireysel küfürlerle hakemi veya sahadaki rakip oyuncuları uyarıyordu. Forma numarasıyla oyuncuya hitap şekli Anadolu'da yaşıyor; "Lan dokuz numara!" diye başlıyor haykırışlar. Son on dakikaya gelindiğinde baskısını arttıran İskenderun gol pozisyonları bulurken hemen arkamdan farklı bir ses çalındı kulaklarıma. Az önce ikinci çayımı aldığım teyze merdiven boşluğuna oturmuş maçı izlerken golü kaçıranlara isyan ediyordu küfürsüz. Ağzından çıkan en kötü söz 'gerizekalı' idi. Neyseki gol son dakikaya kalmadı ve maç beraberliğe geldi de teyzemin yüzü biraz olsun güldü. Bu arada boynundaki görevli kartında Yeni İskenderun yazıyordu ama sahadaki takım İskenderunspor diye düşünürken ertesi sabah gazetelerde takımın asıl isminin İskenderun 1967 olduğunu öğreniyordum.

4 yorum:

TIKANDI BABA dedi ki...

Memleket yine de her şeyiyle güzel değil mi be abi..

Adsız dedi ki...

Yazında bize de değindiğin için teşekkürler ancak çay çorba yerine bolca küfür ve koltuk yedik. Dernek olayı doğru değil, düzeltirsen sevinirim. Keyifli yazılarının devamını dilerim.

AcıbadeM dedi ki...

Güzel tabi be abi, güzel olmaz mı?
Biz diye bahsettiğin İstanbulspor mu? Vallahi ben o iki elemanın yabancısıyım...

hasta cimbomlu dedi ki...

askerliğimi iskenderun'da yaptım. o süre zarfında maçlarını izlemiştim İ.Demir-çelikspor'un maçlarını. başarılar...