21 Ekim 2011 Cuma

Alıştık

Her maç öncesi Beşiktaşlı olduğumuzdan herhalde öyle saçma bir umut var işte. Yoksa İddaa bayiinde insanların 1'den 1 olur tercihleri bana komik gelmezdi. Ben de 2'den 2 oynamıştım. Benim tercihim daha komikmiş şimdi bakınca.

Maç başlar başlamaz İsmail Köybaşı'nın saçmalamaları, kendine güvenini iki dakikada kaybetmesi ve sonrasında Simao'nun yine kayboluşları. Maç içinde ileri gitmekten korkan bir takım. Korkaklar ordusu. Ama yine değişmeyen bir yanı var Beşiktaş'ın. Her şeyimiz değişti. Dünya değişti. Ama bir tek Beşiktaş'ın bize yaşattığı şu acılar değişmedi.

Maçta dikkatimi çeken tek adam Vukojevic. Dün en az 10 km koştu bu adam. Her Beşiktaşlıya ilk önce bu adam bastı. İleride geride. Oynadığı takımın adı gibi orta sahanın dinamosu dün bizim acz içinde kalışımızın da nedeniydi.

Stoke City'i içeride yeneriz belki ama Dinamo Kiev'i yenmek daha zor gibi geliyor.

2 yorum:

TIKANDI BABA dedi ki...

Ben bu takımın en çok neyinden nefret ediyorum biliyor musun; ulan madem yenileceksin 20. dakikada 2 tane ye ben de vurayım kafayı yatayım. 94 dakika bana maç izlettirip "neyse puan puandır" zihniyetiyle gruptan çıkma hesapları yaptırıp, 94'te gol yeme, yenilme!
Yazıklar olsun.

AcıbadeM dedi ki...

İşin doksan artılara kalması mucize. Kiev takımı son vuruşlarda şanssız ya da beceriksiz olmasaydı yatmasak bile puan hesabı yapmaktan kurtulacaktık çok daha erkenden. Hayır bizim hoca neye dayanarak maçın hakkı beraberlikti dedi onu anlamadım. Bursa maçında tam tersi bir durumda "Sonuna kadar mücadele ettik ve kazandık" diyen o değil miydi? Ernst'e kulak verin bakın maç sonunda neler dedi...

Gözlerde bir damla yaş, kalbimizdeki aşk, sensin Beşiktaş...