21 Temmuz 2008 Pazartesi

Mor Beyaz Hacettepe Unutulmaz

Önce Göztepe Aliağa Belediye ile şimdi de Gençlerbirliği Oftaş Hacettepe ile efsaneleri ayağa kaldırıyor. Göztepe 3. Lig'den mücadeleye başlarken Hacettepe kamuoyunun hiçte beklemediği bir şekilde adeta hortlayarak geri dönüyor. Duygu Hatıpoğlu ve Berkay Aydın'ın birlikte yazdıkları "Bastır Ankaragücü" adlı kitapta anlatılanlara göre Hacettepe kabadayılar kulübü olarak biliniyor. Tarihçesi hayli enteresan. Oyuncularını ve taraftarlarını Türkiye'nin namı en büyük kabadayılarından oluşturan Hacettepe'nin deplasman macerasından başlayalım önce. Sene 1961. Bursa'da yükselme finalleri oynanmaktadır. Bu playoff benzeri maçları kazanan 1. lige çıkacaktır. Hacettepeliler bu maça 3 bin kişi gider. Bu aynı zamanda ilk ve en büyük deplasman organizasyonudur Ankaralıların. Hacettepe maçın sonlarına doğru 2-1 yenik duruma düşer. Hacettepeliler kabadayı tabii. Dayanamazlar saldırırlar tribünlerde rakip taraftarlara. Olaylar büyür ve maç yarım saat durur. Maçın kalan dakikaları Demirspor adına kabus olur ve Hacettepe uzatmalarda maçı kazanır. 7 sene 1. Lig'de kalır.1968-1969 sezonunda 2. Lige düşer Ankaragücü ile. 1971'de 3.Lige. Sonraları kabadayı mahallesinde önde gelen kabadayılar birbirlerine düşer ve amigoları birbirlerini öldürür. Kafa diye tabir edilenler aralarında çıkan husumetten dolayı hayatlarını kaybederler. Derken 1971'de istimlak modası başlar. Dar sokaklı, kahvesi bol, bu şirin mahalle yıkılır yerine hastane yapılır. Sonra Hacettepe adını Keçiören Belediye Başkanı Melih Gökçek değiştirmemek üzere söz verip alır ama sözünde duramaz. Önce Keçiörengücü yapar adını sonrasında Keçiörengücü Belediyespor! Bu takımı Ankara Büyükşehir Belediyespor'un altyapısına sokan Melih Gökçek daha sonra ismini hepimizin bildiği gibi Ankaraspor yapar. Dağılan Hacettepeliler'in ise iddialara göre Ankaragüçlü oldukları söyleniyor.

12 Temmuz 2008 Cumartesi


Kim Demiş Ne Demiş (3)

Kemal Unakıtan Demiş ki:

"Dört gözle liglerin başlamasını bekliyoruz. Üç büyükler dahil olmak üzere, herkes bizden korksun. Çünkü Eskişehirspor fırtına gibi geliyor. Eskişehirspor, Süper Lig'de esecek. Eskişehirspor geleneği olan bir takım. Maçlara daha fazla gelme niyetindeyim. Ahsen hanımla beraber geleceğiz."

11 Temmuz 2008 Cuma

Vatan Haini

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası,
Amerikan donanması, topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

10 Temmuz 2008 Perşembe

All2gether Turnuvası

İspanya`nın Barcelona kentinde düzenlenen All2gether U-15 turnuvasında Bursaspor oynadığı 3 maçıda kazanarak bir üst ure çıktı. Fareo Adalarından Havnar Boltfelag`ı 4-0, İngiltere`den TG Elite`yi 6-0, Alman SV BW Kerpen`i 5-0 yenen yeşil beyazlı gençlerin turnuvaya katılan takımlara yöneltilen sorulara verdikleri cevaplar arasında ülkenizi karakterize eden öğeler sorusuna verdikleri cevaplar .

Demirspor


basın açıklaması from www.adanademirspor.com on Vimeo.

Demirsporlular kendilerini savunurken...

Kocaeli'ye 3. Sırp

Kocaelispor Dusan Andjelkovic, Dorde Tutoriç'ten sonra büyük ihtimalle imza atacak Nenad Jestroviç'le birlikte Sırp oyuncu sayısını üçe çıkaracak. Kocaelispor bir zamanlar Kuzmanovski, Mirkoviç gibi oyunculardan çok memnun kalmıştı. Şimdi yine rota Balkanlar olmuş. Bu transferlerde Mirkoviç'in önerisiyle yapılmış deniliyor. Jestroviç Sırbistan Karadağ formasıyla 12 maçta 5 gol atmış. 32 yaşında Katar'a kadar düşmüş yolu. Tecrübeli bir isim. Kariyerine bakıldığında Metz'de 2 sene oynamış. Anderlecht'te oynamış. Anderlecht'te muhteşem bir grafiği var. 100 maçta 61 gol. Takım arkadaşı Dusan Andjelkovic'le birlikte yer alacak kadroda. İkisi geçtiğimiz seneyi Kızılyıldız'da geçirmişler. Dusan'ın tek eksiği yurtdışına çıkmamış olması. Ama henüz 26 yaşında. Yine Kızılyıldız'dan 25 yaşında alınan Tutoriç kadroya eklenmiş. Onun içinde iyi yorumlar yapılıyor ama oynamadan anlaşılmaz tabii. Sağlam oyunculara benziyorlar. Yugoslav ekolünün önemli takımı Kızılyıldız'dan aynı anda 3 oyuncu almak akıllıca. Uyum sorunu çekmezler. Kocaelispor akıllı transferler yapmış. Unutmadan kalede de Serdar Kulbilge var.

9 Temmuz 2008 Çarşamba

Güle Güle Memo

Eduardo, Marcio Jarro ve Robson Da Silva ile birlikte geldiği sezon havaalanında çekilen fotoğraflarıyla hatırlıyorum Aurelio'yu. Ellerinde bavullarıyla indikleri havaalanında o alıştığımız görkemli karşılamanın yerini gayet mütevazı 4 futbolcunun fotoğrafı alıyordu. Sanki askere gideceklermiş gibi kafaları tıraşlı. Bu fotoğrafı gören Ali Sami Alkış "Bulup getirmişler tinercileri Trabzon'a futbolcu diye, bunlardan hiçbir şey olmaz" diyerek eleştirmişti. Onun üzerinden çok sular aktı.
Bugün Fenerbahçe kadrosundaki en önemli oyuncusunu kaybetti. Fenerbahçe'nin Aurelio gibi bir futbolcu bulması şart oldu. Deniz, Selçuk, Maldonado bu görevi ne kadar hakkıyla yerine getirecek göreceğiz. Aragones nasıl olur verdi bu transfere hayret. Oyun sisteminin çimentosunu sattı Fenerbahçe. Bir daha ki gelişi askerlik için olur artık.

8 Temmuz 2008 Salı

Güiza

Güiza'yı İspanya Ligi'nde daha önce izlemedim. Yaşı kadar gol attığına göre hele hele İspanya Ligi'nde iyidir kötüdür demek ne kadar doğru onu da bilemiyorum. Ben onu sadece Euro 2008'de izleyebilme fırsatı buldum. Torres ve Villa gibi forvetlerin ardında yer aldı. Oyuna sonradan girdiği maçlarda hayli etkiliydi. Boş koşularıyla pozisyonunu kendi yaratan bir oyuncu izlenimi verdi. Kaleye sırtı dönük forvetlerden değil. Genellikle aut çizgilerine kadar indiği dikkatimi çekmişti. Ama ceza sahasının hemen önünde topla buluşup dönüp vuracak oyunculardan değil. Bir diğer görebildiğim özelliği ise bencil olmamasıydı. Almanya maçında kale dibinde Senna'ya akıl dolu bir pası var, kim Euro 2008 finalinde böylesi bir pozisyonu arkadaşına ikram eder asıl önemli olan özelliği de bu bence. Güiza'nın bencil olmadığını düşünüyorum, sorun çıkarmayacak bir oyuncu aldı bence Fenerbahçe. İşini yapar çekilir köşesine.

Ciddiyetin Bu Kadarı...

“Görme Engelliler Haftası”nda Milletvekillerinin oluşturduğu Meclisspor ile Başkent Görme Engelliler Spor Kulübü arasında bir futbol maçı düzenlendi. Rakip gözlerinin sadece yüze 20’sini kullananlar olunca aslında maçın dostluk havasında geçeceğini sanıyor, hani yazılı kural olmasa da berabere biten türden maçlardan zannediyoruz. Hani bir futbol karşılaşmasıdır, Milletvekillerimiz görme engelli olmanın nasıl bir şey olduğunu 1 saatte olsa tecrübe edebilirler diye düşünüyor insan. Ertesi gün meclis sıralarında ellerinin bu insanların hayatlarını kolaylaştırmak için de kalkacağını, bu maçın karar alınırken belki de etkili olacağını, bu düşüncelerin maçın skorundan daha önemli olacağını hayal ediyoruz. Bunların hepsi gerçekten de bir hayal oluyor. Türkiye’de futbolun ne kadar ciddi bir oyun olduğunun en büyük kanıtını bu adaletsiz maçta rakibini 7-3 yenen Meclisspor’dan daha iyi ne anlatabilir ki bize. Üstelik maç öncesi görme engellilerimizin 5 golden fazla atmayacağız sözü almalarına rağmen.

Böylesi bir kanıya varmak için skoru alıp işte örneği yukarıda demek yeterli değil diyebilirsiniz, ama bu ilkte değil. “Kimsesiz Çocuklara Moral” adı altında düzenlenen bir başka mücadelede de Meclisspor çocukları 3-2 ile dize getirirken maç sonrası sahanın ortasında ağlayan çocuklar Milletvekillerimizin bu oyunu ne kadar ciddiye aldıklarının en güzel örneği bizce. Tam da bu noktada Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz’ın şu sözünü hatırlatmakta yarar var: “23 Nisan’da çocuklara yenildik. Şu çocukları da bir yenemediniz dediler. Aşağı tükürsek, sakal yukarı tükürsek bıyık”
“Böyle oynayacaklarını tahmin edemedik”
7-3 biten Görme Engelliler-Meclisspor maçında kalede bulunan Milletvekilimiz Fahrettin Poyraz rakiplerinin oldukça profesyonel olduklarını ve teknik vuruşlar yaptıklarını söylüyor. Poyraz “4 kez geldiler, 3 gol yedim. Kendimi zorlasam birini kurtarabilirdim” diyor. Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun bol ünlemli mektuplarının da bu açıklamalarda payı var diye düşünürken imdadımıza Ordu Milletvekili Enver Yılmaz yetişiyor. Futbolu nasıl algıladığımızı, tartışılan futbol olunca bizim dünyamızda mantığın nasılda son bulduğunu “Çıkan haberlerden etkilenip de keşke yenmeseydik diyemem. Biz oynanması gerektiği gibi oynadık” diyerek ifade ediyor. Yani “Maçın hakkı buydu” demeye getiriyor.
Haberlerden okuduğumuz kadarıyla “Vallahi ben masumum” diyenler yer aldığı gibi birde “Futbol olunca hırs yaptık, yendik” açıklamasında bulunanlarda oluyor. Başkent Görme Engelliler Spor Kulübü Başkanı Orhan Tanrıkulu ise bu maçın aslında görme engellilerin sorunları biraz daha gündeme gelsin diye tertiplediklerini söylüyor. Maçın başında Milletvekillerinin bu kadar ciddi bir şekilde oynayacaklarını tahmin etmediklerini söyleyen Tanrıkulu, “İkinci yarıda çocuklarımıza bildiğiniz gibi oynayın çocuklar dedik. Ama artık iş işten geçmişti” diyor. Skorun kendileri için hep ikinci planda kaldığını da sözlerine ekleyen Tanrıkulu “Sahada yaşananlar skoru ön plana çıkardı ne yazık ki” diyerek açıklıyor durumu.

Bu topraklarda futbol
Meclisspor’un Antalya’da futbol takımları gibi kamplara girdiklerini ve böylesine özel günler dışında da turnuvalara katıldıklarını söyleyelim. Rus parlamenterler karşısında 7-1 yenilen Meclisspor, Trabzon’da Macar parlamenterleri 4-0 ile geçmişti. Meclisspor aynı zamanda Parlamenterler Arası Balkan Kupası sahibi. Bu kupanın finalinde yaşananları da anlatmakta yarar var aslında. Ama önce futbolun bu topraklarda çok ciddi bir oyun olduğunu yurdun her yerinden seçilen Milletvekillerimizin de böyle düşündüklerini söyleyebiliriz. Bu tespitimizi belli bir partiye mensup milletvekillerine yapıştırmak elbette haksızlık olur, ancak iktidar ve ana muhalefet partisi arasında Parlamenterler Arası Balkan Kupası finalinde yaşanlar oldukça anlamlı. Türkiye’de futbolun sınır tanımadığını gösteren olaylardan sadece biri olan bu dostluk maçında yaşananlar 2005 yılından.

Kadro kavgası
Final maçına kadroyu hazırlayan AKP’li takım kaptanı kendisi dışındaki 10 isimden 9’unu AKP’li Milletvekillerinden seçince CHP’li Milletvekillerinin tepkisini çekmiş. Bir futbol maçı Milletvekilleri için ne kadar önemli olabilir ki diye düşünüyorken, sonrasında yaşananlar ciddiyetin bu kadarına da pes dedirtiyor. Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın maçı izlemeye geleceği için böyle bir kadro oluşturulduğunu söyleyen CHP’li Milletvekilleri durumu protesto ederek yedek kulübesi yerine tribüne çıkarak maçı izlemeyi tercih ediyorlar. Maç sonrası açıklamalarda bulunan AKP’li takım kaptanı CHP’lilerin sakat oldukları için oynatılmadığını söylüyor ve CHP’li Milletvekillerinin bu işi çok ciddiye aldıklarını ifadeye ediyor. Ancak tüm bu yaşananlar iki tarafında futbola olan bakış açısının birbirlerinden pek de farklı olmadığını gösteriyor. Maçı 3-1 kazanan Meclisspor kupaya uzanırken kadro dışı kalan CHP’li milletvekilleri “Biz oynasaydık maç 6-1 biterdi” diyecek kadar futbol uzmanı olabiliyorlar.
Romanya parlamentosuna karşı oynanan bir futbol maçında bu toprakların seçilmiş insanları kadro savaşları yapabiliyorsa futbolun bizler için sadece bir oyun olmadığını anlamak pek de zor olmuyor. Meclissporumuzdan adını sanını bilmediğimiz mahalle takımlarına kadar futbola olan bakış açımız hep kazanmak, hep ben egosunun üstüne kuruluyor.

Sporist Dergisi

7 Temmuz 2008 Pazartesi

17-27 Temmuz Plajda Futbol

Plaj Futbolu 17 Temmuz'da başlıyor. Eurosport mutlaka yayınlayacaktır. MT'nin yazdığı gibi ilk kez Avrupa'ya geliyor Plaj Futbolu. Marsilya bir futbol şehri ve seyirci sıkıntısı çekmez heralde. 2009 şampiyonası ise Dubai'de. 1995 yılından bu yana gerçekleştirilen 13 turnuvada 11 kez Brezilya şampiyon olmuş. Araya girenlerse Portekiz ve Fransa.


6 Temmuz 2008 Pazar

Yüzde 10 Olsun!!!

Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, belediye bütçelerinden spor kulüplerine pay verilmesine sıcak bakıyormuş. Bu öneriyi ise Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki şöyle dile getirmiş: "Kulüplerimize resmi açıdan gelir ayıramıyoruz-Yani diyor ki biz yardım yapıyoruz ama bu yardımlar resmi değil. Şunu bir kılıfına uyduralım-Yapılacak düzenlemeyle birlikte belediyelerin bütçelerinin yüzde 5'ini kulüplerimize ayıralım."
İşin enteresanı ise bu haberin çok küçük bir şekilde yer alması. Hiçbir yazarın bu konuya el atmaması.

Halkın Takımı

Onları önce İnönü Stadyumu'nda bir pankartta gördüm. Sonrasında 32. Gün Genel Yayın Yönetmeni Rıdvan Akar'ın takip ettiği sitelerden biri olduğunu öğrendim. Beşiktaş tribünlerinin kafada oluşan bir siyasi imgesi varsa bunda en çok onların payı var diye düşünüyorum. Şimdi de fanzin çıkarmışlar. Hatta 2. sayısı piyasadaymış. Türkiye'de tribünlere takılan, deplasmanlara giden, bir takımı hayatının en önemli kısmına koyan insanların söyleyecek sözü yok diyen, çapulcu sürüsü olarak niteleyenlere kapak olabilecek iş çıkardıklarını da söyleyelim. Sözü Tanıl Bora'nın şu sözüyle de bitirelim: "Forumlarda, bloglarda, taraftar sitelerinde öylesine aklı başında yorumlarda bulunan insanlar var ki değme futbol yazarlarına taş çıkartır."

Allah Rahmet Eylesin

Geç tanıdık, erken kaybettik.

5 Temmuz 2008 Cumartesi

Yarısı Nerde Lan?

Foto:Tribün Dergi

Yukarıdaki fotoğraf Hürriyet Gazetesi'nin Spor Ekinden. "Yanlışlık olmuş, gözden kaçmış, kasıt yok, paranoyak mısınız kardeşim" diyecekler. Peki soruyoruz o zaman haritanın yarısı nerede?

4 Temmuz 2008 Cuma

Sivas Maçı Kanal 1'de

Sivas'ın ilk Avrupa Kupası maçını neden vermiyorlar diye bizde kendi çapımızda yazmıştık. Sağolsun Kanal 1 Cumartesi günü canlı yayınlayacakmış. Cem Yılmaz anlatır, Mustafa Denizli yorumlar. Rövanş ise TRT'de deniliyor.

Demirspor Karışık

Mayıs'ın sonu Haziran'ın başı gibi. TRT 2'de Bank Asya Yükselme maçları vardı. Finalde Adanademirspor'un rakibi Güngören Belediye'ydi. Tribünlerde 10 bin Demirspor'lu. Adana Demirspor son dakikalarda yediği golle elendi. Tribünlerde olaylar çıktı. Gaz bombası atılan taraftarlar sahaya girdiler. Polisle çatıştılar. TRT yayını kesmek zorunda kaldığı dakikalarda reklam panolarının arkalarındaki odunlarla polislere saldırıyorlardı. Golün geldiği dakikalardan sonraysa Aytaç Durak hedef tahtasındaydı. Siyasetin Adanademirspor'a bulaşmasını istemeyen bir kitle var Adana'da. Bunun uğruna 6 Haziran'da bir yürüyüşte düzenlediler ancak pek bir ses getirmemişti. İstekleri onurlu başı dik bir Adanademirspro'du. Bu dramatik yenilgi sonrası olağanüstü kongreye gitti şimşekler. Orada da karşılıklı atışmalar devam etti. Siyaseti ben karıştırmadım sen karıştırdın, ben temizim sen kirli... Sonunda yumruklar konuşmuş işte. Adanaspor bir üst ligdeyken Demirspor'un kongresi süresiz erteleniyor.

Elde Var "Sıfır"

Beşiktaş Uğur İnceman ile anlaştı. Uğur'un yaşı 27. Mustafa Denizli'nin keşiflerinden bir tanesidir Uğur İnceman. Defansif orta saha yani Beşiktaş'ın ihtiyacı olan bir bölge. Bence oldukça yararlı bir transfer. Gelen dışında gideni de bu transferde anmamak olmaz. Bu isimlerden biri Adem Büyük. Yanılmıyorsam Bank Asya 1. Ligi'nde 16 gol attı. Beşiktaş'ın geleceğe bakış toplantılarında Sinan Vardar bu isimden bahsetmişti. Aşağı yukarı 1,5 sene önce "Beşiktaş'ın Adem gibi bir yeteneği var. Allah vergisi yetenek bu çocuk" diyordu. Gerçektende izleyenlerin hem fikir olduğu bir konu bu.
Henüz 21 yaşında ve artık Beşiktaş'ın oyuncusu değil. Onun için çok asabi hakemle tartışır demişti Sinan Vardar. Sporcu eğitiminin çok önemli olduğunu bu oyuncunun üzerinden verdiği örneklerle anlatmıştı. Geçtiğimiz sezon gösterdiği büyük çıkış sonrasında kafamda sorunlu futbolcu imajı çizse de büyük oyuncuların kaprisli oyuncular olduğunu unutmamak gerekiyor. Velhasılı kelam Uğur İnceman geldi ama Adem Büyük de gitti.

Ertuğrul Ne İş Yapar?

Sinan Engin spor dünyamızın en kabadayı duruşlu, aynı zamanda da bunu hayatına en entegre edebilmiş isimlerinden. Medyaya haddini bildiriyor, muhabiri almayacağını söylüyor antrenmanlara. Terlik meselesini nasıl olurda yazarsın diyor. Acaba kamptan kim bu muhabir arkadaşa aktardı onun peşine düşse daha doğru yapmış olmaz mı? Birde açıklamasında gönderdim diyor. Sahi Ertuğrul ne iş yapar?

Terlik İstirahati



Yaşanmış bir hikaye...


İbrahim Üzülmez: Yemeğe neden terlikle geliyorsun, ayakkabı giysene

İbrahim Toraman: Ayağım ağrıyor o yüzden terlik giyiyorum

İbrahim Üzülmez: Benim de ayağım ağrıyor ama ben terlik giymiyorum

İbrahim Toraman: Sanane

İbrahim Üzülmez:Ben bu takımın kaptanıyım

İbrahim Toraman:Ben de bu takımın kaptanıyım


Yumruk yumruğa kavga eden oyuncuları yemekteki diğer futbolcular güçlükle ayırdı. Birbirine vurdukları yumruk ve tekmeler sonucu yaralandıkları gözlenen iki kaptan İstanbul'a gönderildi.

Kewell

İngilizlerin Göztepesi Leeds United'in deli forvetlerinden Kewell artık Galatasaray'da. Yararlı olup olamayacağı konusunda şimdiden karar vermek çok zor. Lincoln örneği kanlı canlı karşımızda dururken uyum sorunu çeker mi çekmez mi öngörmek zor. Galatasaray'ın Hakan Şükür olmadan kadro kuracağı ilk sene forvet hattına bu büyük ismi getirmek başarıdır elbette. Daha iyileri de geldi Türkiye'ye ancak Kewell transferi ihtiyacın en yüksek olduğu dönemde gerçekleşti. Lincoln daha mı istekli olur yoksa yanına Viduka gibi bir forvet mi ister tahmin etmek güç.

3 Temmuz 2008 Perşembe

Kim Demiş Ne Demiş (2)

Ahmet Çakır imzalı muhteşem bir edebiyat ve futbol birleşmesi...

Ahmet Çakır demiş ki:

"Dante'nin topla oynanan bir sporla ilgisi olup olmadığını bilemiyoruz. Onun Cennet'e, Cehennem'e ve Araf'a kafa yormasından yüzyıllar sonra Dante'yi bir futbol ve edebiyat dosyasında anmamızı sağlayacak sıra dışı bir futbolcu çıktı: Maradona. Bir öykücüye ya da romancıya malzeme olacak, futbolun en çarpıcı serüvenlerinden birini yaşayan Diego Armando Maradona efsaneleştiği takımı Napoli'de öyle seviliyordu ki, Dante heykellerinin ayaklarının altına top yerleştiriliyor, Dante'ye Napoli forması giydiriliyordu."


Maç Yayını Yok

Sivaspor geçen sezonu 4. sırada bitirerek İntertoto'da yarışmaya hak kazandı(!) UEFA Kupası'nda yer almak onların hakkıydı, her ne kadar statü bizden yana dursa da. Ama futbolun içinde böyle enteresan durumlar olabiliyor işte. 5 Haziran'da Karadağ ekibi Grbalj ile tarihindeki ilk Avrupa Kupası maçına çıkacak. Maçın hakemleri Portekizli maçın başlama saati 19:00 ama hiçbir kanalımız maçı yayınlamayacak. Bu ülkede kaç milyon Sivaslı var bilen yok, maçı veren kanalımızda yok. Bir zamanlar Bursaspor ile Samsunspor'un maçlarını büyük bir merakla beklerdim. İntertoto'da bir Avrupalı'ya karşı ne yapacaklar diye merak ederdim. Sivas maçının yayınlanmasını isteyenler izleyecekleri güzel futbol nedeniyle değil bu heyecanı yaşamak için izleyeceklerdir. Bunu da gözardı etmemeli televizyon yöneticileri.

O Kadro

Sene 1999. Fenerbahçe MTK'ya eleniyor. O dönem Rıdvan Dilmen var kulübede. Sahada ise Boliç, Tayfun Korkut, Johnson, Preko, Alpay, Ogün, Abdullah, Dimas, Oğuz Dağlaroğlu, Mustafa Doğan, Erkan Sözeri, Serkan Özsoy, Süleyman Oulare, Moldovan, Saffet Akbaş, Aygün ve tabii ki Rüştü.
Şimdi ki kadro bu kadronun fersah fersah üstünde. MTK tarafında durumun çok değiştiğini sanmıyorum. Değişim en fazla tersine yaşanmıştır. O bakımdan intikam maçı değil bu. Hesap görme maçı hiç değil.

1 Temmuz 2008 Salı

Trabzon ve Adana Kombineleri

Adanaspor bu sene Bank Asya 1. Ligi'ne yükseldi. 2008-2009 sezonu kombine kart fiyatlarını açıklamışlar. Fiyatlar hayli yüksek. Protokol 2000 YTL, Kapalı üst 1000 YTL, Kapalı Alt 750.
Dönüp Turkcell Süper Lige bakıyoruz. Hem de sezona muhteşem transferlerle giren Trabzonspor'da kombine fiyatları Adanaspor'la eşit derecede. Kapalı 1 için 1000 YTL, Kapalı 2 için 750 YTL, Maraton Tribün içinse 300 YTL. Adana tam bir futbol şehri. Adana'nın kendi içindeki rekabeti Türkiye'nin ilk 3 derbisinden biri. 5. büyük çıkacaksa bunlar arasında en kuvvetli ihtimal bir Adana takımı olacaktır. İlerleyen yıllarda ya demiri ya da turuncusuyla Adana Süper Lig'de temsil edilir. Yukarıdaki pankart ise yorumsuz.