13 Şubat 2009 Cuma
Basketbolda Dolu Tribünler
Basketbolda yoğun haftasonu. Beşiktaş-Efes Pilsen Akatlar'da olacak. Bizde orada olmaya çalışacağız. Anadolu Yakası'ndaysa çok ilginçbir maç ar. Fenerbahçe-Galatasaray bayan basket maçı. Hocalar gitti geldi. KFY 96 bekliyoruz diye gönderme yapmış. Salon ufak önce Caferağa sonra da Saraçoğlu diyorlar. Enteresan bir hafta olacak Beşiktaş ve Fenerbahçe taraftarları için.
Fatih Akyel
"Güiza şu an daha oturaklı" demiş Fatih Akyel. Biz de soralım "peki ya sen?" Fenerbahçe'den ayrıldığında Galatasaray'dan ayrıldığından daha çok üzüldüğünü söylemişsin. Peki ya sen Fatih? Sen şimdi oturaklı mısın? Hala eski hesaplardasın. Kocaeli'de oynadığının bile kimse farkında değil. Bence sen oturaklı olamayacaksın, ayakta yolcu olarak kalacaksın. Hatırlanmayacaksın...Haftanın Tahmini
12 Şubat 2009 Perşembe
Deriniz Derin...
11 Şubat 2009 Çarşamba
Atsuto Uchida
Kardeşimiz Mustafa Taha yorumculuk yapınca ben de 90 dakika oturup izleyeyim dedim ama hakikaten çok sıkıcı bir maçtı. Dünya Kupası Elemeleri için karşı karşıya gelen bu iki devin mücadelesi fare doğurdu. Avustralya artık Asya'dan mücadele edecekmiş. Kendi kıtasında bu kadar zorlanmıyordu ama Japonya gibi güçlü ekiplerle daha sık karşılaşacaklar artık. Maçta Mustafa Taha ve Caner Eler'in özellikle dikkat çektikleri Japon Uchida transfer edilesi bir oyuncu. Sağ bek, sağ açık hiç farketmiyor. İnanılmaz bir ciğerle oynuyor. Sıkıcı maçın tek keyifle izlenen ismi Atsuto Uchida. 1988 doğumlu, Kashima Antlers takımında oynuyor. Fiyatı 2 milyon 700 bin avro. 10 Şubat 2009 Salı
Budur Abiler...
Şişli'ye İki Yeni Stadyum
Mustafa Sarıgül'ü izliyorum Kanal 1'de. O da futbol hastası malûm. Feriköy Stadyumu'nu ve Ayazağa Stadyumu'nu yenileyecekmiş. Feriköy Stadyumu'nu çok sevdiği Monaco stadına benzetmek istiyormuş. Maketini de gösterdi. Seneye bu stadı diker bu adam. Ayazağa Stadyumu'nun altına alışveriş merkezi yapacakmış. Maketinden anladığım kadarıyla alışveriş merkezinin çatısı saha olacakmış. Allah akıl fikir versin.9 Şubat 2009 Pazartesi
Ormanlara yazık
Hiç gazeteciyim diye tanıtmadım kendimi, tanıttıysam da buna kendim hiç inanmadım. Gazetecilik öyle oldum demekle olmuyor çünkü. Bir dergide, gazetede, internet sitesinde karalayıp bırakmak ve sonrasında da gazetecilik yapıyorum demek kolpalıkla eşdeğer gözümde. Bu kadar kolay olmamalıydı. Buna inandığım için mi böyle oldu onu da bilemiyorum ama yazı yazarak para kazanma dönemim bitti artık. Kader beni bambaşka bir noktaya itti şimdilik. Medyada bir yerlere gelmek hele hele babanız, amcanız, abiniz hayli zor. Bugüne dek yaptığım işle alakasız bir departmanda çalışacağım artık. Bir yandan da hem bu bloga yazarım hem de dışarıdan yazı gönderirim diyorum. Kafa karışık yani. Bunları neden anlattın derse okur, bundan sonrasını da okusun derim. Sabah aldım elime gazeteyi açtım ne var ne yok diye. Karşıma Ercan Saatçi'nin yazısı çıktı. Yazı değil aslında bu, bildiğin karalama yapıyor abi köşesinde. 3 başlık atıyor köşesindeki yazıya. Böylece daha az yazı yazmış oluyor. Bu üç yazıdan birinin başlığı aynen şu: "Kimsenin bunlara hakkı var mı?" Lan bu nasıl başlık. Sen o köşede yazıp para kazanıyorsun, biz bu işi bırakmak zorunda kalıyoruz ya o koyuyor adama. Yazık senin yazın için kesilen ağaca.Konya Deplasmanı
Gece Taksim'den çıktık yola. Konya'ya vardığımızda saat 11'di önce Mevlana'yı ziyaret ettik ardından etli ekmek... Etli ekmek ve Konya birleşince muhteşem bir yemek yiyeceğiz sanmıştık ama yanıldık. Bildiğin lahmacun bu. İstanbul'da daha güzelini yapıyorlar. Ama Konya çok güzel bir şehir. Tertemiz... Stadyumlarıysa iddia ediyorum Türkiye'nin en kötü stadyumu. Stadyumun tribünlerinde simetri adına hiçbir şey yok. Bizim üstümüz yarı kapalı yanımızdaki rakip tribün tamamen açık. Sanki onlar deplasman takımı. Nalçacılar da fos. Biz seslerini duymadık. Sahadaki Konyaspor ise Serhat Akın ve Giray Bulak ile havasını bulmuş durumda. Çok iyi oynadılar. Özellikle defansta hatasızdılar. Beşiktaş ise bu defansı nasıl açacağını bir türlü bilemedi. İbrahim Üzülmez takımın ne yazık ki en iyisiydi. Biraz da Ernst güzel işler yaptı. Gerisi tatsız tuzsuz... Bobo'nun karşı karşıya kaldığı pozisyon dışında bir heyecan yaşamadık. Dedik ya bu takım gereksiz maçları almayı çok seviyor. Konyaspor karşısındaki Beşiktaş kupa maçlarındaki Beşiktaş değildi. Maçın 85. dakikasından sonra Konya tribünleri "Şampiyonluk adayı aldı babayı" diye bağırınca çok güldük. Maç 0-0 bitince Konya stadında Konyalım yürü şarkısı çalar diyorduk yanılmadık. Yanıbaşımızdan tel örgülerin ardından evinin yolunu tutan Konyalılar elleriyle 5 işareti yapıyorlardı. Bunu da anlayamadım:) ve çok sayıda Fenerbahçe formalı arkadaşımız Konya tribünlerinde boy gösteriyorlardı. Biz de Konya kümeye diye bağırdık. Onlarda Şampiyon Trabzon diye bağırdılar. Saha içinden yazacak birşey bulamadım. Sıkıldık izlerken işte. Teptiğimiz yola çektiğimiz eziyete değmez.





7 Şubat 2009 Cumartesi
Boğaz'da Yoğun Haftasonu
Gece menemenimiz tuttu. Nerede güzel olur diye düşünürken Çengelköy'e Fiko'nun kahveye gidelim dedik. Oldum olası sevmişimdir Çengelköy'ü. Kasaba gibi havası var. Herkes birbirini tanıyor. Ufacık, güzel, insanları rahat... Sitelere, resortlere, residencelara değişmem böyle bir semti. Sözü uzatmadan yukarıdaki fotoğrafa bırakayım. Yukarıda gördüğünüz karton bildiri Çengelköy'de her ağaca asılmış durumda an itibariyle. Böyle takımlara ihtiyacı var futbolumuzun. Belediyesporlardan ziyade böyle kartona yazı yazarak semtin sakinlerini toplamaya çalışan futbol sevdalısı insanların takımlarına çok ihtiyacımız var... Gelmeyen Beykozlu olsun demişler. Boğaz'ın bir başka rekabeti işte...
Bu da aynı gün Çengelköylülere bir başka çağrı. Ama ben burada gönül koyuyorum çocukluğumun geçtiği mor menekşelerden, Gebzespor'dan yana kalbim. Gebzespor'un Mekansızlar'ı gelir mi? Konya'da olamazsam bu maçta olacağım...6 Şubat 2009 Cuma
Sık Sık Sık Sık...
Beşiktaş'ın Kurtlar Vadisi karakterlerinden Abdülhey'e bir bestesi vardı: "O baron bu baron farketmez bize- Kılıç'ın ipini çekicez yine- 30 sene hizmet ettin sen bu devlete-İnleyecek her yer Abdülhey diye." Bunun üzerine kendisine de beste istemişti. Şimdi yakınıyormuş... Şu Memati'ye de yaranılmıyor:) Beşiktaş maçlarına gidemiyorum demiş. "Beni gören Memati hakemin ayağına sık" diyor demiş...
5 Şubat 2009 Perşembe
Kardeşimizsin Rıfat
Dün gece oturdum izledim şu 3 maymun'u. Harbiden muhteşem film. Bugün tribünde merdiven boşluğunda görünce şok oldum. Meğer bizim tribünün çocuğuymuş. Tanıştık, söz aldık. Kardeşimizsin Rıfat.
Beşiktaş: 3 - 1 :Antalyaspor
Yeter artık Antalya sesleriyle çıktı stada iki takımda. Üstüste çekilmiyor gerçekten. Ancak hayatımda en çok keyif aldığım maçlardan da biri oldu Antalya maçı. Sahadaki oyun stresten uzak olunca oyuncularda gönüllerince oynadılar. Böyle yalan dolan maçları rahat kazanmaya bayılıyoruz zaten. Tribünlerde çok ama çok iyiydi bugün. Uzun süredir böyle bir hava yakalanmamıştı tribünde. Alt katla üst kat ciddi bir sürtüşme yaşamanın doruğuna gelmişken böyle bir hava yakalamakta ayrı bir başarı. Ernst'in ilk maçıydı. Rahattı. Cisse'den daha kötü olamaz zaten. Benim asıl dikkatimi çeken Erkan Zengin oldu. Ben oyun stilini Deivid'e benzetiyorum. Top ayağındayken ve topsuz alanlardaki koşuları bana feci şekilde Deivid'i hatırlattı. İlerleyen maçlarda daha iyi analiz ederiz tabii. Ama giydiği 9 numaranın uğursuzluğuna rağmen ben kendisinden umutluyum. Ancak sahanın en fenomen oyuncusu tartışmasız İbrahim Üzülmez idi. Öyle bir oyun ortaya koydu ki şaşırdık kaldık tribünlerde. Koşuyor, topu çalıyor, taraftar elleri patlarcasına alkışlıyor, ama son pası doğru atamıyor. Yılmıyor yeniden yakalıyor rakibini, çalıyor topu, bu sefer pasını da veriyor. Bu da yetmiyor bir de gol atıyor ve film de burada kopuyor. Beşiktaş'ın Forrest Gump'ı oluyor, inanılamıyor, o da şımarıyor pasını yakalayamayan el kol yapıyor, dövünüyor, .ötü kalkıyor. Stop İbo Stop... Hani mahallenin en kötü futbol oynayan çocuğu bir maçlığına Allah tarafından yeteneklerle donatılır, arkadaşları şaşar ya duruma. Bu gece de böyleydi işte. Hani o mahalledeki çocuk ömrü boyunca unutmaz ya o maçı, bu maçta İbrahim için öyleydi. Benim gibi azılı İbrahim Üzülmez düşmanına dahi bu kelimeleri yazdıracak kadar iyi oynadı. Taraftar "İbo doğru söyle, İbo doğru söyle, bugün ne içtin, bugün ne içtin" diye bağırdı. İbo hemen önümüzde sırtı bize hafif dönük ama ağzı kulaklarında anlaşılıyor yani. Resmen sahada gülüyor İbo. Bunu görünce bu kez "Ne içtinse söyle biz de içelim" diyoruz ve sonra harala gürele geçiyor dakikalar. Hayatımda benim ve İbrahim Üzülmez'in unutamadığı bir maç oldu bu. Tribünlere ise bu maç 10 üzerinden 10 veriyorum.4 Şubat 2009 Çarşamba
İzin Yok
Çarşı grubunun ses getirecek hareketlerde bulunacağından bahsetmiştik önceki postlardan birinde. Yapılacak hareket bir gazeteye reklam vermekti. Hem öyle 3 sütun 5 sütun değilmiş. Tam sayfa olacak ve herkese giydirecek bir yazıymış o kadar ki kendine bile dokunduracakmış. Yaklaşık bir ay evvel büyük gazetelerden birine çıkacakmış. Fakat ne olmuşsa olmuş ve gerçekleşmemiş. Bu girişim bazı güçler tarafından engellenmiş...3 Şubat 2009 Salı
Bir Cisim Yaklaşıyor
Yıldırım Demirören'i devirme harekatı başlamış. Yıkım ekibindeki isimlere bakınca neyle neyi yıkıyorsun diye sorarlar adama. Yıkım ekibi sol baştan şöyle: Rahmi Koç, Tuncay Özilhan, Serdar Bilgili, Hüsnü Güreli, Nevzat Demir, Affan Keçeci, Fikret Orman, Mehmet Kazancı, Erol Kaynar, Hikmet Çetin ve Süleyman Seba... Koyu renklerle yazdığım her isim zaten tek başına herhangi bir başkanı koltuğundan edebilir. Yahu karşınızdaki padişah değil. Yıldırım Demirören için böyle bir ekip toplamaya değer mi? Halk ekmek kuyruğunda sıra kapmak için taksiye binmek gibi, bir günlük tatil için 5 bavul götürmek kadar abes bir şey bu. Bu arada haberi okumak isteyenler için aha. Vurun dedik öldürdüler.KFY: Aziz Yıldırım Başkanımız Değildir!
Turgay sabah sabah sevindirici haberi gönderdi yine. KFY 96 resmi sitelerinden açıklamalarda bulunmuş. Maraton tribünlerin tatil köyünü andırır havasına ve bunu hayata geçiren Aziz Yıldırım'a salvolar yapmışlar. Haklılar... Ali Şen'e de öyle bir paragraf ayırmışlar ki Aziz Yıldırım'ın buradan çıkaracağı çok şey var.1 Şubat 2009 Pazar
Beşiktaş: 1 - 0 :Antalyaspor
Bugün maç öncesi arkadaşları beklerken şu Kartal Yuvası'na uğrayayım dedim. Çok kötü ürünlerimiz var. Fotoğraflarını çekmeden duramadım. Hatta orada çalışanlara da sordum "Bu ürünleri alan var mı?" diye. Yorumu sizlere bırakıyorum. Ama bu ürünler içinde biri daha çok dikkatimi çekti. Yağmurlu bir günde görmüştüm seni bestesinin yazımına, yazımında oluşan imla hatalarına lütfen dikkat edin.
olsada?
Bu kemeri üretene takacaksın. Godoş kemeri.

Bu ayakkabıdan kaç tane sattınız açıklayın mesela. Bunu giyeceğime çıplak ayak gezerim daha iyi.










