15 Aralık 2012 Cumartesi

İstemek Yetmiyor Bazen

Maç sonu röportajlarında kaybeden tarafın ağzından sıkça duyduğumuz bir açıklamadır; "Onlar daha çok istediler ve kazandılar". Bu akşam da Beşiktaş için rakibinden daha çok kazanmayı istediği bir maç oldu. Geriden gelerek kazanabileceği bir maçtı ama bir bölümü rakibin üstünlüğüyle geçen bu doksan dakikanın sonucunda puan da alınamayabilirdi. Garip ama Beşiktaş'ın maçları bu sezon neredeyse birbirinin kopyası. Koşuyor, mücadele ediyor, gol buluyor, gol yiyor ve maçı tamamlıyor. Takım Fenerbahçe maçı hariç oynadığı bütün maçları kazanmış olabilirdi. Öyle ki son dakikada yediği veya kaçırdığı goller, puan sıralamasının tepesine konuşlanmasını engelledi. Mücadele ve galibiyeti kovalama isteği, yardımlaşma ve takımdaşlık bilinci Batuhan hariç hepsine işlemiş gibi. Bu da taraftarı memnun ediyor ve üç puan alınamayan maçların sonunda bile o terli formaların içlerindekiler bağırlara basılıyor.

Yarınki derbi maçında kaybedilecek puanların zirvedeki sıralamayı  etkileyeceği haftayı kayıpsız geçmek lazımdı ama olmadı. Çarşamba günü kaybedilen kupa maçının ne takım ne de tribün üzerinde olumsuz bir etki bıraktığı söylenebilir. Aksine senede bir gün izleme şansına sahip Ankaralılar ve armanın peşinden koşanların sahada koşanlara sonuna kadar destek olduğu bir tribün vardı. Takım gibi onlar da çok istediler galibiyet golünü. Soğuğa ve Almeida'nın peşi sıra kaçan gollerine rağmen hedef almadan gönül aldılar maçın sonunda; "Hep böyle oynayın, canımızı verelim!"

İki puan kaybına olan üzüntümüzü bir kenara bırakırsak günün yüzümüzü güldüren ayrıntıları; kaçan her golde tribündekiler kadar yedek kulübesindekilerin de hop oturup hop kalkması, Olcay'ın golünden sonra oynayan oynamayan oyuncuların kucaklaşması, yine Olcay'ın yürekleri ağızlara getiren sakatlık pozisyonundan ciddi bir şey olmadan sıyırmasıydı.

Şu takıma en kralından olmasa da sadrazamın sol tarafından olmayanından bir golcü alınsın, ikinci devre çok isteyip de kazanamadığımız maçları da alır yolumuza devam ederiz.

1 yorum:

The Eagle Abroad dedi ki...

sezon oncesi kimse bu kadarini beklemezken, berabere kalinan maclardan en az dordunu kazansaydik acik ara liderlik ile ilk yariyi kapamis olurduk. Amma ve lakin onu yapacak takimda tepeden tirnaga bazi seylerin cuk yolunda gitmesi ve her faktorun yaninda olmasi gerekiyordu, olmadi. Yinede sahada ortaya konan mucadele tatminkar ve bu sene bu takim 5. de olsa kimse mutsuz olmayacak. Bu devre arasi yapilacka transferler aslinda onumuzdeki senenin sablonu nuda belirleyecektir. Cunku yapilacak dogru transferler, onumuzdeki seni bu takimi sampiyonluga oynatir. Zaten bu sekilde mucadele eden her takim, kadrosunda is bitirici 3 tane oyuncuya sahip olunca sampiyonluga oynar. Bizimde eksigimiz bu zaten. Bir leblebi golcu, bir uretken, pasor ortasaha ve iki bek... Gerisi kendiliginden gelir diye umuyorum...