19 Aralık 2010 Pazar
17 Aralık 2010 Cuma
Muhtemel Rakiplerle Aramızdaki Maçlar
Muhtemel rakiplerle daha önceki maçlarımızın sonuçları:
Spartak Moskova (Rusya)
Braga (Portekiz)
Ajax (Hollanda)2-0, 2-0, 2-1, 4-0
Twente (Hollanda)
Manchester City (İngiltere)
Bayer Leverkusen (Almanya)2-1
Sporting Lizbon (Portekiz)
Villareal (İspanya) 2-2
Dinamo Kiev (Ukrayna) 5-0, 2-0, 1-3, 0-0
CSKA Moskova (Rusya) 2-1, 2-1
Zenit (Rusya) 1-1
Stuttgart (Almanya)
PSV Eindhoven (Hollanda) 2-1, 1-1
Paris S.G. (Fransa) 2-1, 1-3
Liverpool (İngiltere) 8-0, 1-2
Spartak Moskova (Rusya)
Braga (Portekiz)
Ajax (Hollanda)2-0, 2-0, 2-1, 4-0
Twente (Hollanda)
Manchester City (İngiltere)
Bayer Leverkusen (Almanya)2-1
Sporting Lizbon (Portekiz)
Villareal (İspanya) 2-2
Dinamo Kiev (Ukrayna) 5-0, 2-0, 1-3, 0-0
CSKA Moskova (Rusya) 2-1, 2-1
Zenit (Rusya) 1-1
Stuttgart (Almanya)
PSV Eindhoven (Hollanda) 2-1, 1-1
Paris S.G. (Fransa) 2-1, 1-3
Liverpool (İngiltere) 8-0, 1-2
15 Aralık 2010 Çarşamba
Don Kişot ya da Metin Kurt
Metin Kurt ile tanışma fırsatı bulmuştum. Bunu daha önce burada yazmış olabilirim ama yeri ve zamanı gelmişken tekrar yazma hakkını kendimde görüyorum. Haliç'in kıyısında amatör takımını çalıştırırken sohbete başlamadan önce sigarasını uzatan ve kırık dökük bir bankın üstünde adamı ipe götürecek kadar gaz veren, aklı başında, okumuş, okudukça mütevazılığı artmış, kibirsiz, adam...
Bugün kendisi bir hayalini gerçekleştirdi.Türkiye Devrimci Spor Emekçileri Sendikası'nı kurdu. Başına geçti. Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde basın toplantısı yaptı. "Sporcular Birleşin" dedi. Seslendiği kitle içerisinde şöhretli topçuları şimdiden kaybetti, muhafazakar görüşe yakın, sağ görüşlü futbolcuları da kaybetti. Bunlar tamamen benim düşüncelerim tabii ama ülkenin genel yapısına bakıp bir de Metin Kurt'un seslendiği insan topluluğunun kalitesini düşününce pek de haksız sayılmam.
Tabii bu da bir adımdır. Kurdurulmayan, yaptırılmayan, asalak PFD'ye pekala rakip olabilecek bir alternatif olmak bile haneye yazılmış kocaman bir puandır.
Peki futbolcularımızın yaşadıkları dünya Don Kişotluğu kaldırır mı? Başkana kafa tutmaya maçası yer mi? Ben arkadaşlarımla güçlüyüm deme aklını gösterebilir mi?
Don Kişot, hepimizin az çok bildiği, basit hikayesi anlayana bir o kadar dokunduran haksızlığa başkaldıran, hep hayalleri peşinde koşandır. Kibirin düşmanıdır. Don Kişot, kolpadan(!) kahramandır. Geniş çoğunluk tarafından ilgi görmez. Dışarıdan bakınca onun dünyasına girilmese daha iyidir!!! Yaptıkları, cesareti ötekiler için sadece komedidir.
Bugün Fanatik, Fotomaç, Fotospor, Fotogol ve Haber Türk'ün spor sayfalarında Metin Kurt'un basın toplantısı yapacağından bahsedilmedi bile. Cumhuriyet ve Radikal'den ufak bilgilerle ulaşabilirsiniz kendisine. Yani spor camiasında Metin Kurt yalnızdır. Alışılmış bütün sahteliklere savaş açtığı için böyledir, beklenen de budur.
Sporcular, antrenörler, idareciler, masörler Don Kişot'un yanında yer alır mı? Bu ülkede kaldı mı böyle adamlar?
Bugün kendisi bir hayalini gerçekleştirdi.Türkiye Devrimci Spor Emekçileri Sendikası'nı kurdu. Başına geçti. Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde basın toplantısı yaptı. "Sporcular Birleşin" dedi. Seslendiği kitle içerisinde şöhretli topçuları şimdiden kaybetti, muhafazakar görüşe yakın, sağ görüşlü futbolcuları da kaybetti. Bunlar tamamen benim düşüncelerim tabii ama ülkenin genel yapısına bakıp bir de Metin Kurt'un seslendiği insan topluluğunun kalitesini düşününce pek de haksız sayılmam.
Tabii bu da bir adımdır. Kurdurulmayan, yaptırılmayan, asalak PFD'ye pekala rakip olabilecek bir alternatif olmak bile haneye yazılmış kocaman bir puandır.
Peki futbolcularımızın yaşadıkları dünya Don Kişotluğu kaldırır mı? Başkana kafa tutmaya maçası yer mi? Ben arkadaşlarımla güçlüyüm deme aklını gösterebilir mi?
Don Kişot, hepimizin az çok bildiği, basit hikayesi anlayana bir o kadar dokunduran haksızlığa başkaldıran, hep hayalleri peşinde koşandır. Kibirin düşmanıdır. Don Kişot, kolpadan(!) kahramandır. Geniş çoğunluk tarafından ilgi görmez. Dışarıdan bakınca onun dünyasına girilmese daha iyidir!!! Yaptıkları, cesareti ötekiler için sadece komedidir.
Bugün Fanatik, Fotomaç, Fotospor, Fotogol ve Haber Türk'ün spor sayfalarında Metin Kurt'un basın toplantısı yapacağından bahsedilmedi bile. Cumhuriyet ve Radikal'den ufak bilgilerle ulaşabilirsiniz kendisine. Yani spor camiasında Metin Kurt yalnızdır. Alışılmış bütün sahteliklere savaş açtığı için böyledir, beklenen de budur.
Sporcular, antrenörler, idareciler, masörler Don Kişot'un yanında yer alır mı? Bu ülkede kaldı mı böyle adamlar?
Rehavete Kapılma Saldır Beşiktaş
Bir Avrupa Kupası'nda formalite maçı oynamak (olumlu anlamda) oldukça enteresan. Katılıp da bir türlü çıkamadığımız UEFA gruplarından son maça kalmadan çıkmayı garantilemiş olmak bence başarıdır. Her ne kadar bu başarının yansımasını kendi ligimizde gösterememiş olsak da 2011 için ümitlerimiz yeşilliğini koruyor.Bugün maç 22:05'de. Evde maçı beklesem uykum gelir o saate kadar. Mesai bitimi semte inip illa ki demleneceğiz. Maçın heyecanı olmasa da bu sene son kez Beşiktaş'ı izleyecek olmanın heyecanı olacak içimizde. Sonuçta bir hazırlık maçı değil, ucunda UEFA'dan ödenecek olan puan başı para da var. Devre arasında yapılacak transferler düşünüldüğünde kazanılacak her kuruşun önemi var. Geçen seneki CL mücadelemizde iddiamız kalmadığında "UEFA'yı s... et saldır Beşiktaş" diye bağırıyorduk son maçta. Bugün rakibimiz Rapid Wien o modda olcak. Bizim beklentimiz ise takımımızın rehavete kapılmadan güzel bir oyunla İnönü'de senenin son maçını izletmesi.
13 Aralık 2010 Pazartesi
11 Aralık 2010 Cumartesi
10 Aralık 2010 Cuma
Ayakta Alkışlarım (7)
Muhteşem bir yazı. Geç de olsa okudum, es geçmemek lazım. Böyle örnek tribünler de var. Hem de yanı başımızda!
Güzel başladı bayram. Bal-kes maçındaki atmosfer, coşku başka bir yerde yaşanamayacak türdendi. rakibin kim olduğu, ne müsabakası olduğu, kaçıncı lig olduğunun önemi yoktu.
Yeşil Siyah renkli formaları giyen çocukların çoğunun ismini, tribünlerdeki büyük çoğunluk bilmiyordu. Çarşıda gezerken görebileceğiniz adamlardı çoğu. bayram öncesi validen bin lira harçlık almak bile mutlu edebiliyordu onları. çünkü düne kadar sahipsizdiler. tribün dışında kimse sahip çıkmıyor, telefon şarjlarını bile tesislere yakın büfeden yapıyorlar, fırından borç ekmek alıyorlardı belki. antrenmana gelirken bindikleri dolmuşun parasını Cem Sinan abilerinden utana sıkılı istemişti belki. Ancak çok sevdikleri futbola ve yıllardır alt kategorilerden itibaren sırtlarında taşıdıkları formayı A takımda giymişlerdi. bir çoğunun rüyasıydı belki bu. Serdar Topraktepe'yle oynuyorlardı işte. Belki çok büyük değildi hayalleri, beki bu yüzden mutluydular.
Bu kadar özverili, bu kadar arkadaşça bir takım; hani mahalle maçları yapardın herkes senin mahallenden olurdu, mahallenin abisi takımı kurardı işte öyle bir takımız. Büyük Abimiz bu klübün en efsane futbolcularından biri olarak tarihte yer alacak Serdar TOPRAKTEPE!!
Balıkesir maçının sonunda çok eğlendik. Aydın apaçi dansı yaptı. Serdar o kadar yorulmuştuki sevinirken bile zor zıplıyor. gençleri saha içinde yönlendirip oyunu yönlendiriyor onu hepimiz biliyoruz. maç sonunda maratonun önünde toplanan takım arkadaşlarına, kardeşlerine kale arkayı ve numaralyı işaret etti. Sonra tüm takım, tribünleri dolaştı. Her galibiyet sonrası şampiyonlar ligini almış gibi seviniyoruz. Çünkü biliyoruz ne zorluklarla ne büyük özverilerle oynuyorlar. arada tribünde dayanamayıp bağırsamda kızamıyorum hiçbirine.
bayram iyi başladı dedik ya illa ki bi gudubetlik olacak özel hayatta. oldu da. neyseki bugün maç var oradan yırtabiliriz belki yıkıntıyı atlatabiliriz. yenmek önemli değil, o formayı hak eden adamların giymesi olay.
http://japonkale.blogspot.com/2010/11/izmit-cocugu.html
Yeşil Siyah renkli formaları giyen çocukların çoğunun ismini, tribünlerdeki büyük çoğunluk bilmiyordu. Çarşıda gezerken görebileceğiniz adamlardı çoğu. bayram öncesi validen bin lira harçlık almak bile mutlu edebiliyordu onları. çünkü düne kadar sahipsizdiler. tribün dışında kimse sahip çıkmıyor, telefon şarjlarını bile tesislere yakın büfeden yapıyorlar, fırından borç ekmek alıyorlardı belki. antrenmana gelirken bindikleri dolmuşun parasını Cem Sinan abilerinden utana sıkılı istemişti belki. Ancak çok sevdikleri futbola ve yıllardır alt kategorilerden itibaren sırtlarında taşıdıkları formayı A takımda giymişlerdi. bir çoğunun rüyasıydı belki bu. Serdar Topraktepe'yle oynuyorlardı işte. Belki çok büyük değildi hayalleri, beki bu yüzden mutluydular.
Bu kadar özverili, bu kadar arkadaşça bir takım; hani mahalle maçları yapardın herkes senin mahallenden olurdu, mahallenin abisi takımı kurardı işte öyle bir takımız. Büyük Abimiz bu klübün en efsane futbolcularından biri olarak tarihte yer alacak Serdar TOPRAKTEPE!!
Balıkesir maçının sonunda çok eğlendik. Aydın apaçi dansı yaptı. Serdar o kadar yorulmuştuki sevinirken bile zor zıplıyor. gençleri saha içinde yönlendirip oyunu yönlendiriyor onu hepimiz biliyoruz. maç sonunda maratonun önünde toplanan takım arkadaşlarına, kardeşlerine kale arkayı ve numaralyı işaret etti. Sonra tüm takım, tribünleri dolaştı. Her galibiyet sonrası şampiyonlar ligini almış gibi seviniyoruz. Çünkü biliyoruz ne zorluklarla ne büyük özverilerle oynuyorlar. arada tribünde dayanamayıp bağırsamda kızamıyorum hiçbirine.bayram iyi başladı dedik ya illa ki bi gudubetlik olacak özel hayatta. oldu da. neyseki bugün maç var oradan yırtabiliriz belki yıkıntıyı atlatabiliriz. yenmek önemli değil, o formayı hak eden adamların giymesi olay.
http://japonkale.blogspot.com/2010/11/izmit-cocugu.html
9 Aralık 2010 Perşembe
2.71'lik Kafayı Nasıl Yakalarız Çizelgesi
Guti ile ilgili haberlerde 2.71 promil gibi bir oran çıkınca ulan ne içse bu kadar promil çıkar diye düşünürken ve sağa sola bakarken yukarıdaki promil hesaplama çizelgesi ile karşılaştım.Guti ne içmiş olabilir ki?
Ne içtiğinin önemi yok aslında, yukarıdaki tablodan nasıl bir kafaya ulaştığını pekala görebiliriz. Daha da önemlisi 2.71'in doğru olup olmadığının takdirini de size bırakıyorum.
BİRA
10 (Arjantin ya da balon 50'lik bardakta farketmez:) birayı 1 saatte içerse 2.71'lik ortalamayı yakalıyor. Yani basınımıza göre Guti'nin kafası 10 bardak birayı 1 saatte götüren dayı modundaymış.
ŞAMPANYA-KÖPÜKLÜ ŞARAP1 saatte 19 kadeh şampanya içerse ortalaması 2.71'e ulaşıyor.
KIRMIZI ŞARAP
1 saatte 16 kadeh kırmızı şarap içip yola çıkarsa ortalaması 2.71'e ulaşıyor.
RAKI-VİSKİ-KONYAK-TEKİLA
1 saatte 8 duble rakı içip direksiyonun başına geçerse 2.71'e ulaşıyor.
Guti bu kadar içmiş olabilir mi?
8 Aralık 2010 Çarşamba
6 Aralık 2010 Pazartesi
Kilit Kelimelerin Anlattıkları
"Olaylar çıkmış", "Gebze'de ölü varmış", "2 kişi ölmüş", "tüm yollar kapatılmış", "Medya ölüleri bilerek açıklamıyormuş", "Büyük olaylar çıkmış", "Ben gördüm gözümün önünde bıçakladıklar" vs vs...Bire bin katar bizim milletimiz, böyle atraksiyonları sever onu biliriz de son zamanlarda böyle durumlardan zevk alındığını da gözlemliyoruz, ne kadar hak verirsiniz bilmem. Stadyumda rastladığım bir arkadaşıma "Abi bıçaklama olmuş, ölüler varmış" diyorum, "Bursalı mı ölmüş Beşiktaşlı mı?" diye soruyor. Akşam eve giderken başka bir arkadaşım arıyor, "Oğlum 3 Bursalı 1 Beşiktaşlı yaralanmış" diyor. Olaylar skandal, üzücü, kınanmalı gibi sunuluyor ama içimizde hayvansı birşeylerin olduğu da açık. Akşam gollerden çok olaylar merak ediliyor. Benim de kanıma bulaşmış. Holosko'nun golünü izlemedim ama tüm olayları en az 5 kez seyrettim.
Basın da öyle. Onların da bizden farkı yok. 4 taraftar bıçaklandı demek yerine 3 Bursasporlu 1 Beşiktaşlı yaralandı demeyi seçiyor. Aslına bakarsanız bıçaklamaları bir maç sonucu gibi vermekten geri kalmıyor.
Bunları düşünürken Kanal Türk'ü açıyorum. Hiçbir yerde olmayan görüntüleri yayınlayacaklarmış. Bekliyorum. Kafasına şişe gelen Beşiktaş taraftarının evine gidiyorlar. Kafasına şişe yiyen ablamız televizyona çıkmanın heyecanıyla başlıyor konuşmaya. Konuşmasa daha iyi. Beni şimdi kim alır diyor. Garip...
Sonra bıçaklanan taraftarları gösteriyorlar. Yerde yatan iki taraftar biri belli ki Bursasporlu, diğerinin hangi takım taraftarı olduğunu bilmeye imkan yok ama basın 3 Bursasporlular diye tutturduğuna göre doğrudur diyorum. Ben burada bunları yazınca ne iğrenç adamsın diye düşünenlere sadece ayna tutmak istiyorum. Aslında izlediklerimiz ve bize anlatılanlar bunlar.
Son olarak su testisinin su yolunda kırılacağına ben de fazlasıyla inananlardanım. Yaralananlar, yaralanacaklarını bile bile girmişlerdir olaylara, tehlikeli sularda gezmenin bedelini ödemişlerdir. Ben ne zaman, nerede nasıl bir durum olacağını kestirebiliyorum. Ben süper zeka falan değilim. Birşeylerin olacağını böyle kalabalıklar içinde çok kolay tahmin edebilirsiniz. Bir yerde durmanız gerekir, oradan uzaklaşmanız gerekir. İlk taş yere düştüğünde, ilk bira şişesi yanı başınızda patladığında sen hala oradaysan ertesi gün gazetede, aynı akşam canlı yayında olman kaçınılmazdır. Evet yaşananlar hayvanlıktır ve hepimiz bu hayvanlığı seviyoruz.
İbrahim... Deli İbrahim
- İbrahim... Deli İbrahim. Sen doğmadan geldim Beşiktaş'a çocuk. Bu kırmızlı ağabeyin senin kadarken top oynuyordum ben. Sen de büyüyeceksin. İçinde kaybolduğun o tişört gün gelecek üzerine olmayacak ama bu forma hala benim üzerimde olacak. "Bir zamanlar elinden tutup sahaya çıktığım..." diye anlatacaksın. Bu stat böyle kalmayacak belki, bu ağabeylerinden bazıları da burada olmayacak ama ben yine burada olacağım. Sen de tribünden izleyeceksin beni. Kızacaksın bana, beğenmeyeceksin. Kimler kimler gelip geçecek de ben geçip gitmeyeceğim bir türlü. Böyle topu ayağıma aldığımda bir başlayacağım koşmaya, ne yapacağım belli olmayacak. Elimden kolumdan çekerek durdurabilecekler ancak. Maç bitecek benim enerjim bitmeyecek, herkesten çok koşacağım. Belki hala orta yapamayacağım ama çalışacağım usanmadan. Sen de alışacaksın bana. "Kızıyorum ama seviyorum lan bu adamı" diyeceksin.... Tamam lan tamam dur ağlama. Alooo velisi nerde bunun?
3 Aralık 2010 Cuma
Kim Attı Lan Golü?

Tarih 14.11.1992... Beşiktaş Bursaspor karşısında uzun süre 1-0 mağlup götürdüğü karşılaşmanın 69. dakikasında Sergen'in ayağından bulduğu golle beraberliği yakaladıktan sonra daha da baskılı oynamaya başlar ve maçta dakikalar 78'i gösterdiğinde Beşiktaş'ın galibiyet golü gelir. Gol gelir gelmesine de maçı radyodan anlatan efsane TRT spikeri Akın Göksu golü kimin attığına bir türlü karar veremez. Mehmet ve Metin arasında gidip gelirken düştüğü durum ve emin olamayışından dolayı kurduğu cümleler tam komedi...
Buyurun aşağıdaki videoyla o anlara gidelim hep beraber;
Sofya
Sofya deplasmanındayız. İstanbul'dan ve Trakya'dan ilgi had safhada. Ama bir gerçek var. Kimse Beşiktaş'ın maçı için gelmemiş. Beşiktaş maçı bahane olmuş. Maç bitiminde tribünlerde maçtan sonra disko, otelde kumar var, belinize kuvvet, haydi çocuklar bestesiyle daha maç bitmeden stadyumdan çıkmanın hesapları yapılıyordu.Maçta yine çok uzak tribünlerden sahada Guti'nin varlığının büyük bir fark yarattığını peşin peşin söyleyebilirim.
Bu blogda çoğu kez bahsettiğimiz Paok taraftarından sonra 90 dakika susmayan CSKA taraftarının aynı etkiyi yaratmadığını söylerken, Balkanların futbol ve tribün konusunda rahatsız olmaları nedeniyle yapılabilecek bir araştırmanın gönüllülerinden biri olacağımın altına şimdiden imza atabilirim.
Öyle organize bir tribün vardı bugün CSKA'da. Sürekli bağırdılar ve ben çok uzaklardan bağırmayan seçmeye çalıştım ama gerçekten bulamadım. Paok'un Türkçe küfürlerinden sonra Türk takımlarına Türkçe küfür etmek konusuna bir çivi de CSKA çaktı. Tribünde ise her zaman ki gibi aynı terane: Zamanında nasıl .iktiysek artık.
Bu arada bizim tribünün sesinin çıkmadığının da altını çizmek lazım. Sebep ise basit yurtdışı deplasmanında beste bilmeyen gurbetçiler.
Allahtan imdadımıza Hakan Altun yetişiyor. Tribünde Hakan Altun'u yakalayan gözler sete çıkıp Amigoluk yapmasını besteliyor. O da kırmıyor tribünleri.
Bu arada maçın bitimiyle beraber tribüne takım çağırılıyor ve yurtdışında olmanın belki de demir perde ülkesinde olmanın rahatlığıyla Che sahneye çıkıyor.
1 Aralık 2010 Çarşamba
"Unutan İyileşir"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















































































