12 Aralık 2009 Cumartesi
Bana Göre
G.Birligi-G.Antep: 1
Diyarbakırspor-Kasımpaşa: 10
Sivasspor-Eskişehirspor: 02
İstanbul BB-Kayserispor: 02
Denizlispor-Trabzonspor: 2
Manisaspor-Beşiktaş: 2
Badem Kupon
Manisaspor-Beşiktaş: 2 (1.50)
Valencia-R.Madrid: üst (1.45)
Bolton-M.City: 2 (1.60)
Bochum-B.Münih: 2 (1.25)
Toplam Oran: 3.50
Mühendis Oktay Ölmedi
.
Hayat bir garip, hep köşeye sıkıştırıyor insanı. Kimi zaman o köşede için içine sığmaz, kimi zaman içine kapanıp sinersin. Yine de illa ki köşelerdedir bazen yerimiz. Sıkıştığımızdan değil her zaman, orada beraber olmak isteyişimizden. Yolumuz yokuş yukarı, hava soğuk. Önemi olmayan ayrıntılar bunlar. Kolkola yürürken hissedilen sadece içimizdeki sıcaklık. Yağmur hatta fırtına ihtimaline karşın uyarılar var. Bunlar da çevirmiyor bizi yolumuzdan. O yokuşu çıkarken biz kopartıyoruz zaten fırtınayı. Yağmur gözlerimizden düşerse gönlümüzü ıslatır ancak. Her hafta sonu herkesten farklı koşuşturmacalar, anlaşılamayan heyecanlar var bizim için. Hepi topu dakikalara sığdırılan bir şey değil bu. Yıllar boyunca içimize işlemiş bir tutku. Hayatın bizi sıkıştırdığı köşeden kaçabildiğimiz zamanlarda sığındığımız, rengarenk yalanlarından kurtulup sadece siyah-beyazı yaşadığımız bir rüya..
11 Aralık 2009 Cuma
Altyapıların Hali

Altyapıların hali içler acısı. Ailelerin çocuklarına olan tutumu inanılır gibi değilmiş. Öncelikle çocuklara futbolun bir oyun olduğu öğretilmeliymiş. "Bu çocuk futbolcu olacak bizim hayatımızı kurtaracak" gözüyle bakılmamalıysa da maalesef çocuklar "tek umut" konumuna getirilmiş. Her antrenman ve maç sonrasında evde saatlerce maçın kritiği yapılıyormuş. Çocuk hayatının her anında sadece tek bir hedefe kanalize oluyormuş. Baba ya da anne maaşının yarısını verip çocuğuna krampon alıyormuş. Altyapılarda çalışan hocalar çocukları üzmekten çok anne babanın hışmına uğramaktan korkar olmuş.
Batu Hani Nerde, Delgado Deva Mı Derde?
Orta sahada koşan, basan kovalayan Almanların arasında gözlerimizin pasını, skor tabelasındaki sıfırı sildirecek birine ihtiyacımız devam ediyor. Yusuf, Doğa'ya attığı bacak aralarının ekmeğini yiyor hala, bu sene yok ortada. Tabata desen bir türlü, demesen 8 milyon. Delgado geliyor pek yakında. Elleri belinde, ısınıyor antremanlarda.
10 Aralık 2009 Perşembe
"Beş Abi Beş"
FIFA kriterleri çerçevesinde çalışmalarını sürdüren Türkiye Futbol Federasyonu, işe ilk olarak stadyumdaki seyircilerin profilini değiştirmeye başlamakla hazırlanıyor. Federasyon yetkilileri özellikle maç öncelerinde kamera gördüklerinde, "5 işareti" yapan taraftarların futbolun ruhunu zedelediklerini belirterek, yeni alınan kararla beraber bundan böyle stat çevresine onlarca kamera yerleştirip, kamerayı görünce refleks olarak "5 işareti" yapan taraftarların stadyumlara alınmayacaklarını ifade ettiler. Tribündeki kalitenin artırılması için her türlü önlemi almaya hazır olduklarının üzerinde duran yetkililer, gerekirse gezici ekiplerin de kurulabileceğinin müjdesini verdiler.Tabi ki bir espri. Bu ve benzeri bir çok esprili haber zaytung.com sitesinde göze çarpıyor. Diğer seçme spor başlıkları şöyle;
-Takımdan Ayrı Düz Koşu Yapan Futbolcu Ortadan Kayboldu
-Tekerlekli Sandalye Su Topu Takımı Oyuncuları Ebediyete Uğurlandı
Beni en çok güldüren de ana sayfasındaki ' Türk Dil Kurumu'ndan Şok Açıklama: "Türkçe Acaip Esnek Bi Dil Yaa :)" ' haberi oldu. Burcu Güneş TJK'nın Yeni Yüzü Olma Yolunda' haberiyse komik olmasına karşın biraz ağır kaçmış. Boyalı basının hayatın içinden saçma haberlerini fantazilerlerle süsleyen enteresan bu mizahi siteye göz atmak isteyenlere duyurulur.
Kapatıyoruz
Avrupa defterini evvelsi gün kapattık. İki Manisa ziyaretinin arasında İnönü'de Bursa'yı ağırladıktan sonra ligin ilk yarısıyla beraber bu seneyi de kapatmış olacağız. Bu sene içinde bir çok şey kapandı Türkiye'de. Kapansın istediğimiz başka başka şeyler varken bazen istemediklerimiz de kapandı gitti. Kimi zaman da gözlerini kapattı kimileri kapanmayan yaralarımızı görmemek için.Hafta sonu Kadıköy'de gezerken kriz dolayısıyla dükkanını kapatmak zorunda kalan bir vatandaşın astığı pankart dikkatimi çekti, hemen fotoğrafladım. Hem mütevazi bir protestoyla serzeniş, hem de mallarını satabilmek için halka sesleniş. Biz de kaç senedir bir sezonu kapatıp bir yenisini açarken hep zararına satış yapıyoruz aslında. Gordon'lar, Zapo'lar vs. Önceki postlarda "ooo piti piti" diye sayılsın demişti Sacripante. Demirbaşların yanı sıra birer adım farkla menşeisi değişik zayıf halkalar da var takımda. Bakalım zararına satışta kim vitrine koyulacak, kaça gidecek.
9 Aralık 2009 Çarşamba
İbo Doğru Söyle, Sana Ne Dedi?
Maçın ikinci yarısının ilk dakikalarında Rüştü'nün enteresan bir pozisyonda geçirdiği sakatlık sonrası saha içinde tedavisi yapılıyordu. Oyun epey durdu ve bu süre içerisinde orta sahada yan yana bekleyen İbo ile Krasniç muhabbete başladılar. Tribünde de makaralar dönmeye başlamıştı; "İbo Rus kızları mı soruyor nedir?". Hatta ilerleyen dakikalarda önce "Allah, Allah, Allah, Allah, saldır Beşiktaş. Ümitler tükenmedi saldır Beşiktaş" diye yapılan tezahürat zamanla "UEFA'yı s.. et, saldır Beşiktaş" diye devam ederken maç koptuktan sonra bir grup da "İbo Rusça öğrendi, saldır Beşiktaş" diye söylüyordu. Merak ettik durduk ne konuştu, nasıl konuştu diye. Bugün basın öğrenmiş, hesapta Krasniç CSKA'dan ayrılmak istediğinden ama hocasının izin vermediğinindan bahsetmiş İbo'ya. Gönlünde yatan kulübün Liverpool olduğunu da eklemiş. Bu bilgilere nereden ulaştılar, İbo'yla mı röportaj yaptılar belirsiz. Dediği öğrenildi cinsinden bir haber. Kaynaksız yani. Sormazlar mı adama "Peki İbo sen ne dedin?" diye. "Beni ne Barcelona'lar ne Milan'lar isterdi de orta yapmasını geç öğrendik."
Yurtta 0 Cihanda 4 puan
Şampiyonlar Ligi'nde deplasmanda 4 puan toplayan takımın en azından UEFA'ya gitmiş olması gerekirdi. Çok garip. Evinde sıfır çeken bir takım elenmeyi hak ediyor orası da başka bir gerçek. Maçın başında Tello atsaydı, falan olsaydı diye de kendimizi kandırmaya gerek yok. Futbol sadece rakip kalede bulduğunuz gol pozisyonlarıyla alakalı değil. Maçın her anında aynı isteği gösteremedi takım. Bazı dakikalar umut doldu içimize ama onlarda saman alevi gibi söndü gitti. Mustafa Denizli'nin takım tertibini de yerden yere vurabiliriz. Bir ara İbrahim Kaş, Sivok Ferrari, Ernst, Fink, İbrahim Üzülmez'i saha içinde konumlandırmakta hayli güçlük çektim. İbrahim Toraman orta sahada Ernst ise ileriye dönük oynadı diye çözdüm sonraları ama doğru mu onu da bilemiyorum. 8 Aralık 2009 Salı
Haydi Bastır Sudafed!!!
Maç henüz bitmedi. Ancak Manchester Wolfsburg karşısında 3-1 önde. Beşiktaş ise 1-1 berabere götürüyor. Ancak 2. golü bulması da yetmeyecek.
Bilindiği gibi CSKA'nın iki oyuncusu Aleksei Berezutski ve Sergei Ignashevich'de doping maddesi tespit edildiği için bu maçta tedbirli olarak ceza kuruluna sevk edilerek oynamadılar. Aslında kullandıkları ilaç Sudafed yasaklı bir ilaç değil. Ancak eğer kullanılacaksa UEFA'ya bilgi verilmesi gerekiyor. CSKA bu bildirimi yapmadığı için bu oyuncular ceza kuruluna sevk edildiklerinden oynayamıyorlar.
Burada önemli olan detay; birden fazla oyuncuda aynı ilaç bulunduğu için diğer oyuncuların da test edilmesini gerektiriyor. Eğer yeni testlerde başka oyuncularda da bu ilaca rastlanırsa o zaman CSKA'nın ihracı gündeme gelecek. (Bu arada CSKA 95. dakikada 2. golü buldu ve maç 2-1 bitti). Maalesef ki Beşiktaş'ın Avrupa mücadelesine devam edebilmesinin tek yolu CSKA'nın ihraç edilmesi.
Ancak durumun çok da yüksek bir olasılık olmadığını belirtmek lazım. Alınan ilacın başka oyuncularda çıkmaması durumunda direk doping maddesi sayılmaması nedeniyle ihraç ihtimali kalmayacak. Beşiktaş'ın puan silinmesi için başvuru yapacağı yazılıyordu bazı kaynaklarda. Ancak bu da yeterli olmayacaktır. Çünkü Sadece Manchester maçındaki puan silinecek kabul edilse bile. O maç da 3-3 bittiği için ilinecek puan sadece 1 puan olacak. Bu da ancak Wolfsburg'u CL'de bir üst tura taşıyıp onları sevindirecek. CSKA'da Avrupa Ligi'nden devam edecek.
Bu durumda şimdi yapılması gereken CSKA'da başka oyuncularda da aynı ilaca rastlanması ve UEFA'nın da bu durumu bir ihraç sebebi olarak görmesi için dua etmek.
09.12.2009 tarihli güncelleme: UEFA tarafından bugün bir açıklama yapılmış. Bu açıklamada sorunun cevabı net olarak verilmiş. UEFA, 2 oyuncunun aldığı maddenin doping maddesi sayılmadığı, bu sebeple ihraç olma ihtimali olmadığı ve sadece bu iki oyuncunun ceza alacağını açıklamış. Yani artık Beşiktaş'ın Avrupa'ya vedası tamamen tescillenmiş oldu. :-(
Euro Futsal 2010
Katılan ülkeler aşağıda;

Bu da 30 Ocak'ta finalin oynanacağı salon, Debrecen'deymiş..

7 Aralık 2009 Pazartesi
"Futbol Bilgisinden İyiden İyiye Şüphe Etmeye Başladığım Rijkaard"
Bunlar da aldığı ödüller:
Dutch Footballer of the Year: 1985, 1987
Serie A: Best foreign player 1992
UEFA Manager of the Year: 2005-06
Onze d'Or Coach of the Year: 2006
Don Balón Award Coach of the Year in La Liga: 2005, 2006
Beatles - MFÖ
Aslında şimdi aklıma geldi de en güzel benzetme de Fener için Türkiye Kupası grupları kura çekiminden sonra olurmuş; Yeni Türkü'den geliyor "İstersen Hiç Başlamasın"...
6 Aralık 2009 Pazar
"Düzgün" Bir Adam Portresi

5 Aralık 2009 Cumartesi
İzleyemedik A.Q
4 Aralık 2009 Cuma
Ha Bu Diyar
Peşinde büyük bir kalabalık sürüklese de taraftarı olmayan takımlardan biridir Diyarbakırspor. En son İnönü Stadı'nda iki sene önce Süper Lige yükselme play-off maçında izlediğim takımdan sanırım kimse kalmamış kadroda. O gün üç katlı kale arkasını dolduran Diyarbakırlıların da takımlarına ne kadar destek verdiği tartışılır. Bu şehrin bir futbol şehri olmadığına inanmama rağmen her şehirde futbol aşıklarının olduğuna da inancım tam. Dün taraftar sitelerine şöyle bir göz atınca Grup Birlik adında bir oluşumun varlığından da haberim olmuş oldu. Kaç kişiler, bu maça gelirler mi, gelirlerse elde çekirdek kafada yeşil-kırmızı bir şerit ile maçı izlemek yerine eski açıktan 'biz buradayız' diye haykırırlar mı merak ediyorum.
Son haftalarda futbol dışı olaylarla gündeme gelen Diyarbakırspor bundan hep şikayetçi. Elbette o şehre gelip de top koşturanların veya takımı çalıştıranların bu politik durumda payları yok. Takıma değil, taraftarına karşı da yapılmış olsa, bu sözlü saldırıların haklılık payı olamaz diyorlar ama bu duruma en güzel açıklamayı Eskişehir'li Mustafa Akgören (1965'liler Derneği Başkanı), TRT'deki Tayfun Talipoğlu'nun sunduğu Nasılsınız programında yapmıştı. Play off maçının başında, İstiklal Marşı'nın hemen ardından atılan 'Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez' ve 'Kahrolsun PKK' sloganlarına ıslıkla karşılık vermeleri kabul edilebilir değildi ve "Biraz da suçu kendilerinde arasınlar" demişti 'Diyarbakırlı kardeşlerimiz' diye hitap ederek.
Bu akşamki maçta sahaya çıkmayacaklar belki ama Diyarbakırspor'un kadrosunda eski Beşiktaşlı iki futbolcu bulunuyor. Biri hemen herkesin aklına ilk anda o malum ıskasıyla birlikte gelen Fevzi, diğeri de sessiz sedasız bu takıma gelip giden Tolga. Uzun uzun yazıp da yaralarımızı deşmeye gerek yok, o ıska Fevzi'nin hayatında bir çok şeyi değiştirdi. Benim aklıma bir de İlhan Mansız'ın, Denizli'de yediği çok kötü bir gol sonrası moral olarak çöken Fevzi'ye yaptığı jest gelir. Attığı gol sonrası formasını çıkartarak içine giydiği Fevzi'nin kaleci kazağıyla koşturmuştu. (Son dakikada bir gol daha yiyip maçı kazanamamıştık gerçi). Tolga da hasbel kader 100. yıl kadrosunda kendine yer bulup şampiyonluk sevinci tadan biri olmasına rağmen tribüne çağırılması bile aklımda kalmamış. İkisi de bizden gittikten sonra diyar diyar gezdiler ve bu sene Diyarbakır'da buluştular.
Not: Taraftar resimleri diyarbakirspor.org sitesinden alınmıştır.
3 Aralık 2009 Perşembe
O Piti Piti Karamela Sepeti

Fani Tommy Madida

2 Aralık 2009 Çarşamba
Animal Hooligans
Eskişehir-Fenerbahçe Maçına İthafen
1 Aralık 2009 Salı
Siyah&Beyaz Tribünler (4)
Deplasman tribününe sokulabilir mi acaba bunlar?
Dördüncü Büyükte Dördüncü Kez
Şenol Güneş'in yeri ayrıdır benim için. Hayatımda gittiğim ilk maç Kadıköy Fenerbahçe Stadı'nın numaralısından ve babamla Trabzonluların arasından izlediğim onun jübile maçıydı. Onuncu dakikada kale ağlarını öpüşü ve omuzlara alınışından sonra helikopterle sahayı terkedişi beni çok etkilemişti. İşin ilginci bu maçın Beşiktaş'la olması ama ne hikmetse Kadıköy'de oynanmasıydı. 4-1 Beşiktaş'ın üstünlüğüyle bittiğini hatırlamama rağmen goller kalmamış aklımda ama gördüğü kırmızı kart sonucu sahayı terkeden Sinan Engin'e yapılan "Ayı Sinan" tezahüratları kulaklarımda hala.Bin küsür dakika ile en uzun süre gol yememe rekorunu elinde bulunduran Şenol Güneş dördüncü kez, gönlünü verdiği takımın başında hoca olarak göreve başlıyor bugün. Trabzonspor'u seksenli yıllardan sonra şampiyonluğa en çok yaklaştıran, kılıksız (!) olmasına karşın Avrupalı olmayan ülkelerin milli takımlarını yenerek (!) A Milli Takım'ımızla Dünya 3.'lüğü kazanan Şenol Hoca'nın bu defa çok daha uzun süre takımının başında yer almasını ve başarılı olmasını diliyorum. Tabi Türkiye'de başarı eşittir şampiyonluksa, olabilir mi bilmiyorum.
Kabul Ediyorum:)




Bursaspor stadının üstünü kapatıyormuş. 7 milyon dolar bütçe ayırıyormuş. 

