8 Eylül 2010 Çarşamba

Futbolcunun Çekim Gücü

Evet Hayır yarışması başlayalı beri spordan çok gazetelerin siyaset sayfasına takılıp kalıyorum. Belki de bu yüzdendir bloga çok fazla yazı giremiyorum. Hazır yeri ve zamanı gelmişken, hatta üzerinden hatrı sayılır vakit geçmişken Hakan Şükür'ün, Emre Belözoğlu'nun referandum hakkındaki yorumlarını da burada gönül rahatlığı ile değerlendirebiliriz.

Kimine göre anlamlı kimine göre anlamsız bir oylama olan referanduma bu ülkenin yetiştirdiği en iyi futbolculardan ikisinin görüşünün "Evet" minvalinde olduğunu peşin peşin söyleyebiliriz, kendileri de söylediler zaten. Hatta Hakan Şükür hiç çekinmeden AKP'nin mitinglerinde yerini alarak bir propaganda aracı olarak kendini kullandırttı ya da bu büyük "Evet" dalgasının rüzgarına bıraktı kendini. Emre'nin de bir röportajda "Biz örnek insanlarız" kurgusu sonrasında oyunun Evet olacağını söylediğini biliyoruz. Buraya kadar herşey normal. Bence de herkes görüşünü söylemeli.

Bir futbolcunun siyasi düşüncesini ya da ülke gündemi hakkında yorum yapmasını her zaman doğru buluyorum. Yapmayanın da kendine göre bildiği vardır. Ama aslında yapanlar üzerinden diğerlerinin ne düşündüğünü de değerlendirebiliriz. Meydan öylesine müsait ki Evet diyen hiçbir futbolcu ertesi gün olay olmazken, Milli futbolcularımızdan biri hayır dediğinde ortalığın nasıl da birbirine gireceğini birçok gazetenin bu olayı enine boyuna tartışacağını biliyoruz. Bilmiyorum acaba yanlış mı düşünüyorum?

Yıllar önce Kemalettin Şentürk'ün sadece İşçi Partiliyim sözü üzerine kopan kıyamet ve Fenerbahçe'den uzaklaştırılması düşünüldüğünde bugün yaşananlara şaşırmamak elde değil. Ben futbolcu olsaydım Emre ya da Hakan Şükür ayarında olmasaydım kesinlikle siyasi görüşümü açıklamazdım. Öncelikle güçlü olmak lazım görüşünüzü açıklamanız için. Yoksa birçok takımda forma şansı bulmanız hayli zor.

Futbolcuların referandum sürecine hatta sonucuna ne kadar etki edebildiklerini tartışmak da yersiz. Futbolcuların siyasi görüşünü açıklama gereği duymalarının altında yatan neden de bu. Hakan Şükür ve Emre Belözoğlu gibi toplumun genelinde çok olumlu şeyler çağrıştıran insanların görüşlerini bir taraftan yana kullanmaları, "Ben bu insanların örnek aldığı biriyim. Ben çıkayım açıklayayım. Doğru yönlendirmeyi yapayım" demesinin kendi kararı mı, yoksa başkaları tarafından ricayla mı gerçekleştiği konusu hep gizli kalacaktır tabii.

Tabii mikrofunu tutan, orada olan gazetecinin de şunu yapması gerekirdi: "Neden Evet diyorsunuz? Hangi maddeleri önemsiyorsunuz?" Bunları diyemedikleri, olayın üstüne gidemedikleri için de hep böyle yüzeysel, evet ya da hayır diyerek geçiştiriyoruz geleceğimizi.

Eğer söylettirilmiyorsa kendilerini bu medeni cesareti gösterdikleri için tebrik etmek isterim. Söylettiriliyorsa da söylettirenleri tebrik ederim. Çok doğru bir hareket yaptıkları için. Belirli bir kesimin kanaatlerini oluştururken önemli argümanlardan biri olacağı kesin.

1 yorum:

TIKANDI BABA dedi ki...

Ben ne Hakan'ı, ne de Emre'yi severim. Yani burnumdaki tatak kadar bile sevmem hatta o derece. Hakan Şükür'ün siyasi düşüncesini bu memlekette bilmeyen yok. Kendisi Fetullah Hocası'nın talebesi olduğunu her fırsatta dile getirir.

Her ne kadar senin gibi ben de insanların fikirlerini söylemesinden yana olsam da böyle fikir beyanı yerin dibine batsın. Çünkü güçlü tarafta, söz sahibi tarafta olanlar; onların yandaşı olanlar ancak sesini çıkartabiliyor. Şimdi "HAYIR" diyecek olan belki belirttiğin gibi ekmeğinden olacak. Buna kimse sahip çıkmayacak. İşte bu zihniyeti Allah kahretsin. Korku imparatorluğu bu işte. Yoksa bu ikisi istedikleri kadar konuşsun zarar yok.

Şunu da eklemezsem çatlarım. Kendine Emre'yi veya Hakan'ı örnek alacak insan evladı kimdir? Benimle tanışmasını rica ediyorum. Öyle bir model tanımadım hayatımda en azından çeşit yapmış olurum.

Bir de büyük iddiam var! Beşiktaş'ıma çok adam gitti geldi. Forma reklamı takunyacıların. Basketbol takımının adını da sattık zaten. Ama gelen oyunculardan hiçbiri (artık tribünden çekindiklerinden midir nedir) bu tarz bir siyasi görüşün sinyalini vermedi. Tavşan dağa küserse dağın haberi olmaz belki ama ben Emre gibi Hakan gibi bir adamı Beşiktaş'ta gördüğüm gün tribüne gitmeyi bırakırım! O kadar şey oldu vazgeçmedim. Ama bu adamlar gibileri gelirse o gün bırakırım. Bizim duruşumuza yakın insanlar değiller. Bu söylediklerimi lütfen kimse siyaseten almasın. Bizim takımımızda da taraftarımızda da evet oyu kullanacak çok insan var. Benim derdim cemaat kökenli futbolcuların (özellikle ve sadece onlar yapıyor bu işi) fetullahçı dershanelerdeki abi mantığıyla milleti gazlamaları. Bu adamlar da özellikle Hakan Şükür bu karakterdendir. Bu sebepten aman İnönü'den uzak Allah'a yakın olsunlar...