29 Ekim 2010 Cuma

Günü Guti Kurtardı

" Beşiktaş seninle donmaya geldiiiik, Beşiktaaaaşş.." diye bağırarak yürüyordu Dolmabahçe'nin ağaçlı yolundaki bir grup. Hava hakikaten de dondurucuydu ve kapalı tribünde bile alt katta yüzümüze zaman zaman yağmur damlacıkları vuruyordu. Beşiktaş da dondurucudan çıkan oyun kurucusu Yusuf'la çıkmıştı Mersin karşısına. Sahada gençler ve yaşlılar vardı, arasındakiler de kulübede. Maç için ite kaka iki gol bulur, formalite gibi görünen bu maçı da rafa kaldırırız diye düşünüyordum. İlk yirmi dakika sonrasında fikrim değişti ve tribündeki herkes gibi '1-0 olsun bizim olsun' , geç olmadan evimize gidelim zihniyetine büründüm.

İkinci yarı başladığında susmak bilmeyen kalabalık, işin b.kunun çıktığının farkına vararak sahaya bu mesajı ileten tezahüratlarla desteğe devam ederken sanki sahadakilerin maçın uzatmaya gideceğinden haberi yok gibiydi. Nitekim hakemin doksan dakikanın bittiğini gösteren düdüğüyle tribündeki zihniyet "penaltılara kalmasa bari" moduna döndü. Kimse turdan şüpheli değildi de neredeydi bu tur. Rakip on kişi kalmış, golü atmaya niyeti yok. Mersin'den gelen ve şaşırtıcı şekilde kale arkasını dolduran taraftarlarının bile ümidi yok belki de. Zaten o kadar rüzgar ve yağmur yedikler ki; "Ulan gruplara kalır da bir İstanbul takımı ile daha eşleşirsek, bu yol çekilmez. Bitse de gitsek sıcak memleketimize" diye düşündüklerinden bile şüpheliyim.

Sahada ayakta kalan nadir futbolculardan Guti kaleyi bulmayan şutunda (!) kilidi açan isim olarak bu fırtınalı gecenin mutlu sonla bitmesine de ön ayak oldu. Peşi sıra iki gol daha bularak geç ve güç bir şekilde maçı çeviren Beşiktaş gruplara kalmayı başardı. İlk kez İnönü'de ilk on birde çıkan Fatih Tekke golü bulamadan oyundna çıkarken oyuna sonradan dahil olan Holosko Fifa oyunlarındaki gibi gol atma niyetinde olmalıydı ki sürekli topla birlikte kalecinin içinden geçmeye çalıştı durdu. Guti ve Tabata'nın yanında görünce "Sahi bir Yusuf vardı değil mi?" demekten alamadık kendimizi. Son bit not; "Beşiktaş'ın çocuğu Allen Iverson" tezahüratı hem bir hoşgeldin hem de o sıfatın sahibine güle güle mi demekti çözemedim şahsen.

1 yorum:

TIKANDI BABA dedi ki...

Ya arkadaşım bu tribünün şeklinden mi boğazda olmamızdan orada esen rüzgardan mı anlamıyorum ama bu nasıl bir yağış şekli?! Kapalı tribünde olsam ne yazar yağmur yerden yukarı doğru yağıyor ağzıma giriyor. Enseme giriyor, g.tüme kaçıyor. Bu nedir ya!
Maçın 45 dakikası bitti dedim mahvolduk. Bu maç penaltılarda. Hatta beraber izlediğim abi 90 dakika sonunda "ya ben bilgisayarı taksimde işyerinde unuttum nasıl olsa penaltıya kalır ben gidip bilgisayarı alıp geleyim" dedi gitti. Yalnız başıma takıldım kapalıda. Can sıkıntısından dolaştım aşağıda boştu zaten.
Neyse soğuğa alışık bir g.t katmanı var sorun yok..