31 Ağustos 2009 Pazartesi

Samimiyetsiz

"Unutmayın, % 200'e yakın zam istediğiniz futbolu da, genellikle %2 zam önerilen işçi-memur ve benzeri kesim izliyor. O %2 zammı da getirip sizin hesapsız-kitapsız futbol harcamalarınız için mi kullansınlar."
Şansal Büyüka yüzde 200 zamlanan yayın ihalesi için bu sözleri söylemiş. Doğru mu doğru. Ama siz değil miydiniz daha fazla decoder satalım diye, şampiyonlar belirleyen, isteyen... Yayınlarınız da bunu utanmadan dillendiren. Beşiktaş böyle giderse nalları dikeriz demeye getiren. Etikten bahsedene bakar mısınız?
Birde hiç umrunda olmayan, aslında Türkiye'de böyle bir sınıfın dahi olmadığı işçiler-memurlar üzerinden hükümete gönderme yapıyorsun. Nedense hep kuyruğunuza basılınca sahibinizin sesi oluyorsunuz.

Bucaspor Kombinesi ve Maskotu


Bucaspor işi biliyor. Kombine kartı taraftarın kapısına kadar gönderiyor. Kızları da koymuşlar. Zannedersin ki kapıyı açınca elinde kart bu kızları göreceksin. Hani 0 900'lü numaraları aradığında reklamdaki kızlarla konuşacaksın sanarsın ya -ben öyle zannederdim- o misal. İki haftada Kocaeli'ye 4, Çanakkale'ye 3 attılar. Herşey güllük gülistanlık. Bir de maskotlarını çözemedim arkadaş. Arı mıdır, eşek midir?

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Nihat Genç'in Futbol Yazıları


...Taraftar, sert-tekmeci oyuncusunu da, top tekniği yüksek, zarif oyuncusunu da sever. Bu delice hayranlık tasavvufta da aynıdır. Tanrı sevgisi ya güzellik ya da öfke-gazabıyla gerçekleşir. Tüm stadyum kahraman, savaşçı oyuncusunu göklere çıkartır, eskiden Erzurum'da atılan slogandı, "bokunu yiyim", "yar..... yiyim". Maçın doruk noktasında şuursuzlaşma yaşanır. Bilinç bütünüyle kaybolur, bilinç dışı tarih öncesi tarih öncesi dürtüler ortaya çıkar. Şuursuzlaşma anında seyircilerin ve futbolcuların tüm davranışları şempanzeleşir. Futbolcular, taraftarlar çığlıklarla hergün görüştükleri arkadaşlarına tekmeler, küfürler savurur. Taraftar yaka paça birbirine girer, tribünler birbirlerinin üstüne düşer, tel örgüler parçalanır. Aynı mahalleden hatta aynı aile içinden karşı takım taraftarlarıyla gözünü kırpmadan boğaz boğaza çatışmaya girer. Üstelik dünyada nefes aldığı müddetçe ruh varlığı hiçbir zaman allak bullak olmayacak, ben ne yaptım demeyecektir...(Sayfa: 630)


Uzun süredir bu kadar güzel bir tanımın futbola kondurulduğunu okumamıştım. Bu tanımın sahibi Nihat Genç. Ekranlarda Akp'ye oy verenleri böcek sürüsü olarak tanımladıktan sonra -en büyük hatasıydı- al aşağı edildi. Uzun süredir canlı olarak izleyemedim televizyonlarda. Kitaplarından uzun zamandır bitiremediğim Edebiyat Dersleri'nde geçen bir tanım yukarıdaki kısım.

En bombasını sona saklamak isterim. Yorum yapmaya bile gerek yok. Nihat Genç daha sık futbol yazsa keşke.


... Rakip aynı zamanda sapıktır, yavşaktır, puşttur, hakemle işbirliği içindedir, rakip, günahkarlar topluluğu, hainlerdir. Futbol maçı, kale ağlarının dişilik organına, golün şutun erkeklik organına benzetilmesiyle, düzülme-düzme, geçirme-koymanın cinsel heyecanını sembolize edip taşıdığıdır, bu yüzden hayatta erkeklere iktidarı verendir... (Sayfa: 634)

Ali Sami Yen'e Giderken


Şu yukarıdaki görüntüler bile yetti bana. Atmosfer muhteşemdi. Tek kötü olan golün bir türlü gelmemesiydi. Bir önceki maç için ara pası atan adam yok demiştim. Aynen devam ediyorum. Bu gece de araya top atamadık bir türlü. Kanatlarımız geçen sene Ekrem Dağ sayesinde biraz hareketlendiyse de defansın arasına atılan toplarla çok can yakmıştık. Bu sene ne yazık ki orta saha da yaşanan bu sorun devam ediyor. Ben biraz da şansa inanıyorum futbolda. Unutmamak gerek iki de topumuz direkten döndü. Futbolcuların kazanma hırsı derler ya hani. Onu da birçok oyuncu da gördüm bugün. Lige kötü başladık. İnönü de derdimize derman olmadı. Taraftar da tutuktu sebepsiz.
İnönü Stadyumu'nda ilk kez VIP tribünden seyrettim maçı. İnönü'ye giderken çok merak ediyordum şuj VIP ne menem birşey diye. İki sıra yanımda karaborsacılar birbirlerini gırtlaklayınca anladım ki Beşiktaş'ın VIP Tribünü de halkın içinde.
Maç içinde en beğendiğim oyuncu Ferrari'ydi. En kötüsü Nihat ve Hakan Arıkan. Birara bulunduğum tribünden anlamadığım bir tepki geldi. Maçta olanlar anımsayacaktır. Ernst çıkarken yuhalandı gibi oldu. Sonra anlaşıldı ki tepkiler Ernst'i alan Mustafa Denizli'yeymiş. Mustafa Denizli'nin bu oyunda kabahati neydi derseniz İbrahim Kaş diyebilirim. Hazır değil. Keza Nihat'ta hazır olmadan oynaya oynaya açılması beklenenlerden ama bir de yedek kulübesinden gelişini görelim hocam artık. Tepki yoktu maç sonu. Ben şahit olmadım. Beşiktaş'tan Galatasaray'a bir güzellik bekliyorum. Başka yolu da yok zaten. Yoksa havluyu attı Beşiktaş başlıklarına hazır olalım...

28 Ağustos 2009 Cuma

Hodri Meydan

Beşiktaş-Gaziantepspor: 1
Trabzon-Bursa: 2

Fenerbahçe-Manisaspor: 1
Ankaragücü-İBB: 0

Kayseri-Denizli: 1
Sivas-Diyarbakır: 1
Kasımpaşa-G.Birliği: 0
Eskişehir-Antalya: 1
Ankaraspor-G.Saray:2

Beraberlik Yok Vol. 2

Beşiktaş-Gaziantepspor: 1
Trabzon-Bursa: 1
Fenerbahçe-Manisaspor: 1
Ankaragücü-İBB: 1
Kayseri-Denizli: 1
Sivas-Diyarbakır: 1
Kasımpaşa-G.Birliği: 2
Eskişehir-Antalya: 1
Ankaraspor-G.Saray:2

Kötü Kura

Rakipler Manchester United, CSKA ve Wolfsburg. Bir kaç kolay grup var. 1 ve 4. torbadan korkulu rüya çıktı. 2. torba umutlanmamız gereken yegane sebep. Merakla bekliyorum neler yapacağımızı. İlk iki Man. Unitedve Wolfsburg güçlü ihtimal. Manchester United dışında grubun kalan 3 takımı da geldikleri torbayı haketmiyor. Wolfsburg 2. torba ayarında, CSKA 3. torba Beşiktaşımız ise 4. torba oldu Wolfsburg gelince. Bu pencereden bakınca gruba sadece Wolfsburg'un düşmesi bile bizim için kötü. Artık olan olmuş, merakla bekliyoruz maçları. Allah yardımcımız olsun. Ernst ve Fink Wolfsburg'un korkulu rüyası olsun diyerek bitirelim.

İlk Kez

Dün gece Fenerbahçeliler ilk kez kabusu tattılar. Maç 2-1 iken Kazım'a çalınan penaltı ne kadar doğru onu bilemiyorum ama Fenerbahçe rakibini hafife almanın bedelini ödeyebilirdi. Avrupa'da beklenmedik mağlubiyetleri kanıksamış neslimiz bir yenisini daha görebilirdi. Maçın geneli sıkıcıydı desek yalan olmaz. Sahada 4 gol ve korkulu dakikalar olsa da Fenerbahçeliler ilk kez tribünlerini izlediler, alkışladılar hatta birara eski Fenerbahçe Stadı canlandı gözlerde. Ha unutmadan şu ligin en antipatik oyuncusu Colin Kazım. Kendisini dünya starı falan sanıyor. Gökhan Gönül'de peygamber sabrı var. Önünde böyle bir oyuncu varken bu kadar sakin ve iyi oynadığı için alkışların en büyüğünü hakediyor. Gökhan Gönül Türkiye'nin en formda futbolcusudur tartışmasız. Böyle bir istikrara ancak şapka çıkarılır, her maç aynı çizgide devam ediyor.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Beşiktaş'ın İş Bilmez Dergicileri

Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor ve Beşiktaş'ın resmi dergilerine taktım kafayı bu aralar. Dergiler her zaman kulüplerin yalakası olmak zorunda tabi. Ama yine de bir kalite sıralaması yapılacak olsa Galatasaray'ı ilk sıraya, arkasına da Fenerbahçe'yi koymak gerekecek. Beşiktaş ve Trabzonspor ise bu konuda kadroyu baştan aşağı değiştirmeli derim. Beşiktaş'ın bu kadar geriden gelmesi tabii beni ilgilendiren. Az buçuk dergicilikten anlarım. Bir derginin sırt denilen yerinde bilgi verilmediğini bugüne değin pek görmedim. Ne kadar profesyonel olduklarını yukarıda görüyoruz işte. İş bilmezler derginin başındalar. Biz bloggerlar bir dergi çıkarsak bunlardan 10 kat daha iyisini çıkarırız.

Kocaeli'nin Düşüşü

Serdar Topraktepe'nin sesini duyan var mı? Adam basın toplantısı sonrası ağladı ağlayacak Kocaeli'de yaşayan parası olan ve taşın altına elini sokmayan herkese ayar verdi. Amatör kulüplerde yaşanmayan imkansızlıkların şu an Kocaelispor'u esir aldığından bahsetti. Bucaspor'dan 4 gol yediler bu hafta. Takım tamamen PAF oyuncularından kurulu. Bildiğimiz Kocaeli'den tek eser tribünleri. Yine Hodri Meydan pankartıyla görüntüsüyle İzmir'deydi. Gerçektan yazık bu takıma. Böylesi köklü camiaların bu derece kötü yönetilmesi ülke sporunu kötüye kullanmaktan cezalandırılmalı. Ezeli rakipleri Sakarya gibi bu sezon BankAsya'dan düşmesi yüksek ihtimal takımlardan biri konumunda Kocaelispor. Henüz sezon başı olmasına rağmen. Serdar Topraktepe gibi bir oyuncu çıkıp basın toplantısında bizim paramız yok diyecekti az daha. Bir elinde üstünde taşıdığı logoyu gösteren Kocaeli'nin kaptanı sezonun Kocaelispor için nasıl geçeceğini de özetledi bizlere.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Millwall

Film karesi gibi. GSE hastası KFY Kazım'a ithaf olsun bu fotoğraf.

Ne Olur?


Edin Dzeko- Karim Ziani


Bakın Wolfsburglu 2 müslüman oyuncunun idmanda yaptıklarına...Hem de ramazan ayında.. Birilerinin bunlara ramazanın barış ve kardeşlik ayı olduğunu hatırlatmaları lazım :)

25 Ağustos 2009 Salı

Yeşiller

1. torba
fc barcelona, chelsea, liverpool, manchester united, ac milan, arsenal, sevilla, bayern münchen
2. torba
olympique lyon, internazionale, real madrid, cska moscow, fc porto, az alkmaar, juventus, glasgow rangers
3. torba
olympiakos piraeus, olympique marseille, dinamo kiev, vfb stuttgart, fiorentina, atlético madrid, girondins bordeaux, beşiktaş
4. torba
vfl wolfsburg, standard liège, rubin kazan, unirea urziceni, maccabi haifa, zürih, debrecen, kophenag

Yeşiller bize çıkabilir. Çıkmalarını isterim. Mesela gönlümden şöyle bir grup geçmekte. Liverpool, AZ Alkmaar, Beşiktaş, Zürih. Liverpool bize yapacağını yapmış zaten. Şu takımlar arasında karşısına en rahat çıkacağımız takımdır kendileri. AZ Alkmaar ise yeşiller arasında deplasmanı en az hissedeceğimiz takımdır kuşkusuz. En azından Moskova, Porto ve Rangers gibi bir atmosfere sahip değil. Zürih ise tipik İsviçre takımı vur ensesine al puanı.

Yazık

Bu kadar gergin bir maçın henüz sezon başı olması nedeniyle daha başka sebeplerden ortaya çıktığı açık. Diyarbakırspor yenildiği için olay çıktı demek de dangalaklık. Olaylar neden Ankaragücü maçında değil de Fenerbahçe maçında çıktı derseniz canlı yayınlanması en büyük nedendir kuşkusuz. Maçın ateşini yakan adam Diyarbakırspor'un 21 numaralı futbolcusu Barış. Onun yaktığı ateş sokaklara kadar taştı. Zaten bir kıvılcım bekliyorlar bulunmaz nimet oldu. Barış akıllı adam. 3 puan uğruna tribündekilerin vurdu kırdısına, burası Diyarbakır ulan akıllı olun mesajını vermek uğruna tüm terbiyesizliklere ilk çiviyi çaktı. Zaten böyle bir ortamda bir kere yaktınız mı bu ateşi etrafta bu ateşe koşacak odunları bulmanız da gecikmez. Maç sonrası yaşananlar futbolla ilişkilendirilemeyecek olaylar. TV'de Diyarbakırspor yenilince olay çıktı diye haberler var ki bu zaten bizim nasıl bir psikoloji de olduğumuzu da açık açık ortaya koyuyor. Ulan göz göre göre, anladığımız halde, apaçıkken salağa yatıyoruz. Diyarbakırspor'un bu sezon tutunması gerçekten zor. Bu haliyle, bu psikolojideyken kalmalarını da istemiyorum doğrusu. Bu kin Fenerbahçe'ye mi? Sanmıyorum.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Şimdi Destek Zamanı

"Kimse bana klavuzluk etmeye kalkmasın. Çünkü bu kargalar bana klavuzluk edemez"

Ne güzel söylemiş Mustafa Denizli. İki tökezlesin Beşiktaş'ı yerden yere vururlar zaten. Kaderimiz bu. Şimdi bu .erefsizlere karşı Mustafa Hoca'ya destek çıkma zamanı. Herkes söyledi birşeyler ama Beşiktaş tribünü lige yeni başlıyor, bu tribün bu takıma çok şey katar, hatırlatır... Gaziantep maçıyla başlarız biz de bu lige.

Zaman Sadece Birazcık Zaman

Beşiktaş'ın Gençlerbirliği karşısındaki oyununu sinirimi yenip de yazmak istediğim için bugüne bıraktım. Geçen sezonun üstüne çok büyük artılar koyarak ilerlemiyoruz burası kesin. Geçen sezondan belki bir tık daha ilerideyiz ama sadece ve sadece bir tık. Bu sezon bu yükselme ivmesi kimseleri tatmin etmeyecek orası da kesin. Neden derseniz rakiplerimiz şu an medyanın tam da istediği gibi başladılar sezona. Fenerbahçe gol yemez, Galatasaray gol manyağı yapar bir halde. Spor basınımız da iki büyük var evet evet diye birbirini yalamakla meşgul. Huylu huyundan uzun yıllardır vazgeçmiyor. Bize de Beşiktaş'tan böyle bir oyun ummak, bol gol, şov beklemek düşünce mutsuz oluyoruz.

Gençlerbirliği karşısındaki Beşiktaş'ı sayfa sayfa analiz etmeye gerek yok. Tek bir cümle yeterli olacak: Beşiktaş dikine oynayamıyor. Ara pası atan yok. Kanatlarda gününde olmayınca pozisyonsuz, abuk bir maç izledik. Medya ipimizi erken çeker bu sene. Gözleri boyandı bir kere Fenerbahçe ile Galatasaray'a. Şimdiden bu sezon uçar gider bu iki takım da diyor gazeteler, yorumcular. Ben ise 5. haftayı bekliyorum. Herkes an gelir pes eder. Ben Galatasaray karşısında ezilen bir Beşiktaş görmeyeceğimizi düşünüyorum. Şişiriyorlar haddinden fazla. İyi değiller mi? İyi başladılar sezona sadece. Biz ne iyiler gördük bu ligde iki maçta al aşağı ettiler, topa tuttular. Zaman sadece birazcık zaman...

21 Ağustos 2009 Cuma

İbrahim Geri Döndü

İspanya'dan bir yıllığına kiralandı. İyi transfer. İleride satın alınırsa daha güzel olacak. Ahım şahım bir futbolcu değil. Gökhan Zan'ın alternatifi olur.

Beraberlik Yok

Manisaspor-Trabzonspor:2
Diyarbakır-Fenerbahçe:2
Gençlerbirliği-Beşiktaş:2
Galatasaray-Kayserispor:1
Antalya-Kasımpaşa:1
Denizli-Sivas:2
Bursa-Ankaragücü:1
Gaziantep-Ankara: 1
İBB-Eskişehir:2

Dün Gece Sami Yen'de...

Dün gece Sami Yen'de tıklım tıklım tribünler önünde bugüne dek UEFA Kupaları'nda Türk takımlarına çıkmış en patates takımlardan birine karşı seyrettim Galatasaray'ı. Rakip Galatasaray kalesine gelmekten it gibi korkan, Galatasaray ise rakibin ne kadar mantar olduğunu bildiği halde had safhada ciddi takıldığı için dün 5 gol birden izledik. Sabri böylesine abuk bir takım karşısında dahi yerleşim hatası yaparken tribünlerden homurtuların yükselmeye başladığı da dikkatimi çekti. Tıpkı Beşiktaş'taki İbrahim Üzülmez vakası gibi. Sabri'nin de kendine güveni kaybolmuş. Keita rakiplerini karşısına alıp oynarken Sabri'nin boşa kaçıp bindirme yapmak yerine tıpkı bizim gibi izlemesi ayrı bir yazı konusu olur. Dün gece ASY'de taraftar ekmeği tuza banıp şarkısını söyleyince ulan bunu daha önce Fenerbahçe-Sivas maçında da duymuştum acaba kim kimden arakladı diye de düşünmekteyim hala.

Takımın geri kalanına baktığımızda Ayhan'ın bol pas hatası yaptığı, Baros'un formsuz olduğu, M. Sarp'ın Ayhan nedeniyle çok pas alamadığı, Arda'nın iyiden iyiye takımın üzerinde bir futbolcu olduğunu hissettirdiğini söyleyebiliriz. Galatasaray bu kupada çektiği kuralar böyle devam ederse çeyreği ya da yarıyı görmesi sürpriz olmayacaktır.
video

20 Ağustos 2009 Perşembe

Rize'nin Yeni Stadyumu

Rizespor'un yeni stadyumundan görüntüler. Muhteşem olmuş. Adını değiştirmelerine gerek var mıydı? Rize Atatürk Stadyumu'nun adını Rize Stadyumu olarak değiştirmişler. "Ne gerek vardı?", "Neden değiştirdiniz" diye soran da yok. Alıştık. Ne olsa yadırgamıyoruz artık. Allah bizi ıslah etsin.


Yukarıdaki Vadiden 2. Hafta

Galataray-Talinn: 1
Sion- Fenerbahçe: 2

Trabzonspor-Toulouse: 1
Sivasspor-S.Donetsk: 1-0

18 Ağustos 2009 Salı

En Yaratıcı Futbol Reklamı

Günahım kadar sevmem Digitürk'ü...Ama Bağdat Caddesi'ndeki reklamları muhteşem. Ağacın tepesine cansız manken koymuşlar. Altında da şöyle yazmakta: "90 Dakika komşuda maç seyrederek geçmez bir sezon. Lig Tv olmadan bu sezon bitmez." Süper İş.

Ya Gaziantep?

"TBMM'de kabul edilen 5727 sayılı kanun doğrultusunda 19 Temmuz tarihinden itibaren stadyumlarda ve spor sahalarında da hayata geçen 'tütün ürünlerinin tüketilmesi' yasağının doğru şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla yapılan toplantıda karar çıktı ve statlarda sigara tüketimi tamamen yasaklandı..."

Gaziantep Kamil Ocak Stadyumu'nda sigaralı tribün var o nasıl olacak. Kombineleri de sattılar?

Ali Ece-Nobre

Saman alevi gibiydik dün akşam. Öyle bir tempo yakaladık ki bazı dakikalarda Beşiktaş'ı izlediğime inanamadım. Erhan Güven maçın yıldızıydı bana göre. Sonlara doğru açılan Tello da Beşiktaş için ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu gösterdi. Ali Ece geldi aklıma sık sık ben bu maçı seyrederken. Nobre topçu değil bana göre demişti geçen program, dün gece izlerken Beşiktaş'ı Ali Ece'nin bu tespitlerinin hepsini tersine çevirdi Nobre. Üstelik sadece bu maçlık da değil. Nobre forma giydiği her maçta sahanın en çalışkanı. Türkiye liglerinde oynanan futbol her takıma Nobre gibi oyuncuları farz kılarken Nobre'yi halı saha da oynatmam demekte komik oluyor. Yeni nesil yorumcumuz Ali Ece bir sonraki programda Nobre için ne diyecek merakla bekliyorum. İBB maçında gördüğümüzden izlediğimizden fazlasını izledik. Bu takıma güvenenler sezon sonunda yanılmayacaklar. Nihat'ın form tutmasıyla birlikte 101. yılın intikamını alacaktır bu takım.

16 Ağustos 2009 Pazar

Sezon Başı FB ve GS Tribünleri

Dün Galatasaray bugün de Fenerbahçe maçlarındaydım. Özellikle Fenerbahçe tribünleri çok iyiydi. Ben her gece sarhoşum derdimden böyle şarkısını müthiş uyarlamışlar. Üstelik endüstriyel futbolun tavan yaptığı tribünün köşesinde büyük bir savaş vererek dikkat çekiyorlar. Fenerbahçe tribünleri yere çarpan top gibi yükselmeye devam ediyor. Geçtiğimiz sezonlardaki rezil hava yok. Yeni besteleri sağlam. Galatasaray tribünleriyse tahmin ettiğim gibi daha iyi olmuş önceki senelere nazaran. Bu sene görüntü olarak en iyi tribünü Galatasaray yapacak. Dümdüz bir tribünde ateşli taraftar daha bir görkemli gözüküyor. UltrAslan'ın tek sıkıntısı diğer tribünlerin kendisine uymaması. Bu sene her iki tribünde sağlam başladı. Devamı gelir inşallah.

13 Ağustos 2009 Perşembe

İlginç

* İskoç oyuncu Kevin Bremner 1982-1983 sezonunda 5 farklı takım adına gol atmış.
* Bob Mc Grory denen adam 14 sene Stoke City'de oynadıktan sonra 17 sene de Stoke City'nin antrenörlüğünü yapmış.
* İlk profesyonel futbol takımı 1879'da Sheffield'ta kurulmuş; The Zulus
* İlk altın gol 1868'te Cromwell Cup Finali'nde uygulanmış ve Sheffield Wednesday 1-0 la kupayı almış.

12 Ağustos 2009 Çarşamba

GSM, Kombine Rekabeti

Fenercell, GSMobile, Kartalcell ve Trabzoncell isimleriyle gsm sektöründe de rekabete giren 4 büyükler arasında makas git gide açılıyor. Fenercell yaklaşık 30 bin aboneye ulaşırken Galatasaray'ın bu abone sayısı aşağı yukarı 6 binlerde gezinmekte. Tahminen Beşiktaş ve Trabzonspor'un da abone sayıları Galatasaray kadar ya da biraz daha aşağısında seyredecek. Bu sene satılan kombine kart rakamları da pek farklı değil. Fenerbahçe 25 bine doğru koşarken Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor 10 bin rakamını göremiyor. Fenerbahçe'nin bu ayrıcalığını nasıl açıklamak gerek orasını da tam olarak bilemiyorum. Gelir segmenti desek Galatasaray'ı da yabana atmamak gerek derim. Fenerbahçeliler'in bu sahiplenmesi tek başına gelir segmentiyle açıklanabilir cinsten değil. Takımlarına olan sevgi ya da aidiyet duygusuna gönderme yaparak açıklamaya çalışsak. Bu noktada da Beşiktaş'ı görmezden gelmek gerçekçi olmaz. Fenerbahçe kadar takımına bağlı bir kitle de Beşiktaş'ta karşımıza çıkacaktır. Her ikisinin birden Fenerbahçe'de olmasıyla açıklanabilir belki. Bir de Fenerbahçe'nin profesyonel bir pazarlama anlayışıyla birçok alanda öncü olması ve başlatan takım olması da önemli bir nokta. Bu profesyonel anlayış Beşiktaş'ın 100. yılında gelmişti. İbrahim Altınsay, Hüsnü Güreli gibi vasıflı yöneticilerin işbilirliği ile örnek kulüp haline gelebilirdi Beşiktaş da. O tren 6 yıl önce kaçtı. Bir daha ne zaman gelir belli değil. Sözün özü: Fenerbahçe'nin bu alanda tek olduğunu kabul etmeliyiz galiba.

11 Ağustos 2009 Salı

TSL 2009-2010 Forma Reklamları

Beşiktaş İçin Müşteri Kaybetmek?

Beşiktaş Resmi Dergisi'nin Ağustos sayısında yukarıda gördüğünüz ilan yer almakta. Delikanlı ilan renkli olmaz sloganıyla Intercıty taraftarın gönlüne sıkı bir giriş yapmış. İyi güzel. Intercıty'nin orjinal logosu ne peki? O da aşağıda.Intercıty'nin sahibi sağlam Beşiktaşlı olsa gerek. Kendi ayağına yukarıda görmüş olduğumuz reklam kampanyası ile sıkacak kadar. Bir Fenerbahçeli bir Galatasaraylı kaybetmek uğruna böyle bir reklam vermeyi göze alan bu şirketi tebrik ederiz. Pazarlama uzmanları yerden yere vurabilir, o da onların işi...

9 Ağustos 2009 Pazar

Sırta Türk Kızılayı ve Yıldırım Demirören

Fenerbahçe'nin sırtı Ülker, Galatasaray'ın sırtı Ülker... Önlerinde Avea ve Türk Telekom. Reklam alıyorlar, çatır çatır. Gelsin paralar... Başarılı işler pazarlama açısından. Bizim pencereden bakınca futbolun istilası bu. Forma kutsal ne de olsa. Ülkelerin bayrakları neyse taraftarın forması da o işte.
Serencebey'den sevdiğimiz kardeşimiz Ergin Aslan'ın Okay Karacan ile yaptığı röportajı dinlerken Karacan'ın Barcelona'yı örnek verişi aklıma geldi. Zannediyorum 1 sene oldu bu röportaj yapılalı. Şöyle demişti özetle: "Yahu kardeşim büyük olmak başka bir olay. Mesela önüne Unıcef alırsın Barcelona gibi. Beşiktaş'a bu yakışır". O zaman çok hoşuma gitmişti bu fikir. Aşağı yukarı bir sene sonra Yıldırım Demirören çıkıyor ve sırtımıza Türk Kızılayı reklamı aldığımızı söylüyor. Müthiş sevindim.

Ama biliyorum bu reklamın bizim hayat görüşümüzle bağdaşmayan bir şekilde alındığını. Bizim bakış açımız koşa koşa olur, Demirören'in ki mahkum-gardiyan ilişkisi. Demirören'i yerden yere vurdum bu blogda. Demediğimizi bırakmadık. Ama üzülüyorum artık. Onun istediği Beşiktaş olamıyor ve kendisi de bizim gibi olmak zorunda artık. Alıştırmalıyız, dahil etmeliyiz, aramıza almalıyız; "Hoşgeldin" demeliyiz. Bilmez misin Beşiktaş itilmişlerin takımı insanların gözünde" demeliyiz. Yıldırım Demirören istese de Beşiktaş onun istediği Beşiktaş olamaz ne yazık ki. Fenerbahçe ya da Galatasaray gibi değiliz biz. Durduğu yer belli Beşiktaş'ın. İktidar olmak için ideolojisinden vazgeçmeyi göze alan partiler gibi olamayız biz mesela. Beşiktaş'ın DNA'sı bile uygun değil buna. Başkanlığı boyunca Beşiktaş'ı başka bir çizgiye taşımaya çalışan Demirören'e tokat oldu Türk Kızılay'ı. Onu bizden yaptı.

Beceremedik sırta reklam almayı demek yerine "Türk Kızılayı'na veriyoruz kardeşim. 2-3 milyon dolar için Türk Kızılayı'ndan vaz mı geçelim" dedi. Yıldırım Demirören'e ilk kez üzüldüm işte. Sonunda bizleri çok sevindiren bir hamle yapsa da sırta reklam almayı beceremediği için, eli boş kalan çocuğun ben de bunu yapıyorum diye kendince dik duruş almasına üzüldüm. O böyle olmak istemiyor aslında. Onun kafasındaki Beşiktaş bu değil. Bir yanım seviniyor Türk Kızılayı'na bir yanım üzülüyor sırtına reklam alamayan Beşiktaş'a. Herkes sırtını dönüyor Beşiktaş'a bilmem farkında mısınız?

7 Ağustos 2009 Cuma

İBB:1 - 1:Beşiktaş

Beşiktaş'ın şanssızlığı demek istiyorum bu gece için. İbrahim Akın kariyerindeki en iyi maçlarından birini çıkardı. İBB İnönü'de yata yata maçı kazanmak istemişti ya hani. Bu akşam da maçın başlarında aynı hastalıkları nüksetti. Taa ki Fink uzaktan yazılana kadar.
Bu dakikadan sonra İBB daha bir oyun oynamaya çalıştı. Abdullah Avcı istesin bu takım ayağa pas yapıyor. Abdullah Avcı istesin bu takım sürekli yerde yatıyor. Kendine göre bir makine kurmuş işte. Başarılı da olmuş. Diri takım hep İBB. Her sene aynı takımı görmek güzel birşey. Beşiktaş tarafında işler defansif anlamda biraz sıkıntılı. Yediğimiz gol adam adama oynayan savunmanın yiyeceği türden. Erhan Güven'in defansın içine doğru girmemesi de savunmayı güçsüzleştiriyor. Çok kopuk, iletişimsiz bir dörtlü var geride. İlaçları zaman. Ekrem Dağ geldiği zaman bu takım daha bir güven verir hale gelir diye düşünüyorum. Fink ve Ernst CL'de çok iş yapacak bu sene. Bu iki adama Allah zeval vermesin. Bunun yanında yeni bir hastalığımız daha oldu: Yusufsuzluk. Yusuf olmayınca yavan kalıyoruz. Nihat'ın da zamana ihtiyacı olunca ileride Nobre'nin iyi niyetine bakıyoruz. Denizli'nin Holosko'yu çıkarmasını doğru bulanlar var mı diye merak ediyorum. Neden çıkardı anlayamadım. Bu gece kısmetsizliğimizin de olduğunu belirtmeliyim. Lig uzun maraton diyerek bitireyim.

Yukarıdaki Vadiden-1.Hafta

Geçen sezon çok başarısız tahminlerim olmasına rağmen, "Ulan bu kez olacak" heyecanıyla bünye kendi kendini bazı sonuçlara inandırıyor işte. Bu sezon Allah izin verirse her Cuma buradan "Lig de bu maç şöyle biter" diye ahkam keseceğim. İş bu kuponun tüm yatırılma bedelinin 1 TL üzerinden olduğunu da peşin peşin söylemek isterim. Sezonun -tıpkı benim gibi-kendini tahmin kralı zanneden herkese hayırlı olmasını diliyorum.

İstanbul BŞB-Beşiktaş:2
Antalyaspor-Ankaraspor:1
Diyarbakırspor-Ankaragücü:0-2
Sivasspor-Trabzonspor:1
Gaziantepspor-Galatasaray:2
Bursaspor-Kasımpaşa:1
Gençlerbirliği-Kayserispor:1
Manisaspor-Eskişehirspor:0-2
Denizlispor-Fenerbahçe:2

İsviçre'de Koreografi

Fotoğraf Luzern tribünlerinden. Güzelmiş. Arşivimizde bulunsun. Karşı tribünden görünümü daha da muhteşemdir herhalde. İsviçre Kupası yarı final maçından bir enstantene diyelim.

TFF'den Güzel İş... Biri Doğru Desin

İnsanın böyle abileri olması güzel birşey. Yavuz Abi'nin mesajıyla haberdar oldum. TFF müthiş bir iş yapmış. Takımların formalarını bir araya toplamış. Ulan bu ülkede güzel şeyler de oluyor demek ki. Beşiktaş formaları arasına sağ da gördüğümüz forma da eklenmiş. Biri doğru desin. Koşa koşa alırım bu formayı...

Avrupa Süper Ligi (UEFA) Kuraları

Tabloyu becerip de kopyalamadım ama muhtemel eşleşmeler belli olmuş; http://www.uefa.com/competitions/uefacup/news/kind=1/newsid=870394.html

Gönlümden geçen eşleşmeler;

Galatasaray-Amkar Perm
Sivasspor- Shakthar Donetsk
Fenerbahçe - Guingamp
Trabzonspor-Basel

Ancak daha bu gruplar belirlenmeden "Lazio çıkacak olm bize (Trabzonspor)" diye şom ağzını açan arkadaştan çekindiğimi de belirteyim. Zira Lazio'yla eşleşme şansımız var...

İşte Sigaralı Tribün

Biraz önce bilet fiyatları için dolandığım Gaziantepspor'un resmi web sitesinde benim saçmalatmacamın gerçek olduğuna şahit oldum. Helal olsun Gaziantepspor'a.

Bu yasa gereği Gaziantep Kamil Ocak Stadında;
Sigara İçilen Bölümler
Gold AKapalı AMaraton 4 Maraton 5 Kale Arkası 6 Kale Arkası 7
Sigara İçilmeyen Bölümler
Kale Arkası 2Maraton 3Kapalı BGold B

Fenere Yerleştirmece

Lig başlıyor. İlk haftadan başladı Fenerbahçe'ye fiyatlarda yerleştirmece. Hakikaten ayıp... Denizli'nin nedir Fenerbahçe'den istediği?

Burası Denizli
Kapalı Tribün 100 TL
Maraton 40 TL
Kale Arkası 20 TL
Misafir Takım 100 TL

Burası Olimpiyat Stadı
Kale Arkası 20 TL
Kapalı tribün 40 TL

Burası Gaziantep
Kale Arkası 20 TL
Maraton 30 TL
Kapalı 150 TL
Gold 250 TL

Burası Sivas
Maraton 15
Kapalı VIP B 20 TL
Kale arkası 5 TL
Misafir Takım 10 TL

6 Ağustos 2009 Perşembe

Ayakta Alkışlarım Vol. 5


Takımlar İnsan Olsa, Alkol Olsa ya da Kadın

Takımları votka yapsak ve şişelesek;
Galatasaray - Smirnoff
Fenerbahçe - Absolut
Beşiktaş - Tekel

Takımları araba yapsak ve galeride sunsak;
Galatasaray - BMW
Fenerbahçe - Hummer
Beşiktaş - Tofaş

Takımları kişileştirsek ve sokakta görsek;
Galatasaray - Şık giyimli, sessiz, zarif ve bakımlı, tiyatroya giden bir bayan
Fenerbahçe - Bol mücevher takmış ve aşırı makyajlı, eğlenceye giden bir bayan
Beşiktaş - Elinde fileleri ile pazardan dönen, yorgun ve kendine hiç dikkat etmeyen, evine yemek yapmaya giden bir bayan olur.

1. ve 3. konumlandırmalara katılıyorum. 2'ncisinde ağzımıza s..mışlar. Bu derleme 2007 yılında yapılmış, gezerken dikkatimi çekti. Paylaşıyorum. Küfür edenler bana etmesinler. Elçiye zeval olmaz.

Demiş Olamazsın

İsmail Air ile konuşan İbrahim Toraman:
“Bizi yeni sezonda daha büyük hedefler bekliyor. Geçen sezon 2 kupa kazandık. Bu sezon da
taraftarlarımızı yine gururlandırıp bu kez kupaları üçleyeceğiz. Neden Şampiyonlar Ligi’nde final oynamayalım”

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Dumanlı Tribün

Stadyumlarda sigara yasağı var mı? Var. Uygulanıyor mu? Hayır. Kombine alırken kaç kişiye bildiriliyor acaba? "Kulübün aldığı kararlara uyacağıma" maddesinin içinde mi? Yüksek ihtimal öyle. Peki kulüpler hiç sigara içilen tribün uygulamasına geçmeyi düşünüyorlar mı? Düşünen kulüpler vardır bence. Mesela? Mesela Fenerbahçe bunun çalışmalarını yapıyordur. Her boku düşünen sarı lacivertli yönetim bunu da düşünmüştür. Tribünde sigara içen adama dur içme yasak demekle, kardeşim git o tribünden al kombineni demek arasında büyük fark var. Hem de yumuşak geçiş yapıyorsun böylece. Öyle bir tribün yapmak mümkün mü? "Kardeşim bu tribünde sigara içilir" demek mantıklı mı? Bence mantıklı. Şimdi mi? Hayır seneye. Kombine kartları da sattınız çünkü bu sene. Mesela adam sigara içmiyor ama sigara içen tribünden almış kombinesini ya da o tribünün o kısmı sigara içilebilen tribün oldu diyelim. O zaman nasıl olacak? Seneye tribünlerde sigara içilen içilmeyen kısmı yaratmak mümkün mü? Bence zor ama düşünmek bile muhteşem... O tribündeki kalabalığı düşün mesela. Sürekli meşale yanıyor tribünde. Samanyolunu sigaraların aleviyle yapıyor mesela:) Ya da karşılıklı bağırmak için "Sigaralı, Sigaralı" diye bağırıyorsun. Evet evet delirdim ben...

Batuhan Gaziantep'ten de Ayrıldı

Kişisel sebeplerden dolayı Gaziantep'te oynamak istemediğini açıklamış.. Yurtdışında bir takımla anlaşmış olma ihtimali yüksek bana göre. Yurtdışı olmazsa Trabzonspor'un gündemine de gelebilir tekrar.. Pek ister miyim? Bilmiyorum..

4 Ağustos 2009 Salı

Bir Değişik Adam ; Özkan Sümer

Son yıllarda -bana göre- yaptığı yanlışlardan dolayı kendisine olan güvenim azalsa da Trabzonspor'a olan katkıları tartışılmaz.. Trabzonspor'un tarihinin en kötü dereceyle ligi bitirdiği sezonda (2001-2002 sezonundaki 14.lük) başkan olması hasebiyle Mehmet Ali Yılmazcı Trabzonsporlular tarafından daima yerden yere vurulur ama bence Don Kişotluk yaparak "Trabzonspor benim çocuğumdur" diyerek kulübü kendinden küçük gören Mehmet Ali Yılmaz'ın hegamonyasından kurtarmıştır. Öyle ki yıllardır kulübü kendisine borçlandıran MAY, başkanlığı kaybeder kaybetmez maddi olarak zor durumda olduğunu bildiği Özkan Sümer yönetiminin üzerine gitmiş,kulübe defalarca icra memurlarını yollamıştır. Hatta bir keresinde haciz gelen eşyaları toplamaya giden işçiler, icra gelen kurumun Trabzonspor olduğunu görünce eşyaları taşımayı reddetmişlerdir. Gelirlerin tümü temlikli olduğu için forma reklamı almadan oynadığımız günlerdi o günler.. Bu durumlara düşmüştü kulüp..

"Sancısız doğum olmaz" lafının doğruluğuna daima inanırım. Trabzonspor'un yeniden ayağa kalkması da o sancılı günlerin ardından oldu. Hem de kısıtlı imkanlarla, 3-5 kuruşa yapılan transferlerle.. Kendisine "Yıldız oyuncu alacak mısınız?" diye soran gazeteciye "Yıldız görmek isteyen gökyüzüne baksın" cevabı hafızalara kazınmıştır.

O zor yılların ardından kazanılan Türkiye Kupaları, şampiyonluğa oynanan seneler ve alınan iki 2.lik.. Ve bu dönemlerin hepsinde takımın iskeletinde şu 4 isim vardı; Fatih Tekke, Gökdeniz,Hüseyin,Yattara. Bunların ortak özelliği ise tamamının takıma Özkan Sümer tarafından kazandırılmasıdır.. Her ne kadar hatalar yapmış olsa da bu bile kendisine saygı duyulmayı gerektirir bana göre..

Futbol adamlığı dışında komik hikayeleri meşhurdur, küfür manyağıdır.. Daha önce çoğunu değişik ortamlarda dinlediğim hikayeleri ekşisözlükten aktarıyorum sizlere;

***bir defasında, maçta topu uzun süre ayağında tutup kimseye pas vermeyen futbolcusuna şöyle bağırdığı rivayet olunur:- lan topu mu sikeceksin, ki iki saatir sibobunu arayıp duruyorsun?

***özkan sümer, zannedersem zonguldak'ta antrenörlük yaparken, takimin bitmek bilmez gol sikintisini çözmek üzere, zamanin kalburüstü forvetlerinden biri, ayhan olabilir ismi, epey de bir para dökülerek alinir. ama futbol iste, bekleneni veremez, "bu maçta patlayacak, olmadi digerinde patlayacak" derken, neredeyse ligin sonu gelir, ayhan bir türlü patlayamaz. son maçlardan birine çikarken ayhan özkan sümer'in yanina gelir:

- hocam, der, gerçi simdiye kadar pek iyi gitmedi, ama merak etmeyin, bu maçta yüzünüzü güldürecegim.sümer bir öksürür, ve yapistirir:

- oglum ayhan, ben ligin basindan beri sana gülüyorum zaten

***bir rivayete göre soyunma odasında taktik verirken ali kemal'e topu alır almaz rakibe vermesini söyleyen teknik direktördür. sonrasında:

ali kemal: efendim hocam,
özkan sümer: top sana gelirse en yakın rakibe veriyorsun.
ali kemal: anlamadım
özkan sümer: rakibe vereceksin topu
ali kemal: niye hocam?
özkan sümer: rakipten topu hemen alıyoruz senden yarım saatte alamıyoruz.

***yıllar sonra bir gün bu sefer bir idmandayız.

özkan sümer: la olum mehmet, ismail, topa gözünüzü kapayın da vurun.
mehmet: niye hocam?
özkan sümer: bari yüzde elli şansımız olsun.

***puan tablosunda kısa süreliğine trabzonspor'dan bir üst dereceye yerleştiğinde "artık trabzonspor'un büyüklüğü geçti, bizim devrimiz, onların değil bizim maçlarımızı yayınlayın" beyanatında bulunan üç büyükler yalakası bir kulübün yöneticisine şu şekil cevap vermiştir:

"büyük olmak için büyüklerle sevişmeyeceksin, savaşacaksın önce."

***rivayete göre, sabah kendisine günaydın diyen hasan'a*:

-bana günaydın deme hasan, futbolu bıraktım hocam de. demiştir.

La İlahe İllallah

5 Yerler(ki yediler) , 6 yemezler..7 yerler, 8 yemezler.. 5 tamam, 7 de Avrupa Ligi'nde inşallah.. Sedat Peker'i Avrupa'da tanıyan yok tabi..


3 Ağustos 2009 Pazartesi

Kapalının Tavanı Siyah-Beyaz Oldu

Böylesi daha güzel. Mavi logodan çabuk vazgeçilmesi de takdir edilmeli.

Apertura Futsal

Domuz gribi salgını nedeniyle ara verilen Arjantin Futsal Ligi'nde maçlar yeniden başlıyormuş.
Arjantin'de domuz gribi salgını yüzünden askıya alınan yerel futsal turnuvaları yeni maç takvimlerinin belirlenmesi ile oynanmaya devam edecekmiş. Bkz. (Gereksiz bilgi). Türkiye'de Efes Pilsen Futsal Ligi'nin ikincisi düzenlenecek mi? Düzenlenecekse bu kez daha büyük bi ilgi göreceği için nasıl bir uygulamaya geçilecek? Salon sıkıntısı nasıl çözülecek. Domuz gribinden beter sorunlarımız var futsalımızda. Ne zaman başlayacak? Lig mi olacak? Çok güzel bir spor dalını yönetemiyor TFF. Yazık.

İyiyiz İyi

Onlar daha kalabalıktı biz daha iyi bağırdık. Biz daha iyi oynadık onlar kazandı... İsmail Köybaşı çok dikkat çekti. İyi bir transfer. Ben bu Beşiktaş'tan bu sene büyük işler bekliyorum.
Ha bir de Olimpiyat Stadı yapmışız içine bir pisuvar akıl edememişiz. Milletin sidiği önünden geçiyor.

1 Ağustos 2009 Cumartesi

2009-2010 Sezonunda Dinleyeceklerimiz,

Bu adamların hepsine iyi kötü en az bir kez rastlayacağız ekranlarda. Kimisini dinlemekten zevk alacağız, kimisine küfür edeceğiz. Hasan Şaş ve Ümit Özat da bu listeye bu sene eklenirse şaşırmayalım. İşte o liste:
Lemi Çelik- En fazla 2-3 kez dinledim. Onda da canlı yayın heyecanı vardı. Trabzonspor adına belki dinlenebilir.
Mehmet Y. Yılmaz- Ne alaka dediğim adamlardandır kendisi. Fenerbahçeliler'in kaale aldığını düşünmüyorum.
Gökmen Özdenak- Miladı dolmuş. Hatır gönül için ekranlarda boy gösteriyor.
Bülent Tulun- Euro 2008'den bu yana uyuzum kendisine hala da devam eder. Çok bilmiş abimiz.
Gürcan Bilgiç- Kendine güvenini kaybetmiş. Ahmet Çakar ile çıktığı programlar karizmayı çizdirmesine sebep olmuş.
Atilla Gökçe- Ne etliye ne sütlüye. Yazarken daha etkili buluyorum kendilerini.
Ziya Şengül- Aziz Yıldırım ile kötü olmak istemeyen Fenerbahçeli yorumculardan. Hiç çıkmasa daha iyi.
Zeki Çol-Kimse onun kadar 4 büyükler harici takımları analiz edemez. Adam gibi adam. Hangi gazetede yazdığı beni bağlamaz.
Sinan Engin- Komik adam. Bazen doğru söylediği şeyler de var. İbret-i alem olsun diye dinlenesi
Altan Tanrıkulu- Zirveden inmiş adam psikoloji hakim. Bir yıldız kaydı gözümüzün önünde. Kendi etti kendi buldu diyene de saygım var.
Tanju Çolak- Hani birisi konuşurken sen utanırsın ya... Böyle adamlardan bir tane daha var başka da yok. O da İbrahim Tatlıses.
Cem Dizdar- Kapalıdan biri. Bak bu listedeki en delikanlı adamlardan biridir mesela. Çekincesi yok.
Haşmet Babaoğlu- Söyleyeceği şeyler önemli olmasa da önemliymiş gibi davranan adam. Beşiktaş şöyle oynadı derken uzaya adam gönderdiğini sanıyor. Ayarım velhasıl.
Hıncal Uluç- Hizmetleri için teşekkür edilip gönderilesi.
Hakan Ünsal- Enteresan adamlardan biri. İleri de daha da iyi olacak.
Erman Toroğlu- Beşiktaş düşmanı.
Bağış Erten- Adamın kullandığı dil muhteşem. Futbola başka bir pencereden bakıyor.
Ahmet Çakar- Akşam neşesi. Şov adamı. Türk insanını ondan iyi tanıyan yok.
Hakan Şükür- Efendiliği prim yapacak mı göreceğiz. Geçen sezon denemeydi.
Sergen Yalçın- Yeni televizyon yıldızımız. Tutarsız olsa da.
Rıdvan Dilmen- Baba büyüksün...
Alp Özgen- Bu adamı dinlerken sıkılmıyorsunuz.
Banu Yelkovan- Bu listedeki birçok adamdan daha sağlıklı bilgiye sahip okunası kadın. Dinlenesi değil. Hani, hani, hani...
Mehmet Demirkol- Bir anda patladı. Kimsenin bahsetmediği şeylerden bahsediyor. Dinlenesi.
Güntekin Onay- Aynen devam. Seviyoruz kendisini. Adam gibi adam.
Uğur Meleke- Sıkılan adam. Bir derdi var gibi sanki. Program esnasında bir işi varmış da birazdan kalkıp gidecekmiş gibi duruyor. Bilgisine detaycılığına saygımız derin orası başka.
Tanıl Bora- Bu adamı okumak gerek. Her makalesi kalite. Şiddetle tavsiye edilir.
Kanat Atkaya- Keyif adamı. Senin benim gibi maça gider. 10 numara da yazısını yazar.
Fuat Akdağ- Sevmem. Seveni de sevsem. Dinlemem.
Mehmet Ayan- Ne desem bilmem ki. Nötr diyelim. Bekleyelim görelim. Konuşmuşluğum da var. Enteresan biri.
Osman Tanburacı- Gereksiz.