5 Ocak 2010 Salı

Beşiktaş'a Başkan Olmak?

Beşiktaş'ın yönetiminde söz sahibi olanlar ya da söz sahibi olanları belirlediklerini zannedenler. Beşiktaş'a gerçekten karşılıksız yatırım yapanlar, Beşiktaş olmasa asla tanımayacağımız adamlar. Yaptığı işten çok Beşiktaşlı kimlikleriyle hatırlananlar, Beşiktaşlılık dışında başka bir meziyeti olmayan, hatta Beşiktaşlı olmayanlar.
Yukarıda anlattığım kişilerin hepsi şu an yoğun bir mesai vermekte. Dost meclisinde onun listesi, bunun adamı, dengeyi bozma edebiyatı, işin siyasi tarafı, Demirörenci ya da Aksu'cu olmaktan öte menfaat dünyası, tribünlerce tanınma telaşı, herkes tarafından seviliyorum ayakları, medya da yer alma çabası, gazetenin kimdir köşesinde fotoğrafının yer alması... Bunlar yukarıdaki adamların en önemli olayı şu anda.

Uzun yıllar, cemaatin adamı olduğu gerekçesiyle öcü gibi bakılan, yatına katına Beşiktaş yazan, bayrağını asan adamların neden Beşiktaş'ta görev alamayacağını anlamaya çalıştım. Böyle zamanlarda "Beşiktaş tribünleri sol görüşlüdür, istemezük derler" görüşü hemen egemen olur camiaya.

O zaman tribünlerin sevebileceği kişiler geliyor aklıma. Uzun yıllar milletvekilliği yapmış, CHP'de - CHP ne kadar sol görüşlü dersen ona da sesim çıkmaz tabii- siyaset yapmış. Bakıyorsun hep bir adım geride duruyor. Bir varım bir yokum oynuyor. Yürek mi yok, başka işlerle mi meşgul. Anlamıyorum. Madem sonunda geri yapacaksın neden her seçimde ortaya çıkıyorsun be adam demiyor bizim cenah, bir türlü anlayamıyorum.

Sonra kurtarıcı diye biri çıkıyor. Eski İçişleri bakanının oğlu. Tribünleri arkasına almaya çalışıyor. Alabildi mi? Bence hayır. En büyük avantajı karşısında böyle bir rakip olması. Ama aynı hastalık yine baş gösteriyor. Bu adam hükümete yakın. Gerek yok. Denize düşen yılana sarılır diyorlar kimsenin içine sinmiyor hala.

Hep bir tehlike var Beşiktaş için. Galatasaray Türkiye'dir diyen Adnan Polat'a inat Türkiye'nin aynası konumunda şu an Beşiktaş. Taraftara göre çevresi sarılmış hiç dostu yok tribünden başka. Aranan kan yalnızca karşılıksız Beşiktaş sevgisi.
O zaman al sana Ümraniye Tesislerine adını vermiş, Beşiktaş sevdalısı, medyada yer bulma derdinde olmayan bir aday. Gözünün önünde yıllardır. Onu da mı küstürdüler? Olmaz mı ondan başkan. Demirören'den olduysa hepimizden olurdu ya. Neden aday olmuyor? Yoksa akıllı adamın işi değil mi Beşiktaş'a başkan olmak.

2 yorum:

sy dedi ki...

en büyük sorunumuz bu sanırsam. kim çıkarsa çıksın bir kulp buluyoruz mutlaka. en sonunda da olan yine bize oluyor.

kartalist dedi ki...

Sorunun cevabını son cümlede yanıtlamışsın sanırım.Herkesler İbrahim Altınsay diyor ya,eğer bu iş liyakate bakacak olsaydı listenin en tepesine Nevzat Demir in ismi yazılırdı.Daha memlekette doğru düzgün tesis yokken o günün parasıyla 3 milyon doları gözünü kırpmadan Ümraniye ye gömmüş ve buraya adımı vereceksiniz de dememiş bir adamdır o.Bizim o pek anlı pek şanlı işadamlarımızın kendi televizyonumuzda tek kare reklamı dönmezken sabah akşam bir tek Fırat reklamlarının yayınlanması da cabası.Ne diyelim keçinin olmadığı yerde koyuna Abdurahman Çelebi derlermiş ya,düzgün adamlar da ortalıktan çekilince meydan tüpçü gibilere teslim.Biz buna layıkmıyız ne?