1 Haziran 2010 Salı

Dünya Kupası Hatıratı

Bugün işyerinden çıkarken Goal Dergisi çarptı gözüme. Baktım Dünya Kupası rehberi de var. Alayım dedim. Rehberi sona sakladım. Afiyetle okur takımların kadrosunu da ezberlerim diye. Şans bu ya yeni bir Goal ekibi gelmiş ve ilk dergisiymiş bu aldığım. Dünya Kupası rehberi dışında nefis bir dergi olduğunu söylemeliyim. Okurken hayli keyif aldım. Özellikle de ünlülerin duvar yazılarında Onur Ünlü, Ali Ece ve Kanat Atkaya döktürmüşler. Hele hele Onur Ünlü'nün hikayesi tam bir şaheser. Bu anısını buraya izni olmadan koyuyorum affetsin:

''Arjantin'in Federal Almanya'yı 3-2 yendiği final maçını izlerken Maradona'nın yediği bütün tekmelerin acısını ben hissettim. Doğru söylüyorum. Sabah uyandığımda yataktan kalkmamla yere yuvarlanmam bir oldu. Adım atamıyordum. Sağ ayağım, kaval kemiğimin biraz altından itibaren, davul gibi şişmişti. Ayağımı hissedemiyordum da. Öyle ki hastaneye gittiğimizde kapıya sedyenin geldiğini ve yürüyemediğim için beni doktorun odasına sedye ile götürdüklerini hatırlıyorum.
Romatizmal iltihaplanma atağı geçirmişim! Ayağıma vurmuş. E burası İzmit'miş ve şehir zaten çok rutubetliymiş. Yaşadığım büyük hayal kırıklığını asla unutamam. Çünkü ben, gerçekten Maradona'nın yediği tekmeler yüzünden ayağımın şiştiğini düşünmüştüm. Nasıl manyakça bir empati duyguysa...''

Kanat Atkaya'nın önerisi de beni yıllar öncesine götürdü. Kanat Atkaya dünyadaki tüm ülke takımlarının eleminasyon sistemiyle karşı karşıya gelmelerinden bahsetmiş. Sona 20 takım kalınca da sağlam eğlence olur diye bağlamış.

Çocukken akıllara zarar bir oyunumuzu hatırladım Kanat Atkaya sayesinde. Açardım atlası kaç ülke varsa yazardım kağıtlara, kura çekimi yapar, birbirine çıkan takımları deftere yazar sonra her ülke için zar atardım. Çok enteresandır büyük takımlara büyük zarlar gelirdi. Ya ben kendimi bile kandırıyordum ya da futbolun tanrıları benim ve bana bu oyunu öğreten abimin metod defterinde Brezilya'yı kollamayı ihmal etmiyorlardı.

Her Dünya Kupası, her Avrupa Şampiyonası’nın futbolseverler üzerinde ayrı ayrı hikayeleri var. 2 yılda bir gelen şampiyonalar 24 ayın sultanı gerçekten. 2006 Dünya Kupasını bir partinin gençlik kolu odasında ufak TV de benim gibi futbol rahatsızı 3-4 arkadaşla seyretmiştim. İlk hatırladığım Dünya Kupası ise 1990. Bayramoğlu’nda denize girilen yıllar. Misafirliğe gittiğimiz bir evin salonunda abimle Panini çıkartmalar yapıştırıyorduk albüme. Allah ömür verirse 6. Dünya Kupası’nı izleyeceğim ömrümdeki. Tek eksiğim iyi bir Dünya Kupası rehberi ve takvimi. Neredesin World Soccer…

3 yorum:

FatihE dedi ki...

http://www.excely.com/football/2010-fifa-world-cup-schedule.shtml

İşine yararmı bilmem. Ama güzel bir çalışma. (küçük bayrakların altında download linki mevcut)

Sacripante Re dedi ki...

Valla Panini çıkartmaları deyince ben de eskilere gidiverdim. Ama benim hatırladığım ilk dünya kupası hayal meyal 1982, net olarak 86 Meksika...
Gerçekten artık kayda değer Dünya Kupası rehberi olmuyor. Her şey yarım yarım. Hiç kimse bütün bilgiyi tek bir kaynağa sığdırmak istemiyor. Parçalara bölüp her gün ayrı kazanç sağlama peşindeler... E bu hayat koşturmacasında o parçaların hepsini takip edip birleştirmek de pek mümkün olamıyor. Bakalım turnuva başlamadan kaliteli bir rehber bulabilecek miyiz?

Asolsa dedi ki...

Panini çıkartmaları eskileri hatırlamanın en nostaljik yanı... Her dünya kupasında yapılması gereken tek şey... İnternetin elin su dökemeyeceği tek hobi..