22 Ocak 2011 Cumartesi

Ben Olmadan da Kazanır Artık:)

Beşiktaşımız mı çok güçlü, Buca mı çok zayıf? Bu sorunun cevabını vermek için yalnızca 5 gün bekleyeceğiz. Trabzon maçı bu takım için ölçü maçı olacak. Ama dün geceye dair aklımda kalanları sıralarsam, rakiplerin sahaya çıkmadan Beşiktaş'a karşı derin bir korku besleyeceklerini peşin peşin söyleyebilirim. Forvet hattı ve orta sahası, akıllı, yetenekli ve en önemlisi çok tecrübeli olması sebebiyle rakiplerini Beşiktaş'a göre bir oyun kurgusu ile oynatmaya mecbur bırakacak. Takımın en kusurlu yeri ne gariptir ki son 3 senenin en güçlü yeri olan savunması.

Yanımdaki Galatasaraylı arkadaşlarla maçı izlerken maç 2-0 olduğunda 5-2 biter diyen GS'li arkadaşların kafasındaki Beşiktaş'ın bizim gördüğümüzle çok farklı olmadığını anlıyoruz zaten. Her maç bol gollü geçmeye aday gibi duruyor.

Saha içine baktığımızda takımın lideri kendisi kadar meşhur yıldızlara rağmen Guti, en çalışkanı ekmeğini taştan çıkaran Nobre, en sırıtanı İsmail ve İbrahim. Bu takımın en dikkat çeken özelliği ise en zayıf yerinden akıllı top çıkartma sevdası. Geri dörtlüye bam güm oynamayın diyen Schuster'in Ersan Gülüm dışında bu işi becerecek oyuncusu yok. Schuster şah olmadan padişah olmak istiyor ama bu isteği için kendisinin çaba sarfetmesi gerekirse altyapıdan yetiştirmesi, bir heykeltraş gibi oyuncu şekillendirmesi gerek. Zira transfer gibi bir alternatif gözükmüyor. Takımın her tarafını transferlerle düzeltmek biraz da kolaycılık.

Simao, Quaresma, Guti, Almeida, Fernandes dokunulmazlık sahibi gözüküyor ama Almeida'nın bu zırhtan çabuk kurtulacağını düşünüyorum. Bobo bu formayı kaparsa şaşırmam. İsterim de. Bobo'nun dün yedekler arasında olması, Ernst'in yedek soyunması, Necip'in esamesinin okunmuyor olması iyi analiz edilmeli. Bu takımın defansından top çıksın istiyorsanız, Ersan Gülüm'ün dışında o işi yapacak adam arıyorsanız, Necip gibi adamlar en kıymetliniz olmalı.

Memnun muyuz şu anki durumdan. Evet. Farka koşan takım izlemek her futbolseverin hayali. Gole doymak, rahat galibiyet almak. O kadar alışmışız ki zor maç kazanmaya ben maçın 75. dakikasında çıktım maçtan. Bana ihtiyacı yok artık takımın:) Ben olmadan da kazanıyorlar. Gücüne güç katmaya gitmek yerine armandan güç almaya geliyoruz diyen Tıkandı Baba'ya selam edip bırakıyorum.

2 yorum:

Baris dedi ki...

HAYDİ OLİMPİYATA!
Trabzon'un sezonun ilk yarısında Olimpiyat Stadı'na hatırı sayılır bir taraftarla gelmesi olay olmuştu. Takımımızın bu hafta böyle bir taraftar desteğine ihtiyacı varken ve taraftar rekoru kırma şansını yakalamışken gelecek haftasonu İBB maçı için seferber olalım ve o stadı dolduralım derim.Herkes bu kampanyaya bir şekilde destek olursa onbinler olarak olimpiyata akarız bu haftasonu..

TIKANDI BABA dedi ki...

Yıllardır duyduğum "Kartal gol gol gol" tezahüratının yapılmadığı bir maç olarak kalacak aklımda..
Ben izlerken maymuna döndüm, hangi pas nereden nasıl atılıyor takip etmekte zorlandım. Dünyalar benim oldu. Yıllardır uzak kaldığımız bir mutluluktu...
Öyle rahattık ki yanımdakiyle ikinci yarının başında aramızda geçen diyaloğa bak:

TIKANDI:Dört olursa çıkışta sosisli yeriz, beş olursa kokoreç olur mu?
CEVAP:Böyle biterse?
TIKANDI:Yok yok kesin bokoyu yeriz bence sen altıya bişey düşün..