29 Aralık 2009 Salı

Euro 2016 ve Basın

Euro 2016 ile ilgili toplantı geçtiğimiz günlerde Swissotel'de gerçekleştirildi. Çok alakasız şans eseri ben de oralarda olduğumdan bir gireyim bakayım ne var ne yok diye daldım içeri.

+Basın mısınız?

-Değilim.

Bu cevap yetti girerken. Hep böyle toplantılarda güvenliğin ne kadar kötü olduğu aklıma gelir. İsteyen istediğini yapar bu memlekette ne yazık ki. Neyse...

Toplantı başladı, adaylık süreci ve laleli logo piyasaya çıktı. Şimdi soruları alalım dediler. Hani her blogda spor basınına geçirilir, spor basını şöyle de böyle de diye ve biz bunu yazmaktan da okumaktan da bıkmışızdır ya... Bıkmamak, yılmamak lazım hakikaten. Öyle akla ziyan, öyle soru sormuş olmak için soru soran adamlar var ki insanın kolundan tutup dışarı atası geliyor.

Hatırladığım ilk akla ziyan soru şuydu.

(Mahmut Özgener'e soruyor)

-Konuşmanızda basının üzerine düşeni yapmasını bekliyoruz dediniz. Bizim üzerimize düşen nedir?


(Mahmut Özgener cevaplıyor)

-Bu projenin ayaklarından biri olarak gördüğümüz basının federasyonu teşvik edici yönlendirmesini bekliyoruz.

(Cevap yeterli olmuyor bir daha soruyor)
-Peki ama ne yazalım?

(Mahmut Özgener)
-İşinizi size mi öğreteyim, siz daha iyi bilirsiniz.

Yukarıdaki diyalogda bahsi geçen gazeteciyi hepimiz tanıyoruz. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyor.

Bir başkası

Mahmut Özgener'e soruyor:
-Logoda altta yer alan renkler açılımın bir ürünü müdür?
(Hangi renkleri kastettiğini anlıyor herkes)

-Orhan Gorbon: Hiç bu açıdan bakmamıştık. Bir kasıt yok.

-Mahmut Özgener: Medyanın desteği derken işte bu gibi durumları kastediyorum. (Gülerek)

Fanatik gazetesinden biri:

-Euro 2016 için Türkiye'ye birçok önemli kişi ve binlerce insan akın edecek. Bu insanların can güvenliğini nasıl koruyacaksınız?

Bir ajans muhabiri:

-Neden Rusya ile birlikte aday olmadık. Bu şekilde daha çok şansımız olmaz mıydı?

Bu sorudan sonra dinlememeye çalıştım. Kim ne cevap verdi bu aklı evvele hatırlamıyorum.

2 yorum:

Sportman dedi ki...

Son sorunun sahibini gerçekten tebrik ediyorum!

Adsız dedi ki...

Yukarıdaki diyalogda bahsi geçen gazeteciyi hepimiz tanıyoruz. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyor.

isim niye açıklanmıyor?
blog yazısından çok kaşar spor yazarı yazısına benziyor.ismi bende kalsın ayakları filan.